Oruçlu Olmak
Var olan dinlerin hemen hemen hepsinde oruç ibadeti farklı farklı usullerde de olsa temsil edilmektedir. Kimi insanların çok zor şartlar altında yerine getirmeye çalıştığı oruç ibadeti yaşanmakta. Kimisi savaş ortamlarında fakru zaruret içerisinde, kimisi maden ocaklarında, kimisi inşaatın zor şartlarında, kimisi tarım işçiliğinin zor şartlarında bahtına düşen şekliyle oruç tutmakta. Bu zor şartlar altında orucun lezzeti tabii ki bir başka.
Orucun dünyevi ve uhrevi manalarını hocalarımız ramazan ayı içerisinde çok güzel anlatacaklardır. Ramazan ve oruca biraz farklı bir pencereden bakalım istedim. 80'li yıllarda orucun manevi ruhaniyeti çok daha farklıydı. Açıktan kimse yemek yemez, lokantalar açıksa camlarını gazete ile kapatır ve açıktan kimse kimsenin yüzüne sigara üflemezdi. Ramazan ayı geldiğinde büyüklerimiz Ramazan’ın ilk gününde orucunu kıbleye karşı döner açar hoş geldin ya Şehr’i Ramazan derlerdi. Ay sonunda da yine kıbleye dönerek ellerini açar ve güle güle ya Şehri Ramazan. Yine bize tekrar oruç tutmak nasip eyle Allah’ım diye dualar edilirdi. Yaşlı dünyanın gelişen teknolojinin de etkisiyle global köye dönüşmesinin büyük etkileri altındayız. Başka illeri bilmem ama İstanbul'da sokakta metrolarda Türkçe konuşan azaldı… Olumsuzluktan, zararlı manevi yağmurlarından neslimizi koruma ve kollama adına çok büyük gayretler var. Bu konuda Aile Bakanlığının kurulması ve gayretleri sayılamayacak kadar önemli değerler taşımaktadır. İnşallah Ramazan'ın manevi ruhaniyeti sokaklara daha iyi yansır.
Oruçlu olmak baştan bir ömür boyu her zaman ve şartta haramdan kaçınmayı dedikodu ve........
