Müdafiin Yargısal İşlemlerde Şüphelinin veya Sanığın Yanında Bulunması
1- Müdafiin Şüphelinin ve Sanığın Yanında Bulunması Hakkında Genel Açıklama
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun özellikle 149. maddesinin 3. fıkrası konuyu net bir şekilde düzenlemiştir. Avukat, yani müdafi; soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanıkla görüşebilir, ifade alma veya sorguda şüphelinin veya sanığın yanında olabilir ve ona hukuki yardımda bulunabilir.
Bu konu tartışmaya açık olmamakla birlikte, duruşma salonlarının tasarımı, fiziki şartları ve bilhassa tutuklu ve tutuksuz sanık sayısının çok olduğu davalarda zaten duruşma salonunda sanığın müdafii ile görüşme imkanının, ya hiç olmadığı veya kısıtlandığı, bunun CMK m.149/3’e aykırı olduğu, duruşma salonunda şikayetçi ve katılan avukatı ile beraber oturup, konuları istişare edebilirken, bir suçlamadan dolayı yargılanan, hatta tutuklu olduğu için kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından yoksun bırakılan, bu nedenle bir an evvel serbest kalmaya çabalayan sanığın evleviyetle avukatı ile duruşma salonunda görüşebilmesi, konuşabilmesi, istişare edebilmesi ve avukatından hukuki yardım alabilmesi gerekir.
CMK m.149/3’e göre; “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz”.
CMK m.154’e göre; “Şüpheli veya sanık, vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz”.
Bu hükümler incelendiğinde; “adil/dürüst yargılanma hakkı”, “silahların eşitliği”, “kolektif savunma hakkı[1]” ve “suçsuzluk/masumiyet karinesi” ilke ve esasları uyarınca avukatın, suç işlemekle itham edilen şüphelinin veya sanığın her yerde ve her zaman, yani yakalandığı, gözaltına alındığı, tutuklandığı, tutukevinde, duruşma salonunda veya keşifte bulunduğu sırada yanında olup, ona hukuki yardımda bulunabileceği, bunun sadece teoriden ibaret bir tespit olmayıp pratikte de sağlanması gerektiği, bu hakkı kullanmanın engellenemeyeceği, ancak tartışmasız kabul edilen bu hakkın uygulamada bazı şartlar ve fiili zorunluluklarla ihlal edildiğinin görüldüğü, özellikle duruşma salonu, SEGBİS (sesli ve görüntülü bilişim sistemi) üzerinden yapılan sorgu, savunma ve duruşmaya katılma sırasında sağlanamadığı, yasal zorunluluğa rağmen bu tür hukuka aykırılıkların, yani avukat ile şüpheli veya sanığın aynı yerde oturamaması, bulunamaması ve görüşememesi hususunun teamüle dönüştüğü, avukatın/müdafiin şüphelinin veya sanığın yanında olup hukuki yardımda bulunma hakkının şüpheli/sanık hakkı olduğu, bu hakkın İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin “Dürüst/Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi ile güvenceye alındığı, yine açık hüküm bulunmasa da benzer güvencenin “Hak arama hürriyeti” başlıklı Anayasa m.36/1 ile de teyit edildiği anlaşılmaktadır.
“Gözaltı” başlıklı CMK m.94/6 ile “Tutuklama kararı” başlıklı m.100/3’de, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kısıtlanan ve bu kısıtlılığının devam etme ihtimali bulunan şüpheli veya sanığın avukattan hukuki yardım alması ve bu nedenle de sorgu için hakim önüne çıkarılan şüpheli ve tutuklanma talebi ile hakim veya mahkeme huzuruna çıkarılan şüphelinin veya sanığın yanında avukatın bulunması öngörülmüştür. Avukatın temsil ettiği şüpheli veya sanığa tam manası ile hukuki yardımda bulunabilmesi için, duruşma salonunda şüpheli veya sanığın yanında olması gerektiği tartışmasızdır.
2- Müdafiin Duruşma Sırasında Sanığın Yanında Bulunması
CMK m.149/3’e ve m.154’e rağmen; uygulamada duruşma salonlarının fiziki şartları, tutuklamaya sevk edilen şüpheli sayısı ile aynı davada yargılanan sanık sayısının çokluğu gerekçe gösterilerek ve en önemlisi de bu mazeretler olmasa bile sözlü yargılamanın aleni şekilde yapılacağı duruşma salonlarının planından, tasarımından, projesinden ve inşasından kaynaklanan sebeplerle, avukatlar/müdafiler ve temsil ettikleri şüpheli veya sanıkların birlikte oturamadıkları, avukatın temsil ettiği şüpheli veya sanığın yanında olmadığı ve gerektiği gibi hukuki yardımda bulunamadığı, ister bir veya birkaç sanık ve isterse çok sayıda sanık yargılansın, yasal düzenlemeye aykırı olsa da sanık ile avukatın ayrı yerlerde oturtulduğu, konuşmalarına, görüş alışverişinde bulunmalarına izin verilmediği, avukatın veya sanığın bu yönde çabasına müdahale edilerek, duruşmanın düzenini bozan davranışların yasak olduğunun söylendiği, soruşturma aşaması gizli olduğu halde bazı tutuklamaya sevklerin tüm şüpheliler katılarak yapılması suretiyle yine müdafii ile şüphelinin salonda yan yana bulunmasının, yani avukatın bizzat şüphelinin yanında yer almasının önüne geçildiği,
CMK m.149/3’de geçen “yanında olma” ibaresinin aynı salonda bulunma olarak anlaşıldığı, oysa bu anlayışın hatalı olduğu, avukatın temsil ettiği şüpheli veya sanığın sorgu ve savunması sırasında hukuki yardım amaçlı müdahale ve uyarılarının engellendiği, bu yolla CMK m.154’de ifade edilen şüpheli veya sanık ile müdafiinin her zaman ve konuşulanları........
