BAM Ceza Dairesinin Dosya Üzerinden Mahkumiyet Kararı Yerine Kesin Nitelikte Beraat Kararı Verme Sorunu
Bu yazımızda; bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararını, dosya üzerinden inceleme yapmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.280/1-a ve m.303/1-a’da yer alan düzenlemeler uyarınca beraat kararı şeklinde değiştirmesi ve bu kararın kesin olarak vermesinin isabetli olup olmadığı değerlendirilecektir.
“Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” başlıklı CMK m.280/1-a’ya göre; “(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, (…)
“Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek haller, hukuka aykırılığın düzeltilmesi” başlıklı CMK m.303’e göre; “(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu halde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci halde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.
f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddi hata yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa”.
Görüleceği üzere kanun koyucu; CMK m.303’de yer alan (b) bendi hariç diğer bentlerde gösterilen sebeplerden birisinden dolayı BAM ceza dairesinin dosya üzerinden yapacağı inceleme ile farklı bir karar verebileceğini, buna göre (a) bendinde yer alan, “Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.” nedenle, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararının dosya üzerinden kaldırılıp, yerine BAM ceza dairesi tarafından beraat kararı verebilmesi mümkün gözükmektedir. Esas itibariyle; aşağıda tartıştığımız soruna yol açmadan, ya bu yönde bir hüküm CMK m.280/1-a’da bulunmamalı veya dosya üzerinden yapılacak inceleme ile mahkumiyet yerine beraat kararı verilebilecekse, bunun da yasal şartlarının çok sıkı ve net bir şekilde yasal düzenlemede gösterilmesi gerekirdi. Çünkü CMK m.303, maddi vaka incelemesi yapan BAM ceza daireleri için değil, temyiz incelemesi sırasında yalnızca hukukilik denetimi yapan Yargıtay için öngörülmüş son derece istisnai bir düzenlemedir. İki dereceli yargılama sistemi kapsamında kabul edilen ilk derece mahkemeleri ile BAM ceza daireleri bakımından CMK m.303’e atıf yapılması isabetli olmamış, bu atıf nedeniyle de dosya üzerinden inceleme yapmak suretiyle mahkumiyet yerine kesin nitelikte beraat kararı veren BAM ceza dairelerinin kararı, bu defa temyiz incelemelerinde Yargıtay tarafından bozulmaya başlanmıştır. Gerçi dosyaların Yargıtay’a gönderilmesi de bir yeknesaklık da bulunmamaktadır. Bazen Cumhuriyet savcısının veya katılanın temyiz başvurusu kabul edilmekte veya reddedilse bile buna karşı yapılan temyizle dosya Yargıtay’a gönderilmektedir. Ancak birçok durumda, kararda “kesin” ibaresini gören katılan taraf temyize gitmekten imtina etmekte ve bu da ister istemez hak kayıplarına yol açmaktadır.
Belirtmeliyiz ki; sorunun kaynağı yasal düzenlemedir, yani CMK m.280/1-a ve bu hükümde m.303’e yapılan atıftır.
5 yıllık temyiz sınırı, bunu geçse bile bozulan kararın sonrasında verilen kararın 5 yıl hapis veya altında kalması, bağlı suçlar, işbu yazımızda yer verdiğimiz sorundan kaynaklanan sebeplerle, BAM ceza dairelerinin hukukilik denetiminin yanında maddi vaka denetimi yapması, bu denetimlerin mahkemeye erişimin sağlanması suretiyle duruşmalı yapılması sistemi uygulamada bir türlü yerli yerine oturtulamamıştır.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin uygulaması
Uygulamada; ilk derece mahkemeleri tarafından verilen mahkumiyet kararlarının bazı dosyalarda, bölge adliye mahkemeleri ceza daireleri tarafından dosya üzerinden inceleme yapıldıktan sonra mahkumiyet kararının kaldırılıp, yerine sanık hakkında beraat kararı verildiği, ancak bu kararın bozma kararı olarak değil de, CMK m.280/1-a uyarınca “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” şeklinde verildiği, hüküm kısmının istinaf kararı ile değiştirildiği, bu kararın da CMK m.286/2-b kapsamına girdiği gerekçesiyle kesin olarak verildiği görülmektedir[1].
Bu uygulama iki tartışmayı gündeme getirmektedir:
1- İstinaf mahkemeleri duruşma açmadan, mahkumiyet kararını, “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” şeklinde karar vererek “beraat” kararı olarak değiştirebilir mi?
2- İstinaf mahkemesi ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararını beraat kararı olarak değiştirdiği durumda, bu karar kesin nitelikte verilebilir mi?
Aşağıda bu iki soruna dair değerlendirmelerimize yer vereceğiz.
2. İstinaf mahkemelerinin duruşma açmadan, mahkumiyet kararını, “hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” şeklinde beraat kararı olarak değiştirmesi sorunu
Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri; CMK m.280/1 uyarınca, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararını, CMK m.303/1’de sayılan bazı hallerde[2], Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi halinde, başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmadan cezayı kaldıran veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ya da şahsi cezasızlık sebeplerine bağlı olarak daha az ceza verilmesini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini gerektiren hallerde, olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmadan davanın reddine karar verilmesi veya güvenlik tedbirlerine ilişkin hatalı kararın düzeltilmesi gereken hallerde verebilir.
Bu durumlar dışında; bölge adliye mahkemesi ceza dairesi ilk derece mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararının hukuka aykırı olduğu düşüncesinde ise, şartları mevcutsa CMK m.280/1-e,f uyarınca hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece........
