menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TAKİPTEN SONRAKİ MENFİ TESPİT DAVASININ HACİZ VE SATIŞ İŞLEMLERİNE ETKİSİ

32 0
12.08.2026

Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere tâbi bir davadır. Davanın icra takibinden önce ya da sonra açılması, takibe etkisi bakımından belirleyici önemdedir. Takip başladıktan sonra açılan davada, borçlunun yararlanabileceği geçici koruma, takibin bütünüyle durdurulması değil, belirli koşullarla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesidir.

Bu düzenlemenin temel kuralı şudur: takipten sonra açılan menfi tespit davası, icra takibini ne kendiliğinden ne de mahkemenin ihtiyati tedbir kararıyla bütünüyle durdurur. Borçlu, İİK m.72/3’te öngörülen teminatı göstererek icra veznesine girmiş veya girecek paranın alacaklıya ödenmemesini talep edebilir. Borçlunun bunun yanında güncel dosya borcunun tamamını nakden yatırması veya Yargıtayın kabul ettiği nitelikleri taşıyan banka teminat mektubuyla güvence altına alması ise haciz ve satış bakımından farklı bir hukukî sonucu ortaya çıkarır.

2. HUKUKÎ ÇERÇEVE VE MENFİ TESPİT DAVASININ NİTELİĞİ

İİK m.72/1’e göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Dava, icra mahkemesinde değil, görevli genel mahkemede görülür ve maddi anlamda kesin hüküm doğurur. Borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olması, itirazının kaldırılmış bulunması veya kambiyo senetlerine özgü takipte borca ya da imzaya itiraz etmiş olması, kural olarak maddi hukuk ilişkisinin genel mahkemede menfi tespit davasına konu edilmesine engel değildir.

İcra mahkemesindeki itiraz incelemesi ile menfi tespit davası farklı yargılamalardır. Bu nedenle menfi tespit davasının açılması, itirazın kaldırılması veya kambiyo takibindeki borca ya da imzaya itiraz incelemesini kendiliğinden bekletici mesele hâline getirmez. Takibin kesinleşmiş olması durumunda mahkeme tarafından tedbir kararı verilmemiş olması halinde alacaklı haciz ve satış istemeye devam edebilir.

3. TAKİPTEN SONRA AÇILAN DAVANIN TEMEL ETKİSİ

İİK m.72/3’ün ilk cümlesi emredicidir: “İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.” Bu hüküm uyarınca dava dilekçesinin icra dosyasına sunulması, ödeme emrinin tebliğini, takibin kesinleşmesini, haciz talebini, haczin uygulanmasını, kıymet takdirini veya satış işlemlerini kendiliğinden durdurmaz.

Aynı sebeple menfi tespit davasına bakan mahkeme; ödeme emrinin gönderilmemesi, itirazın kaldırılması incelemesinin ertelenmesi, borçlunun mallarının haczedilmemesi veya haczedilmiş malların satılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı veremez.

4. İİK M.72/3 UYARINCA ÖZEL GEÇİCİ HUKUKÎ KORUMA

4.1. Tedbirin Konusu ve Sınırı

Kanunun izin verdiği koruma, takibin bütün safhalarının durdurulması değil, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesidir. Dolayısıyla tedbir, cebrî icranın son safhasına, başka bir ifadeyle tahsil edilen paranın alacaklıya ödenmesi ve gerektiğinde paylaştırılması aşamasına yönelir. Kararın kapsamı açıkça “icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesi” şeklinde kurulmalıdır.

Bu tedbir tek başına ödeme emrinin gönderilmesini, haciz yapılmasını veya hacizli malın satışını engellemez. Mahkemenin doğrudan “takibin durdurulmasına” ya da “satışın durdurulmasına” karar vermesi, takipten sonra açılan dava bakımından kural olarak kanuna aykırıdır.

4.2. TEMİNATIN TÜRÜ VE KAPSAMI

Borçlu, alacaklının gecikmeden doğabilecek zararlarını karşılamak üzere, takip konusu alacağın yüzde on beşinden az olmamak kaydıyla mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermelidir. Yüzde on beş kanunî alt sınırdır; somut olayın özelliklerine göre daha yüksek teminat belirlenebilir. Teminatın türü HMK m.87 ve geçici hukukî korumalara ilişkin genel ilkeler çerçevesinde değerlendirilir. Nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu uygulamada öne çıkmakla birlikte, kabul edilecek teminat konusunda mahkemenin takdir yetkisi vardır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 04.05.2018 tarihli E.2016/31340, K.2018/4251 sayılı kararında; mahkemece tayin edilen yüzde on beşlik teminattan ayrı olarak, icra müdürlüğüne talep anına kadar fer’ileriyle birlikte hesaplanan dosya borcunun tamamını karşılayan ve her an paraya çevrilebilir muteber, kesin banka teminat mektubu verilmesi hâlinde alacaklı tarafından takibe devam edilemeyeceğini kabul etmiştir. Daire, somut olayda asıl alacak ve fer’ilerinin tamamını karşılayan teminat mektubunun icra dosyasına sunulmuş olmasını yeterli görmektedir.

Aynı Daire, 07.06.2018 tarihli E.2018/1429, K.2018/5995 sayılı kararında da aynı ilkeyi tekrarlamıştır. Karara göre, mahkemenin belirlediği........

© Hukuki Haber