menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Epstein Adası ve Diğerleri: Modern Dünyanın "Hukuk Dışı" Adaları

5 6
07.02.2026

Jeffrey Epstein, uzun yıllardan beri dünyanın gündemini meşgul etmiş, 2005 yılında kendisine yönelen bir kısım suçlamalar üzerine adalet mekanizmasının soğuk yüzüyle tanışmış, yapılan yargılamadan sonra tabir yerindeyse paçayı kurtarmış; daha önce kurduğu adasına tekrar geri dönmüştür. Geçen yılların ardından Epstein, 2019 yazında özel uçağıyla Fransa’dan döndüğü gün New York’ta yeniden gözaltına alınmıştır. Savcılık, suçlamalara konu fiillerin işlendiği iddia edilen mal varlıklarına el konulmasını talep etmiş, Epstein ise tüm suçlamaları reddetmiş ve herhangi bir suçlamayı kabul etmemiştir. Kefalet talebinin reddedilmesi üzerine New York’taki Metropolitan Cezaevi’nde tutuklu olarak kalan Epstein’in, tutukluluk sürecinde sağlık sorunları yaşadığı, boyun bölgesinde yaralanmaların tespit edildiği kayıtlara geçmiştir. Kısa süre sonra cezaevinde hayatını kaybettiği açıklanmış fakat ölüm şekli henüz aydınlatılmamış olup gizemini korumaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yakın zamanda yürürlüğe giren bir yasal düzenleme ile, Epstein soruşturmasına ilişkin resmi belgelerin kamuoyuna açıklanması zorunlu hâle getirildi. Milyonlarca sayfa belge, yüz binlerce görsel ve binlerce video kaydı gecikmeli olarak erişime açıldı. Fakat yargı süreci tamamlanamadığından Epstein hakkında kesin bir hükümden de bahsetmek mümkün değildir. Bu denli özel ve önemli bilgilerin ifşa edilmesinin hukuki boyutuna yönelik tartışmalar ve itirazlar üzerine yetkililer, bu sürecin kamuoyunun bilgilendirilmesi ve şeffaflığın sağlanması amacı taşıdığını vurguladı. Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı’nın dosyaları aşamalı bir biçimde yayımlaması üzerine dünyanın gündemi sarsıldı. Gün yüzüne çıkan binlerce belge Jeffrey Epstein’i ve kurduğu evreni sorgulamaya götürdü; inşa edilen karmaşık ilişki ağını yeniden ve daha derinlikli biçimde sorgulamayı zorunlu kıldı. Konu gündemdeki sıcaklığını korurken sosyal medya ağları üzerinden binlerce deepfake video, montajlanmış görsel, yapay zeka desteğiyle hazırlanmış içerik ve manipülatif bilgi dolaşıma girdi. Yine sadece magazinel boyuta odaklananlar olduğu gibi konunun/olayın haber değeri üzerinden de binlerce içerik üretildi. Ortaya çıkan bu tablo, farklı disiplin ve uzmanlık alanlarının kesişim noktasında yer almaktadır. Ancak bu değerlendirmede, söz konusu adanın ve buna benzer adaların/bölgelerin egemen hukuk dışında kalmaları yönü ele alınacaktır.

Devlet İçindeki Egemenlik Boşlukları

Epstein’in kısa sürede devleşen ekonomik gücü ve hızlı yükselişi, onu küresel ölçekte tanınan isimlerle aynı sosyal çevreye taşımıştı. Siyaset, sanat, bilim ve iş dünyasından birçok tanınmış kişiyle kurduğu ilişkiler, uzun süre kamuoyunda hayranlıkla anılmıştı. Şu aralar neredeyse küresel siyaseti ve ekonomiyi yöneten kişiler tarafından yılllar önce Epstein hakkında ‘‘Müthiş bir adam’’, "çok gizemli" ve "klasik bir buzdağı" gibi ifadeler kullanılmıştı. Epstein olayını soruşturan ABD Virgin Adaları Başsavcısı Denise George ise gerçeği "Bildiğim tek şey, Epstein'ın zenginliği ve gücü sayesinde bunların çoğunu gizleyebildiğidir." şeklinde İfade etmişti. Buradan çok net ve açık bir şekilde anlaşılmaktadır ki Epstein’in; ekonomik gücü, siyasi çevresi ve kurumlarla olan ilişkisi onu dokunulmaz bir noktaya getirmişti. Bu dokunulmazlık zırhı altında yıllarca kirli ağlar örülmüştü. Anlaşılıyor ki bir kısım devlet yetkililerinin de bildiği ama konuşamadığı bir hal almıştı.

Modern devletlerin hukuk düzeni, 17. yüzyıldan bu yana toprak bütünlüğü ve egemenlik ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Ancak 21. yüzyılın dünyasında, paradoksal bir şekilde, bu egemenlik kavramının bizzat kendisi, suçun en karanlık biçimleri için bir sığınak haline gelmiş durumdadır. Kamuoyunun Jeffrey Epstein vakası ile dehşet içinde tanıklık ettiği süreç, aslında buzdağının sadece görünen ve magazinleşmiş kısmıdır. Hukuk açısından meseleye baktığımızda karşımıza çıkan tablo, sadece münferit bir sapkınlık zinciri değil; paranın, siyasi nüfuzun ve coğrafi izolasyonun yardımıyla inşa edilen hukuk dışı alanlardır. Tüm dünyanın üzüntü, öfke, endişe ve dehşetle anlamaya çalıştığı Epstein vakasına devletlerin/hukukun nasıl müdahale edemediği, suçların işlenmesini engelleyemediği sorunsalına eğilmek gerekir. Dünyanın en güçlü yasalarının, kolluk kuvvetlerinin ve yargılama makamlarının olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde nasıl oluyor da bu dehşet verici suçlar işlenebilmekte, yıllarca sürebilmekte ve tüm bu olanlara göz yumulabilmektedir?

Uluslararası hukukta devletin temel unsurlarından biri, o toprak parçası üzerindeki mutlak yargı yetkisidir. Ancak Epstein’ın Virgin Adaları’ndaki "Little St. James" adası veya Peter Nygard’ın Bahamalar’daki malikanesi ve diğer bilinen/bilinmeyen onlarcası gibi örnekler, bize çok sayıda de facto bölgenin olduğunu göstermektedir. Bu bölgeler kağıt........

© Hukuki Haber