Arabuluculukta Gizlilik: Müzakere Masasının En Güçlü Güvencesi
Bir tarafın arabuluculuk görüşmesi sırasında yaptığı uzlaşma teklifinin, daha sonra mahkeme dosyasında karşısına çıkabileceğini düşündüğünü varsayalım. Böyle bir ortamda tarafların samimi bir müzakere yürütmesi mümkün olabilir mi?
Bu sorunun cevabı, arabuluculuk kurumunun temelini oluşturan gizlilik ilkesinin neden bu kadar önemli olduğunu da ortaya koymaktadır. Arabuluculukta başarı çoğu zaman hukuk kurallarından önce güvene bağlıdır. Tarafların çözüm arayabilmeleri, ancak söylediklerinin ileride aleyhlerine kullanılmayacağına inanmalarıyla mümkündür. İşte bu nedenle gizlilik ilkesi, arabuluculuğun yardımcı unsurlarından biri değil; kurumun işleyişini mümkün kılan temel güvencelerden biridir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca arabulucu, taraflar ve sürece katılan kişiler, arabuluculuk faaliyeti kapsamında öğrendikleri bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle korumak istediği değer yalnızca tarafların özel hayatı değil, aynı zamanda arabuluculuk sürecine duyulan güvendir.
Gizlilik ilkesinin tamamlayıcısı niteliğindeki bir diğer önemli düzenleme ise Kanun'un 5. maddesinde yer alan delil yasağıdır. Buna göre taraflarca ileri sürülen uzlaşma teklifleri, çözüm önerileri, uyuşmazlığın çözümüne yönelik değerlendirmeler ve yalnızca arabuluculuk amacıyla hazırlanan bazı belge ve açıklamalar, kural olarak daha sonra mahkemelerde delil olarak........
