menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİNDE GÖREV ARTIK TÜKETİCİ MAHKEMELERİNDE

18 0
28.09.2026

Kentsel dönüşüm kapsamında binası yenilenen daire sahiplerinin mülkiyet haklarının kamu otoritesi tarafından kısıtlandığı, şablon hükümler içeren 6306 sayılı yasa karşısında pek de takdir haklarının olmadığı bir gerçektir. Genel olarak icbar yöntemiyle vatandaşın müteahhit şirketlere yönlendirildiği görülmektedir. Bu durumda, dairesinin haraç-mezat satılmasını istemeyen hak sahipleri zorunlu olarak müteahhit şirketlerle anlaşma yapmaktadır. Yasada tanınan zorlama gücünü arkasına alan bazı yüklenici şirketler, genel işlem şartlarına aykırı sözleşme maddelerini dayatma yoluyla arsa sahibine kabul ettirmektedir. Yasal hakkın suistimali niteliğindeki bu uygulama şüphesiz ki, vatandaşların mağduriyetlerine yol açmaktadır. Mevcut durum karşısında daire sahiplerini koruyan birtakım düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu kuşkusuzdur. İşte bu noktada, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi aşağıda açıklayacağımız kararını yayınlamıştır.

Kitabımızın ilk basımının yayınlandığı, 2016 yılından itibaren belirttiğimiz, 6306 sayılı kanun uygulamasında da daire sahipleri tüketici sayılmalıdır şeklindeki önerimiz, Yargıtay tarafından uygun bulunarak, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12.02.2026 tarihli görev yeri belirleme kararı ile resmiyet kazanmıştır. Aradan “10” yıl geçmiş olsa da zararın neresinden dönülürse kardır. Buna göre, 6306 sayılı kanun kapsamında inşa edilen binalarla ilgili olarak arsa sahiplerinin yükleniciye karşı açtığı kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davalarda Tüketici Mahkemesi’nin görevli olduğu belirtilmiştir. Önceki uygulanmada, kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında kat malikleri tarafından imzalanan sözleşmelerde, arsa sahipleri, tacir olarak kabul edilmekteydi. Adeta, milli seferberlik ilan edilerek depremden korunmak amacıyla yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarında, binaları yenilenen arsa sahiplerinin tacir olarak kabul edilmesi yasal bir çelişkidir. 6306 sayılı kanunun genel gerekçesi incelendiğinde temel amacın deprem riskine karşı önlem almak ve bu uğurda gerekirse mülkiyet hakkından da feragat edilerek sağlam binalar inşa etmektir. Aynı zamanda, yasada yer alan icbar ve zorlama niteliğindeki hükümler yukarıda açıklanmıştır. Bu durumda, yasanın temel mantığı esas alındığında, hak dengesini korumak ve daire sahiplerinin, özellikle müteahhit ile olan ilişkilerinde tüketici olarak kabul edilmesi ve tüketici kanunundan kaynaklanan tüm hakların kullanılabilmesine imkan tanınması doğru bir uygulamadır.

Bir tarafta tamamen kar amacı güden yüklenici şirket, diğer tarafta yasa zoruyla mülkiyet ve şerefiye haklarından feragat etmek zorunda kalan daire sahipleri mevcut iken, bu tablo içerisinde daire sahiplerini tacir olarak kabul etmek zaten abesle iştigaldir.

Yukarıda da açıklandığı üzere, yürütme erki, riskli yapı parsellerinde vatandaşı yasa zoruyla yüklenici şirketlerle anlaşma yapmaya icbar etmektedir. Bu durumda, “ister imza at istersen atma hissen satışa çıkar” mantığıyla hareket edildiğinden, arsa sahiplerinin başkaca yasal korumaya ihtiyaç duyduğu açıktır. Vatandaş, devlet eliyle özel sektör müteahhitlerine yönlendirilirken, bazı müteahhit şirketlerin de vatandaşa zorlama niteliğinde sözleşmeler dayattıkları bilinmektedir. Ancak, içtihat değişikliği ile artık, 6306 sayılı kanun kapsamındaki kat karşılığı inşaat sözleşmeleri “Tüketici Akdi” sayılacağından, sözleşme içerikleri Tüketici Mahkemesi tarafından denetlenecek ve inşaat sözleşmelerinde yer alan, “Haksız Şart” niteliğindeki sözleşme maddeleri Mahkemece iptal edilecektir. Bu durumda, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde yer........

© Hukuki Haber