menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçu

43 0
28.04.2026

1. TCK m.216/1’de Tanımlanan Suç

“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” başlıklı 216. maddenin 1. fıkrasına göre; “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

Ceza Hukukunun en önemli ilkesinden birisi “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ilkesi ise, ondan da önemlisi “suçta ve cezada kanunilik” ilkesidir. Bu ilke, özellikle Ceza Hukukunun uzak durmaya çalıştığı fikri suçlar alanı ile ifade hürriyetine yönelik getirilecek kısıtlamalar bakımından oldukça mühimdir. Ceza Hukuku; mümkün olduğu kadar fikri alana ve ifade hürriyetine dönük sınırlamalara girmemeli, korunacak bazı hukuki yararlar yönünden ifade hürriyetini sınırlayan suç ve ceza tanımları yapılması gerekmekte ise, bu tanımlarda suçun unsurları net ortaya koyulmalı, ama bir o kadar da “kanunilik” ilkesinin varlığını uygulamada hissettirmeli, Ceza Hukukunda yasak olan kıyas veya kıyasa varan genişletici yorum yasağı, özellikle suç ve ceza hükümleri tatbik edilirken gözardı edilmemelidir.

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunun oluşabilmesinde; halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen, yani açıkça (net, kolayca anlaşılabilir ve herkese ulaşabilir biçimde) tahrik etme olarak düzenlenmiş, ancak sırf bu unsurun varlığı failin cezalandırılması için yeterli görülmemiş, ayrıca kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması, hareket ile sonuç arasında illiyet bağının kurulması aranmıştır.

Bu suç; “somut tehlike” suçu olarak tanımlanmış ve somut tehlike, “kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması” olarak gösterilmiştir, yani somut olayda bu tehlike tespit edilmedikçe esasen suçun maddi unsurunun varlığından bahsedilemez. Bununla birlikte, somut tehlike için aranan şartın bir objektif cezalandırılabilme şartı olduğu kabul edilmektedir.

Fail; halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini (bir bölümü, bir bölgeyi veya ortak özellikleri taşıyan toplumu oluşturan bir topluluğu), diğer bir kesimi (bir bölümü, bir bölgeyi veya ortak özellikleri taşıyan toplumu oluşturan bir topluluğu) aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik ederken, bu farklı özellikleri bilmeli ve isteyerek tahrik etmelidir[1].

Kamu barışını korumayı hedefleyen TCK m.216/1, açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halini aradığı için bir somut tehlike suçu olarak kabul edilir. Soyut tehlikede olan belirsizlik, somut tehlikede henüz zarara dönüşmemiş, ancak belirginleşmiş ve fark edilebilir tehlikenin varlığına işaret eder. Dolayısıyla, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgularla tespit edilmesi gerekir. Kamu güvenliği; toplumun ve toplumu oluşturan bireylerin can ve mal güvenliğinin korunması, en önemlisi de bu güvenliğin kamu hizmeti olarak Devlet tarafından sağlanmasını ifade eder[2].

Burada tahrikin; kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike ortaya çıkarması arandığından, tahrik ile kamu güvenliğinin gerçekten bozulması şart değildir, kamu güvenliğinin bozulması konusunda açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması yeterlidir[3]. Hükümde geçen “açıklık” kavramından, tehlikenin şüpheye yer bırakmayacak ölçüde ortaya çıkması; “yakınlık” kavramından ise, düşünce açıklamasında kullanılan kelimelerin, bir zarara sebebiyet verme olasılığına yakın olma anlaşılmalıdır[4].

216. madde bir somut tehlike suçudur ve bu tehlikenin varlığının her somut olayda mutlaka ortaya koyulması........

© Hukuki Haber