menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İddianamenin ve İddianame Yerine Geçen Belgenin Kabulü

14 11
27.03.2025

İşbu yazımızda; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda gösterilen vasıtalarla hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilen deliller doğrultusunda suç için yeterli şüpheye ulaşılması sonucunda, savcılık makamı tarafından CMK m.170 uyarınca düzenlenen iddianamenin kabulü kararı sonrasında kovuşturma evresine geçilmesi ve CMK m.191/3-b’de[1] belirtilen iddianame yerine geçen belgenin kabulüne dair karar verilmesi gerekip gerekmediği hususu değerlendirilecektir.

1. İddianamenin Kabulü

Türk ceza yargılamasında; muhakeme iş ve işlemleri, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir halin savcılık makamı tarafından öğrenilmesi ile başlamakta olup, Cumhuriyet savcısı tarafından CMK m.160 uyarınca işin esası araştırılmakta, gerekli araştırma ve incelemeler sonucunda, elde edilen hukuka uygun deliller suçun işlendiği izlenimini veren yeterli şüphe seviyesine ulaşılması halinde de kamu davasının esasını ve yol haritasını teşkil eden iddianame düzenlenmektedir.

Şikayet, ihbar üzerine veya re’sen harekete geçerek soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı, tüm delilleri topladıktan sonra, CMK m.170 uyarınca, suçun işlendiğine dair yeterli şüpheye ulaştığında iddianame düzenleyerek, kamu davasının açılması bakımından görevini yerine getirmelidir. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi ile kovuşturma aşaması başlayacaktır[2].

Kovuşturma aşamasına geçilmesi ile birlikte, mahkeme huzurunda ortaya koyulan iddia ve delillere karşı sanığın, yargılamaya konu fiili işlemediğine dair savunma yapması gerekmektedir. Sanığın savunmasında esas alacağı hususlar; iddianamede belirtilen fiiller ve deliller olup, iddianame “suçlama/itham belgesi” olarak da tanımlanmaktadır.

CMK m.170’e göre iddianamede; şüphelinin kimliği, müdafii, maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanuni temsilcisi, açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, şikayette bulunan kişinin kimliği, şikayetin yapıldığı tarih, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, suçun delilleri, şüphelinin tutuklu olup olmadığı, tutuklanmışsa, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri yer almalıdır[3].

Bu şekli şartların yanında; iddianamede sanık bakımından önemli ve esasa ilişkin unsur olarak, yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır, bu suretle hakkında iddianame düzenlenen sanık, hangi fiili sebebiyle yargılanacağını ve bu fiillerin hukuki karşılığının ne olduğunu anlamaktadır. Buna ek olarak; Cumhuriyet savcısı iddianamede, şüphelinin yalnızca aleyhine olan hususları değil, lehine olan hususlara da yer vermelidir.

Bu doğrultuda; Türk ceza yargılamasında, savcılık makamı tarafından hazırlanan iddianame, yargılama sürecinde mahkemece izlenilmesi gereken bir “yol haritası” niteliğinde olup, CMK m.225[4] uyarınca mahkeme; yalnızca iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında hüküm kurabilmekte ve ancak fiilin hukuki nitelendirmesinde serbest bulunmaktadır[5].

İddianamenin düzenlenmesi sonrasında mahkeme, iddianameyi değerlendirecek ve iadesi veya kabulü yönünde bir sonuca varacaktır. Ceza muhakemesi; temelde soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki evreden oluşmakta olup, görevli ve yetkili mahkemenin iddianameyi değerlendirdiği evreye üçüncü bir evre niteliğinde “ara muhakeme evresi” de denilmektedir. Belirtmeliyiz ki; kural olarak görevli ve yetkili mahkeme CMK m.170’e aykırı olarak düzenlenen bir iddianame tespit etmesi halinde, CMK m.174/1-a hükmü gereğince düzenlenen iddianameyi Cumhuriyet Başsavcılığına iade etmelidir.

İddianamenin kabulü kararı ile birlikte, CMK m.175/1 uyarınca soruşturma evresi tamamlanmış ve kamu davası açılarak kovuşturma evresine geçilmektedir. CMK m.2/1-f’deki tanımda ve m.175’deki ifadede, kovuşturma evresinin başlayabilmesi için mahkemenin bir iddianamenin kabulü kararı vermesi gerekmektedir.

İddianamenin kabulü kararı sonrasında; kovuşturma evresinin ilk aşaması olan duruşma hazırlığı da mahkeme tarafından başlamakta, uygulamada “tensip zaptı” veya “tensip tutanağı” olarak adlandırılan ve duruşma gününün tayin edilmesi ile birlikte, duruşmada hazır bulunması gereken kişiler çağrılmasına ve bu aşamada yapılması gereken diğer işlemlere (örneğin tanık dinlenmesi, keşif yapılması, bilirkişiye başvurulması vb.) ilişkin karar verilmektedir.

2. İddianame Yerine Geçen Belgeler

Türk ceza yargılamasında genel kural; savcılık makamı tarafından yürütülen soruşturmanın sonucunda düzenlenen iddianamenin, ilgili mahkeme tarafından kabul edilmesi üzerine kovuşturma aşamasına geçilmekte olup, kamu davasının dayanağının esas olarak iddianame olduğu kabul edilmiştir. Buna karşılık; CMK m.191/3-b’de iddianame yerine geçen belgenin, savcılık makamı dışında soruşturmacılar tarafından düzenlenen ve ilgili yargı merciine gönderilmesi ile doğrudan kamu davası açılabileceği öngörülmüştür.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 25.05.2015 tarihli, 2013/14130 E. ve 2015/29746 K. sayılı kararında; iddianame, “kişinin suçlandığı resmi belge” olarak tanımlanmakta olup, iddianame yerine geçen belge ise, doktrinde “kamu davası açılmasına imkan veren ve savcı dışındaki makamların düzenlediği belge” olarak tanımlanmaktadır. İddianame yerine geçen belgeler; yetkili makamca yürütülen soruşturma sonrasında düzenlenmekte ve ardından ilgili yargılama makamına tevdi edilerek doğrudan kamu davasını başlatmaktadır[6].

Esasında; iddianame yerine geçen belge ile kamu davası açılması, savcılık makamınca iddianame düzenlenmesinin istisnasını oluşturmakta olup, bu hususa ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.07.2007 tarihli, 2007/154 E. ve 2007/232 K. sayılı kararında[7] iddianame yerine geçen belge ile kamu davasının açılmasının istisnai olduğu, genel kural olarak, savcılık makamı tarafından düzenlenen iddianame ile kamu davası açılarak kovuşturma evresine geçileceği ifade edilmektedir.

Nitekim; hukuki niteliği itibariyle bir suçlama belgesi olan iddianame yerine geçen belgeler, iddianameden farklı olarak birtakım özelliklere sahiptir. Bir belgenin iddianame yerine geçen bir belge olarak kabul edilebilmesinde; ilk olarak yargı makamı tarafından kabulüne dair bir karar verilemeden doğrudan kamu........

© Hukuki Haber