CHP’nin Kendisini Feshetme Şansı
Demokratik siyasi sistemler siyasi partiler sayesinde ve siyasi partiler aracılığıyla işler. Demokrasi, yalnızca belli aralıklarla sandığa gidilmesi demek değildir. Demokrasi, aynı zamanda, iktidar ve muhalefet partilerinin demokratik usullere riayet ettiği, seçim sonuçlarına saygı gösterdiği, siyasi rekabeti meşru gördüğü ve kendisini millet iradesinin üzerinde konumlandırmadığı bir rejimdir. Bu yüzden, bir ülkede demokratik ilkelere bağlı siyasi partilerin bulunması demokrasinin en temel şartlarından biridir.
Türkiye’de hemen hemen her siyasi partinin problemleri vardır. Partilerde lider sultası, teşkilat zafiyeti, ideolojik savrulma, aday belirlemede keyfilik, parti içi demokrasinin zayıflığı ve yer yer yolsuzluk iddiaları görülebilmektedir. Ancak, bütün bu problemler içinde en köklü ve en yapısal mesele Cumhuriyet Halk Partisi’nde karşımıza çıkmaktadır. CHP sıradan bir siyasi parti değildir; tarihsel olarak tek parti devletiyle özdeşleşmiş, tek parti zihniyetini büyük ölçüde içselleştirmiş ve kendisini çoğu zaman demokratik rekabetin taraflarından biri olarak değil, rejimin sahibi olarak görmüş bir partidir.
Bugün CHP’de Kılıçdaroğlu-Özel gerilimiyle ortaya çıkan manzara, bu tarihsel problemin yeni bir tezahürü olarak okunabilir. Parti, görünüşte bir liderlik veya kurultay tartışması yaşamaktadır. Fakat meselenin daha derininde CHP’nin demokratik siyasette normal bir parti olarak var olup olamayacağı sorusu yatmaktadır. Kılıçdaroğlu taraftarları ile Özel-İmamoğlu çizgisi arasındaki bölünme, sadece kişisel iktidar kavgası değildir. Bu bölünme, CHP tabanının, kadrolarının ve seçmeninin artık aynı siyasi çatı altında tutulup tutulamayacağı meselesini gündeme getirmiştir.
Anlaşıldığı kadarıyla CHP tabanının büyük bir kısmı Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu çizgisinin arkasındadır. Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşü ve parti üzerinde yeniden hâkimiyet kurma teşebbüsü, parti içinde ciddi bir dirençle karşılaşmaktadır. Eğer Özel-İmamoğlu çizgisi ayrı bir parti kurar ve geniş CHP seçmen kitlelerini arkasına alırsa, CHP’nin tarihî tabelası yerinde kalsa bile, fiilî siyasi gücü büyük ölçüde eriyebilir. Böyle bir gelişme, Türkiye siyaseti bakımından beklenmedik şekilde hayırlı bir sonuç doğurabilir. Bazen siyasette krizler, yeni ve daha sağlıklı imkânların........
