Tazminat Borçlusu Ölürse Alacak Ne Olur
Mirasın reddi mirasçıların sorumluluğu ve sağlığında yapılan mal devirleri
Bir tazminat davası devam ederken borçlunun ölmesi, ne borcu sona erdirir ne de mirasçıları kendiliğinden sınırsız sorumlu hâle getirir. Ölüm, alacağın hukuki varlığından çok hangi malvarlığından ve hangi kişilere karşı takip edilebileceğini değiştirir. Bu nedenle doğru soru yalnız ‘miras reddedildi mi’ değildir. Terekeye kimlerin hangi sıfatla dahil olduğu, ret beyanlarının süresinde yapılıp yapılmadığı, terekeye müdahale edilip edilmediği ve borçlunun sağlığındaki devirlerin hangi hukuki rejime tabi olduğu birlikte incelenmelidir.
Bu mesele deprem, trafik kazası veya mesleki sorumluluk kaynaklı tazminatlarla sınırlı değildir. Haksız fiil, sözleşme, kefalet, kira ve benzeri para alacaklarında aynı temel ayrım geçerlidir: Tereke borcu, mirasçının kişisel borcu ve geçmişte üçüncü kişilere devredilmiş mallar birbirinden ayrı hukuki alanlardır.
Ölüm borcu sona erdirmez
Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesi uyarınca mirasçılar, mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını ve kural olarak borçlarını mirasın açılmasıyla bir bütün hâlinde kazanırlar. Miras kabul edilmişse, TMK m. 641 gereğince mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Bununla birlikte şahsa sıkı sıkıya bağlı yükümlülükler ve ceza sorumluluğu bu geçişin dışındadır. Hukuk mahkemesinde talep edilen maddi veya manevi tazminat ile ceza sorumluluğu bu sebeple birbirine karıştırılmamalıdır.
Davalının yargılama sırasında ölmesi hâlinde HMK m. 55 önem kazanır. Mirasçılar mirası kabul veya ret konusunda henüz karar vermemişse, kanuni süreler geçinceye kadar dava ertelenir; gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda kayyım atanabilir. Sonrasında mirası kabul eden mirasçılarla ya da terekenin resmî tasfiyesi söz konusuysa ilgili tasfiye organıyla taraf teşkili sağlanır. Ölen kişi adına doğrudan hüküm kurulması usulen mümkün değildir.
Mirasın reddi ve kişisel malvarlığı
Yasal ve atanmış mirasçılar, TMK m. 605 ve devamı uyarınca mirası reddedebilir. Gerçek ret, sulh hukuk mahkemesine yapılacak kayıtsız ve şartsız beyanla gerçekleşir. TMK m. 606'daki üç aylık süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihte; vasiyetnameyle atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihte başlar. Geçerli ret sonucunda mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Ayrıca ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras, TMK m. 605/2 uyarınca reddedilmiş sayılır. Gerçek ret ile bu hükmen ret hâli birbirinden ayrılmalıdır.
Kanaatimizce bu sonuç uygulamada açık bir sınır gerektirir: Geçerli biçimde mirası reddeden kişinin emeğiyle edindiği taşınmazı, maaş hesabı veya eşinden kalan malı, sırf murisin tazminat borcu nedeniyle haczedilemez. Para alacağı için ihtiyati haciz, çekişmeli belirli bir mal veya hak için ihtiyati tedbir gündeme gelebilir; ancak bu koruma tedbirleri de hedef malvarlığıyla alacak arasında hukuki bağ kurulmasını ve kanuni koşulların yaklaşık olarak ispatını gerektirir. Ret, kişisel malvarlığını korur; fakat muristen daha önce alınmış değerlerin özel hükümler uyarınca incelenmesini engellemez.
Reddin altsoya etkisi ve ret hakkının kaybı
Bir mirasçının reddi,........
