Yargılamanın Travmaya Dönüşmesi: Çocukların Tekrar Dinlenilmesi
Hukuk düzeninin en hassas özneleri olan çocukların, adalet sistemi içerisinde bir kez daha örselenmemesi, ceza yargılamasının en temel önceliklerinden biri olmalıdır. Özellikle cinsel istismar başta olmak üzere, ağır travmatik etkileri olan suçlarda çocuğun beyanının alınması süreci; usul ekonomisinden ziyade, Çocuğun Üstün Yararı İlkesi çerçevesinde şekillenmelidir. Uygulamada sıklıkla karşılaştığımız, çocuğun kollukta, savcılıkta ve mahkeme aşamasında mükerrer kez ifadeye çağrılması, travmatik süreçleri tetiklemekte ve adalete olan güveni çocuk nezdinde sarsmaktadır. Tek Sefer İlkesi: çocuğun gereksiz yere tekrar tekrar dinlenmesinin önüne geçilmesini, ifadelerin videoya kaydedilmesini ve bu kayıtların mahkemede delil olarak kullanılmasını kapsar.
Türkiye’nin de taraf olduğu BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve özellikle Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi (Lanzarote Sözleşmesi), devletlere çocuk beyanlarının alınmasında katı yükümlülükler yükler. Bu çerçevede BM Çocuk Hakları Komitesi, 12 No'lu Genel Yorum metninde taraf devletlere konuyla ilgili birçok yükümlülük yükler.
Lanzarote Sözleşmesi’nin 35. maddesi, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında çocuğun beyan sayısının mümkün olan en az düzeye indirilmesini emreder. Bu uluslararası standart, çocuğun adalete erişirken yaşadığı korku ve kaygıyı minimize etmeyi hedefler. Sözleşmenin ‘‘Çocukla yapılacak mülakatlar’’ başlıklı 35. maddesinin 1. ve 2. fıkrası:
‘‘1. Taraflar aşağıdakileri sağlamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaktır:
a. bilgilerin yetkili makamlara bildirilmesini müteakiben, çocukla mülakat gereksiz bir gecikme olmaksızın yapılacaktır;
b. çocukla mülakat yapılması gerektiğinde, bunlar bu amaca göre tasarlanmış veya uyarlanmış binalarda yapılacaktır;
c. çocukla yapılacak mülakatlar bu amaçla eğitilmiş profesyonel personel tarafından yapılacaktır;
d. mümkünse ve yerine göre, çocukla bütün mülakatları aynı şahıslar yapacaktır;
e. mülakat sayısı mümkün olduğunca sınırlı tutulacak ve ceza soruşturması için kesinlikle gerekli olduğu durumlarda yapılacaktır;
f. çocuğa hukuki temsilcisi veya, yerine göre, söz konusu şahısla ilgili olarak aksine gerekçeli bir karar bulunmadıkça çocuğun seçtiği bir şahıs eşlik edebilecektir.
2. Tarafların her biri mağdurla veya yerine göre bir çocuk tanıkla yapılan bütün mülakatların,
Tarafın iç hukukuna uygun kurallarla, video kaydının yapılmasını ve yapılan kayıtların mahkemede kanıt olarak kabul edilmesini sağlayacak gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaktır.’’ şeklindedir.
Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren UNICEF tarafından hazırlanan Suç Mağduru ve Tanığı Çocuklar İçin Adalet İlkeleri (2005) ve Avrupa Konseyi Çocuk Dostu Adalet İlkeleri (2010) konuya ilişkin diğer uluslararası belgelerdir. Bu metinler de çocukların yargı süreçlerinde karşılaşabileceği ikincil mağduriyetin önlenmesine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler ve yükümlülükler içermektedir.
Türkiye hukukunda bu meselenin temel dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 236 maddesidir. Ceza Muhakemesi Kanunu 236/2 ‘‘İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.’’
CMK Madde 236/2 uyarınca; işlenen suç nedeniyle psikolojisi bozulmuş çocukların beyanları, soruşturma veya kovuşturma aşamasında bir kez alınır. Aynı maddenin devamı fıkralarında beyanlar alınırken uzman kişi bulundurma, özel ortamda beyanların alınması ve bu beyanların ses ve görüntü kaydına alınması düzenlenmiştir. CMK’nın 236. maddesine 17.10.2019 tarihinde dahil edilen fıkralar uyarınca; hassas durumda olan veya sanıkla yüzleşmesinde sakınca görülen mağdurların ifadelerinin, mahkeme salonu yerine bu iş için tasarlanmış özel alanlarda ve uzman eşliğinde alınması yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. Bu düzenlemeler emredici hukuk kurallarıdır. Bu düzenlemelerin amacı, soruşturma ve kovuşturma aşamasında, mahkeme huzurunda çocuğun sanıkla karşı karşıya getirilmesini veya yaşadığı travmayı defalarca anlatmak zorunda kalmasını engellemektir.
7188 sayılı Kanun’un Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’na kazandırdığı bu yenilikler, mağdur haklarının korunmasında bir milat niteliğindedir. Bu düzenleme ile yargılama makamları, maddi gerçeği araştırırken mağdurun psikolojik sağlığını ve özel hayatının gizliliğini gözetmeyi yasal bir ödev olarak benimsemiştir. Özellikle kırılgan mağdurların uzman desteğiyle, duruşma salonunun baskısından uzak ortamlarda dinlenmesi; hem adaletin tesisini kolaylaştırmakta hem de yargı sürecinin birey üzerinde yeni bir travma yaratmasının önüne geçmektedir.
Çocuğun adli süreçte defalarca beyanına başvurulmasının önüne geçilmesi amacıyla, mahkeme heyetinin duruşma........
