menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SOYBAĞININ KURULMASINDA BABALIK DAVASININ ROLÜ

14 0
24.04.2026

Soybağı, çocuğun kimliğinin, aile bağlarının ve buna bağlı çok sayıda kişisel ve malvarlığı hakkının temelini oluşturan bir hukuki kurumdur. Türk hukukunda soybağı; çocuk ile anne arasında doğumla, çocuk ile baba arasında ise evlilik, tanıma veya hâkim hükmü ile kurulabilmektedir. Evlilik dışında doğan çocuk yönünden, baba ile soybağının kurulması çoğu zaman ihtilaflı bir süreci beraberinde getirir. Bu ihtilafın yargısal çözüm mekanizması babalık davasıdır.

Babalık davası yalnızca bireyler arasındaki bir uyuşmazlık olarak görülemez. Yargıtay içtihatlarında sıklıkla vurgulandığı üzere, soybağına ilişkin davalar kamu düzeni ile yakından ilgilidir ve çocuğun üstün yararıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle mahkeme, maddi gerçeğe ulaşmak için delilleri etkin biçimde toplamak; özellikle bilimsel gelişmelerin sağladığı imkanlardan (başta DNA incelemesi) yararlanmak zorundadır. Bu yaklaşım, hem çocuğun temel haklarının korunması hem de nüfus kayıtlarının doğruluğu bakımından kritik önemdedir.

Bu yazımızda babalık davası; dava hakkı ve taraflar, hak düşürücü süreler, ispat ve karine sistemi, yargılama usulünün kamusal niteliği, ihbar zorunluluğu, başka bir soybağı ilişkisi bulunması hâlinde izlenecek yol, hükmün sonuçları ve uygulamada sık karşılaşılan sorunlar ekseninde incelenecektir.

2. Babalık Davasının Tanımı, Hukuki Niteliği ve Amacı

Babalık davası, Türk Medeni Kanunu m.301 ve devamında düzenlenen; çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını amaçlayan davadır. Bu dava, evlilik dışı doğan çocuk yönünden biyolojik bağın hukuken tanınması ve hukuki sonuç doğurması bakımından işlev görür.

Hukuki nitelik bakımından babalık davası: Kişilik durumunu (status) etkileyen, sonucu itibarıyla yalnız tarafları değil üçüncü kişileri ve kamuyu da ilgilendiren, bu nedenle klasik anlamda tarafların serbest iradeleriyle yönlendirilemeyen (tam anlamıyla tasarruf serbestisi olmayan), çocuğun kimlik, aile bağları, mirasçılık ve nafaka gibi temel haklarına temas eden bir davadır.

Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı, soybağı davalarında hâkimin “kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde” doğru sonuca ulaşması gerektiği yönündedir. Bu doğrultuda mahkeme, salt ikrar veya tanık beyanlarıyla yetinmemeli; çoğu olayda DNA incelemesi başta olmak üzere bilimsel delilleri toplamalıdır. Bu yaklaşım, soybağının “temel hak” boyutu olduğuna ilişkin değerlendirmelerle de güçlendirilir.

3. Dava Hakkı, Taraflar ve İhbar Zorunluluğu (TMK m.301)

3.1. Davayı Kim Açabilir?

TMK m.301’e göre babalık davasını ana ve çocuk açabilir. Bu yönüyle dava hakkı sınırlı bir şekilde tanınmıştır. Dava hakkının anne ve çocuğa tanınması, çocuğun menfaatinin korunması ve soybağı ilişkisinin doğrudan muhatapları olmaları ile açıklanır.

Dava, kural olarak babaya karşı açılır. Baba ölmüşse dava mirasçılara yöneltilir (TMK m.301). Böylece soybağı kurulmasının miras hukuku sonuçları (özellikle mirasçılık ve buna bağlı terekede hak iddiası) bakımından davanın doğru hasma yöneltilmesi sağlanır.

3.3. Cumhuriyet Savcısı ve Hazineye İhbar

TMK m.301’in son cümlesi, babalık davasının Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilmesini zorunlu kılar. Yargıtay uygulamasında bu ihbar, salt şekli bir işlem olarak değil; soybağının kamu düzeni boyutu nedeniyle yargılamanın sağlıklı yürütülmesi için önemli bir usul güvencesi olarak değerlendirilir.

Nitekim Yargıtay kararlarında, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar yapılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması bozma nedeni sayılmaktadır. Uygulamada, mahkemenin ihbarı resen gözetmesi; eksiklik varsa tamamlatması beklenir. Bu çerçevede, davacı taraf (anne/çocuk) açısından ihbar yapılmaması bir “usul eksikliği” oluşturduğundan, davanın esası doğru olsa bile kararın sırf bu nedenle bozulma........

© Hukuki Haber