SERVİSTE BEKLEYEN ARACIN BEDELİ
Yetkili Servisin Onarım Gecikmesinden Doğan Araç Mahrumiyeti Zararı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin Birbirine Zıt İki Kararı
Trafik kazasından sonra aracın serviste geçirdiği süre, zarar gören için çoğu zaman kazanın kendisinden daha yıpratıcıdır. Eksper onayı, parça siparişi, ithalat ve gümrük derken haftalar aylara dönüşür; araç sahibi bu sürede ya başka bir araç kiralar ya da aracından yoksun kalır. Kusurlu tarafa karşı açılan mahrumiyet davalarında yargı uygulaması zararı "makul onarım süresi" ile sınırlamaktadır. Servisteki gecikme kusurlu sürücüye yüklenmez. Bu durumda makul süreyi aşan dönemin zararını kimin karşılayacağı sorusu açıkta kalmaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2026 tarihli kararı bu soruya açık bir cevap vermiş ve parçayı makul sürede temin edemeyen yetkili servisi, 206 gün serviste kalan araç için 735.000 TL mahrumiyet bedelinden sorumlu tutmuştur. Ne var ki aynı Daire, yalnızca iki hafta sonra, 09.07.2026 tarihinde verdiği başka bir kararda 394 gün serviste kalan ticari bir araç için açılan davanın reddini onaylamıştır. Bu yazıda önce 735.000 TL'lik karar incelenmekte, ardından iki kararın dayandığı birbirine zıt gerekçeler karşılaştırılmakta ve servis gecikmesinden doğan zararın hukuki dayanağı ile uygulamada izlenmesi gereken yol tartışılmaktadır.
I. KARARA KONU OLAY VE YARGILAMA SÜRECİ
Davacı şirkete ait araç 01.01.2024 tarihinde, şerit değiştiren diğer aracın tam kusuruyla meydana gelen kazada hasarlanmış ve 02.01.2024 tarihinde davalı yetkili servise bırakılmıştır. Sigortacının eksperi aracı 04.01.2024'te incelemiş, onarım onayı 17.01.2024'te verilmiştir. Servis 18.01.2024'te 137 kalem parça için sipariş vermiş, son parçalar 27.07.2024'te stoğa girmiş ve onarım faturası 10.08.2024'te düzenlenmiştir.
Davacı, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği'nde binek otomobiller için öngörülen azami tamir süresinin çok aşıldığını ileri sürerek aracından mahrum kaldığı süre için 735.000 TL tazminat istemiştir. Davalı servis ise sürecin sigortacının onayına bağlı olduğunu, parçaların piyasada bulunamadığını, yurt dışından sipariş edilen parçaların ithalat ve gümrük sürecini kontrol etme imkânı bulunmadığını ve parçalar gelir gelmez onarımı tamamladığını savunmuştur.
Makine mühendisi bilirkişi, aracın onay tarihinden fatura tarihine kadar 206 gün serviste kaldığını, 45 günlük azami sürenin düşülmesiyle 161 günlük aşım bulunduğunu, bunun yaklaşık beş aya karşılık geldiğini ve aynı model araçların aylık kira bedelinin 150.000 TL olduğunu belirterek zararı 750.000 TL olarak hesaplamıştır. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi talep edilen 735.000 TL'nin tamamını kabul etmiştir (03.11.2025, E. 2025/420, K. 2025/754).
Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Kararın belirleyici cümlesi şudur:
"Buna göre yapılan değerlendirmede davacının aracının kaza sonucu götürüldüğü davalı servisin parçayı makul sürede temin edemediği, aracın makul tamir süresinin aşılmasına ve davacının araçtan faydalanamamasına neden olunduğu anlaşılmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir." (İstanbul BAM 3. HD, E. 2026/306, K. 2026/1861, 25.06.2026)
Karar temyiz yolu açık olarak verilmiş olup henüz kesinleşmemiştir.
II. MAHRUMİYET ZARARININ PARÇALANMASI: KİM, HANGİ SÜREDEN SORUMLU?
Kararın önemini kavramak için mahrumiyet zararının birden fazla sorumlu arasında nasıl bölündüğünü görmek gerekir. Aynı zararın farklı dönemleri, farklı hukuki ilişkiler çerçevesinde farklı kişilere yüklenmektedir.
A. Kusurlu sürücü ve işleten: makul onarım süresi. Haksız fiil faili, aracın makul onarım süresi boyunca doğan mahrumiyet zararından sorumludur. Bu zarar Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.6-(k) maddesi uyarınca zorunlu trafik sigortasının teminatı dışındadır; bu nedenle yalnızca sürücü ve işletenden istenebilir (Sakarya BAM 3. HD, E. 2025/1730, K. 2026/1330, 18.06.2026). Makul sürenin belirlenmesinde ise servisteki gecikmeler faile yüklenmez. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi bunu şu sözlerle ifade etmiştir:
"Davacıdan kaynaklanan sebeplerle, aracın geç onarıma verilmesi, servis yoğunluğu nedeniyle onarımda geçen süre, aracın geç teslim edilmesi vb. hususlar davalıya yüklenemez." (Sakarya BAM 3. HD, E. 2025/1338, K. 2026/592, 25.03.2026)
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi de makul onarım süresinin teknik bir mesele olduğunu belirtmiş, kendi 21 günlük teknik tespitine rağmen "Yargıtay ilamlarına göre onarım için gereken makul süre 30 gündür" diyerek 30 gün esas alan bilirkişi raporunu yerinde görmemiş ve "Onarım süresinin, belirli bir süreden kısa olmayacağına ilişkin yasal düzenleme olmadığından, gerçek durum çerçevesinde bu süre belirlenmelidir." demiştir (Ankara BAM 26. HD, E. 2025/427, K. 2026/1383, 11.09.2026). Bu yaklaşım, tüketici mevzuatındaki azami tamir sürelerinin kusurlu tarafa karşı açılan davada doğrudan ölçü alınamayacağını da göstermektedir.
B. Kasko sigortacısı: onay ve pert değerlendirme süreci. Aracın onarımına sigortacı karar veriyorsa, onarım onayının gecikmesinden doğan zarar sigortacıya yüklenebilir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin........
