MÜLAKAT
Meslekte kırk yıla yaklaşırken bazı kelimelerin hukuk hayatımızda nasıl anlam değiştirdiğini daha iyi görüyorum. “Mülakat” da bunlardan biri. Sözlük anlamı son derece masum: görüşme, karşılıklı konuşma, tanışma demek. Fakat devlet ile birey karşı karşıya geldiğinde bazı kelimeler sözlükteki anlamlarını kaybediyor; semantik değişime uğruyor. Hele “mülakat” denilen o görüşme kapalı bir odada yapılıyor, görüşmenin içeriği tam olarak denetlenemiyor ve sonunda kişinin özgürlüğü ya da geleceği hakkında karar veriliyorsa, artık mesele yalnızca bir “konuşma” meselesi olmaktan çıkıyor.
Bu kelimeyi yıllardır iki farklı yerde duyuyorum. Birincisi karakollarda, şüphelilerin ifade işlemlerinden önce yapılan “mülakatlarda”; ikincisi ise kamu hizmetine girişte, özellikle hâkim ve savcı alımlarında yapılan mülakatlarda. İlk bakışta birbirinden tamamen farklı iki alan. Bir tarafta suç şüphesi altında bulunan insan, diğer tarafta devlet hizmetine girmek isteyen genç bir aday var. Birinin özgürlüğü, diğerinin mesleki geleceği söz konusu. Buna rağmen biraz yakından bakınca, bu iki uygulamanın aynı hukuk zihniyetinden beslendiğini düşünüyorum: hukuk tarafından önceden belirlenmiş, objektif ve denetlenebilir usulün yanında sınırları daha belirsiz ikinci bir alan yaratmak.
Sorun da tam burada başlıyor. Ceza muhakemesinde şüphelinin ifadesinin nasıl alınacağı ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Bunun bir sebebi vardır. Şüpheli, devletin soruşturma gücünün karşısında bulunan kişidir. Kolluk, savcılık, teknik imkânlar, kayıtlar, tanıklar, uzmanlar ve bütün adli mekanizma devletin elindedir. Ceza muhakemesi hukuku bu nedenle yalnızca suçluyu bulmanın kurallarını değil, devletin suç araştırırken neyi yapamayacağını da düzenler. Şüpheliye isnat anlatılır, susma hakkı hatırlatılır, müdafi yardımından yararlanması sağlanır. Beyanının özgür iradesine dayanması gerekir; kötü davranma, cebir, tehdit, aldatma, yorma ve kanuna aykırı vaat yasaktır. Bunların hepsi kanunda açıkça yazılıdır.
Fakat uygulamada bazen resmî ifade başlamadan önce başka bir aşama ortaya çıkar. Bunun adı “mülakat”tır. Zaman zaman ceza dosyalarında “şüpheliyle yapılan mülakatta…” diye başlayan cümlelere rastlıyorum. Hatta bazen kolluk bunu fezlekesine açıkça yazıyor. Kimse de bu kelimenin üzerinde fazla durmuyor. Oysa durmak gerekir. Şüpheliyle ne konuşulmuştur? Olay hakkında soru sorulmuş mudur? Kimlerle görüştüğü, olaya nasıl katıldığı, başka şüphelilerle ilişkisi öğrenilmeye çalışılmış mıdır? İkrar elde edilmeye çalışılmış mıdır? Müdafi neden orada değildir? Bu konuşma ne kadar sürmüştür?
Bunların cevabını çoğu zaman bilmiyoruz. Müdafi hazır, haklar okunmuş, ifade alınmış, imzalar tamam. Dosyaya baktığınızda her şey yolunda görünüyor. Ama gerçekten öyle mi? Asıl konuşma ifade tutanağından önce yapılmışsa; şüphelinin ne söyleyeceği önceden şekillendirilmiş, kendisinden ikrar alınmış, korkutulmuş, vaatte bulunulmuş ya da “avukatına güvenme”, “avukat sana susmanı söyler”, “bizi dinlersen işin kolaylaşır” gibi telkinlerle müdafiiyle arasındaki güven ilişkisi zedelenmişse, sonradan avukatın odaya girmesi bütün bunları ortadan kaldırır mı?
Bana göre kaldırmaz. Müdafi hakkı yalnızca ifade odasında bir sandalyede avukat oturması değildir. Müdafi hakkı, şüphelinin devlet karşısında yalnız olmadığını bilmesidir. Şüpheli ile müdafii arasındaki güven daha ifade başlamadan bozulmuşsa, biçimsel olarak müdafi huzurunda alınan ifade her zaman gerçekten özgür bir ifade olmayabilir.
Burada temel mesele şudur: Hukuk, bir işleme verilen isme değil, işlemin mahiyetine bakar. Şüpheliye suç isnadıyla ilgili sorular soruluyor, açıklama ve ikrar elde edilmeye çalışılıyorsa bunun adına “mülakat” denilmesi yapılan işlemi hukuken başka bir şeye dönüştürmez. Aksi hâlde çok basit bir yol bulunmuş olur. Kanun “ifade alırken bunları yapamazsın” diyecek, uygulama da “Ben ifade almadım, mülakat yaptım” diyecektir. Hukuk böyle kolay dolanılabiliyorsa zaten ortada ciddi bir sorun vardır.
Asıl edici olan ise bu uygulamanın zaman zaman olağan kabul edilmesidir. Kolluk “mülakat yaptım” diye yazıyor, savcı görüyor,........
