menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Masumlaştırma mı, Gerçekçilik mi? “Suça Sürüklenen Çocuk” Kavramı Üzerine

8 1
22.01.2026

Adalet duygusu, özellikle mağdurun yaşadığı acı üzerinden şekillendiğinde, kullanılan dilin toplumda nasıl yankı bulduğu son derece önemlidir. Son dönemde kamuoyunu derinden sarsan çocuk failli ağır suçlar sonrası, “suça sürüklenen çocuk” (SSÇ) ifadesi üzerinden yükselen tepkiler de tam olarak bu hassasiyetin ürünüdür.

Mattia Ahmet Minguzzi cinayeti gibi olaylar, vicdan sahibi herkesin yüreğini yakmıştır. Bu acı karşısında öfke duyulması doğaldır. Ancak bu öfkenin yöneldiği yerin doğru olup olmadığı ayrıca sorgulanmalıdır. Zira “suça sürüklenen çocuk” ifadesi, sanıldığı gibi suçu hafifleten ya da faili koruyan bir söylem değil; kanunda yer alan, teknik bir hukuki tanımdır.

“Sanık” Değil de Neden “SSÇ”?

Ceza yargılamasında “sanık” kelimesi, tam sorumluluk sahibi, iradesi olgunlaşmış bireyler için kullanılır. Çocuklar söz konusu olduğunda ise hukuk farklı bir noktadan hareket eder. Bunun nedeni çocuğu kayırmak değil; çocuğun karar verme yetisinin, yetişkinlerle aynı düzeyde kabul edilmemesidir.

Bir çocuğun suça karışması çoğu zaman tek başına verilen bir karar değildir. Aile yapısı, eğitim eksikliği, çevresel baskılar, ihmal ya da yönlendirme gibi etkenler........

© Hukuki Haber