HUKUKTA YAPAY ZEKÂ KULLANIMI: MESLEKİ TEHDİT Mİ, DÖNÜŞÜM FIRSATI MI?
Son yıllarda yapay zekânın hukuk alanındaki etkisi giderek daha görünür hale gelmiş, özellikle karmaşık ve öngörülmesi güç davalarda bu teknolojinin kullanımı yoğun biçimde tartışılmaya başlanmıştır. Tartışmanın merkezinde ise avukatlık mesleğinin geleceği yer almaktadır. Yapay zekânın mesleği daraltacağı yönünde kaygılar bulunduğu gibi, onu bir verimlilik aracı olarak gören güçlü bir yaklaşım da mevcuttur.
Tarihsel perspektiften bakıldığında, teknolojik gelişmelere karşı direnç göstermenin çoğu zaman ilerlemeyi geciktirdiği görülmektedir. Matbaanın Osmanlı’ya geç gelmesi yalnızca teknik bir gecikme değil, aynı zamanda düşünsel üretimin de sekteye uğraması anlamına gelmiştir. Bugün yapay zekâya yönelik çekincelerin bir kısmı da benzer bir refleksin ürünü olarak değerlendirilebilir. Oysa dijital çağın gerekliliklerine uyum sağlamak, mesleki sürdürülebilirlik açısından bir tercih değil, zorunluluktur.
Hukuk pratiğinde yapay zekânın sunduğu katkılar oldukça somuttur. Büyük veri analizi, içtihat taraması, sözleşme incelemeleri ve dava sonuçlarına ilişkin olasılık değerlendirmeleri gibi alanlarda yapay zekâ, avukatların iş yükünü hafifletmekte ve daha isabetli stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmaktadır. Özellikle sonucu öngörülemeyen, farklı mahkemelerde farklı kararların çıkabildiği ve ciddi maliyetler doğuran dava türlerinde, yapay zekâ destekli analizler önemli bir avantaj sağlamaktadır.
Bununla birlikte, yapay zekânın avukatın yerini alacağı yönündeki iddialar gerçekçi değildir. Hukuk yalnızca normların uygulanması değil; yorum, takdir ve vicdani değerlendirme süreçlerini de içeren çok boyutlu bir........
