menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekonomiye Takvim Değil, Hız Lazım!

9 0
16.10.2026

Türkiye’nin bugün yeni bir kalkınma anlayışına ihtiyacı olduğunu düşünmekteyim. Bence daha fazla rapora, daha uzun hedef listelerine veya yıllar içinde sonuç vermesi beklenen klasik ekonomik müdahalelere değil; doğru hedefe hızla ulaşan, özel sektörü harekete geçiren ve ekonomik sorunları fırsata dönüştüren yaratıcı hamlelere ihtiyacı var.

Çünkü ekonomide zaman, yalnızca takvim yapraklarından ibaret değildir. Her geciken yatırım, ertelenen istihdam, kaybedilen ihracat pazarı ve finansmana ulaşamayan girişimci, ülkenin büyüme potansiyelinden eksilen bir parçadır.

Elbette enflasyonla mücadele, mali disiplin ve finansal istikrar vazgeçilmezdir. Ancak makroekonomik dengelerin iyileşmesini beklerken üretim kapasitesini, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve ihracat gücünü artıracak fırsatları da kaçırmamalıyız.

Türkiye’nin sorunu yalnızca ekonomik kaynakların yetersizliği değil; mevcut kaynakları daha hızlı, daha verimli ve daha yaratıcı kullanma meselesidir.

Türkiye’nin 2026-2028 Orta Vadeli Programı; enflasyonun düşürülmesi, üretkenliğin artırılması, dijital ve yeşil dönüşüm, yatırım ortamının iyileştirilmesi gibi önemli hedefler ortaya koyuyor.

Ancak bir hedefin programda yer almasıyla ekonomide somut bir dönüşüm yaratması arasında ciddi bir mesafe bulunuyor. Asıl mesele, hedeflerin ne kadar sürede hayata geçirildiği ve vatandaşın refahına ne zaman yansıdığıdır.

Örneğin, bir işletmenin ihracata başlayabilmesi için aylarca farklı kurumların işlemlerini tamamlaması gerekiyorsa, burada yalnızca bürokratik bir sorun yoktur. Aynı zamanda kaybedilmiş bir pazar fırsatı vardır.

Bir teknoloji girişimi finansmana erişemediği için kapanıyorsa, yalnızca bir şirket kaybetmiyoruz; yetişmiş insan kaynağını, gelecekteki vergi gelirlerini ve belki de uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek bir ürünü kaybediyoruz.

Bu nedenle yeni kalkınma planı, yalnızca ne yapılacağını değil, ne kadar sürede yapılacağını da ekonomik politikanın merkezine koymalıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı, klasik planlamanın yerine plansızlık değil; hedefleri ölçülebilir sonuçlara, sonuçları da hızlı uygulamaya bağlayan dinamik bir kalkınma modelidir.

Dünyanın küçük ülkelerinden Singapur, küresel ekonomide büyük bir merkez hâline gelirken yalnızca vergi avantajlarına veya coğrafi konumuna güvenmedi. Yatırım çekme, yetenek geliştirme, teknoloji ve iş dünyasının ihtiyaçlarını birlikte ele alan kurumsal bir yapı oluşturdu.

Singapur Ekonomik Kalkınma Kurulu, yatırımcıların ülkeye girişinden büyüme ve ölçeklenme süreçlerine kadar farklı aşamalarda destek sunuyor.

Türkiye bu deneyimden önemli bir ders çıkarabilir: Yatırımcıyı yalnızca teşviklerle karşılamak yetmez; yatırımın önündeki engelleri de ortadan kaldırmak gerekir.

Önerim, Türkiye’de büyük ve stratejik yatırımlar için Tek Kapı, Tek Sorumlu, Tek Takvim modelinin hayata geçirilmesidir.

Yatırımcı, gerekli tüm kamu kurumlarıyla ayrı ayrı uğraşmak yerine tek bir koordinasyon birimiyle çalışmalı. Her yatırım için sorumlu bir yönetici, açık bir işlem takvimi ve düzenli ilerleme raporu belirlenmeli. Mevzuatın gerektirdiği izinler, çevresel değerlendirmeler ve denetimler elbette korunmalı; ancak kurumlar arasındaki gereksiz........

© Hür Fikirler