menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DDK’ya Tanınan Görevden Uzaklaştırma Yetkisinin Anayasaya Aykırılığı

15 2
08.02.2025

Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nun görev ve yetkileri, Anayasanın 108. maddesinde düzenlenmiştir. Bir hukuk devletinde olması gereken, şeffaflık ve denetimdir. “Devlet Denetleme Kurulu'nun Görevden Uzaklaştırma Yetkisi” başlıklı yazımızda, bu konu bazı yönleri ile ortaya koyulmuştur.

Yeni yönetim sisteminde Cumhurbaşkanının yegane icracı yürütme organı sayıldığı, bakanların birer atanmış bürokrat olarak kabul edildiği, bakanları göreve atama ve görevden alma yetkisinin münhasıran Cumhurbaşkanında olduğu, bu kapsamda; parlamenter sistemin terk edildiği, üçlü ve ikili atama kararnameleri kullanılmadığı, hatta yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin de temsili demokrasinin bir gereği olarak halk adına etkin denetim yapabilme yetkisinin azaltıldığı, bu anlamda “kuvvetler ayrılığı” ilkesinin, hem yasama ve hem de yargı organları aleyhine bozulduğu, demokratik hukuk devleti pratiğinin bundan olumsuz etkilendiği izahtan varestedir.

Anayasa m.108'e göre; Cumhurbaşkanının isteği üzerine Devlet Denetleme Kurulu'nun tüm kamu kurum ve kuruluşları ile Anayasa m.108/1'de sayılan kuruluşları, kamuya yararlı dernekler ile vakıflarda her türlü idari soruşturma, inceleme, araştırma ve denetleme yapabilme yetkisi bulunup, bu kapsama Türkiye Barolar Birliği ve barolar dahil yargı organları, Yüksek Öğretim Kurulu ile üniversiteler ve belediyeler girmemektedir.

5 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, denetlemenin; denetim, inceleme, araştırma ve soruşturma faaliyetlerini kapsadığı ve (e) bendinde de; idari soruşturmanın, 5 sayılı CB kararnamesinin kapsamına giren kurum ve kuruluşlar ile diğer birim ve işlerdeki görevlilerin, Ceza ve Disiplin Hukukundan ve diğer mevzuattan doğan sorumluluklarının tespit edilmesi olarak tanımlandığı görülmektedir.

2443 sayılı Devlet Denetleme Kuruluna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un “Görevden uzaklaştırma” başlıklı 6. maddesine göre; “İlgili Kurul üyesi veya denetçi;

a) Denetlemeler sırasında denetimi güçleştiren veya engelleyen davranışlarda bulunan,

b) Görevde kalması halinde kamu zararını artıracağı anlaşılan,

c) Suç delillerini karartacağı anlaşılan,

ç) Kamu hizmetinin gerekleri yönünden görevi başında kalmasında sakınca görülen,

Her kademe ve rütbedeki görevliler hakkında görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasını yetkili makamlara önerebilir, memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında bu tedbiri uygulayabilir.

Görevden uzaklaştırma tedbirine ilişkin gerekçeli yazı, görevden uzaklaştırılanın atamaya yetkili amirine, Kurul Başkanına ve diğer ilgililere bildirilir.

Denetlemeler sırasında görevden uzaklaştırma gerekçesinin ortadan kalkması, denetlemeler sonunda suç işlendiğinin belirlenememesi veya disiplin yönünden memurluktan çıkarma dışında bir ceza önerilmesi halinde, ilgili denetim veya soruşturma grubunca hazırlanacak yazı veya rapor üzerine, görevden uzaklaştırılan, atamaya yetkili amir tarafından derhal görevine başlatılır.

Görevden uzaklaştırma tedbiri uygulamasına ilişkin iş ve işlemler öncelikle tamamlanır”.

Görüleceği üzere; 2243 sayılı Kanunun 6. maddesinde sadece soruşturmanın başlatılması ile ilgili değil, denetim, inceleme ve araştırma kapsamında da DDK üyesi veya denetçisi tarafından denetlenen kurum veya kuruluşta çalışan kişinin tedbiren görevden uzaklaştırılabileceği, bunun için süreye bağlı olarak bir idari soruşturmanın başlatılmasından bahsedilmediği, fakat denetlemeler sırasında görevden uzaklaştırmaya dayanak olan sebebin ortadan kalktığının DDK’nın ilgili denetim veya soruşturma birimi tarafından hazırlanacak yazı veya raporla ortaya koyulması halinde, görevden uzaklaştırılan kişinin, atamaya yetkili amir tarafından derhal görevine başlatılacağı anlaşılmaktadır.

Görevden uzaklaştırma ve göreve iade, DDK’nın yetki ve tasarrufuna bırakılmış olup, atamaya yetkili amir yalnızca bunların gereğinin yerine getirilmesi ile yetkili kılınmış ve amire bir söz hakkı tanınmamıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 138. maddesinde, görevden uzaklaştırmaya yetkili olanların; atamaya yetkili amirler, bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri, illerde valiler ve ilçelerde kaymakamlar olarak sıralanmıştır. Kaymakamın, ilçe idare şube başkanını görevden uzaklaştırırken valinin muvafakatini alması gerekir.

657 sayılı Kanunun 139. maddesinde ise; “Görevinden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır.

Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak........

© Hukuki Haber