menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hibrit Kopuş Savunması Perspektifinden Ceza Muhakemesinde Inverse Fallacy

22 0
22.04.2026

Bu çalışma, ceza muhakemesinde olasılıksal delillerin değerlendirilmesi sırasında ortaya çıkan inverse fallacy sorununu, Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden ele almaktadır. Inverse fallacy, en yalın biçimiyle, delilin belirli bir hipotez altında görülme olasılığı ile hipotezin delil karşısındaki doğruluk olasılığının birbirine karıştırılmasıdır. Ceza muhakemesinde bu hata, özellikle DNA bulguları, dijital izler, iletişim kayıtları, teknik bilirkişi raporları ve profil temelli değerlendirmelerde görünür hale gelmektedir. Böyle durumlarda mahkeme, delilin sınırlı açıklayıcı gücünü doğrudan suçluluğun güçlü göstergesi gibi okuyabilmekte; böylece olasılık dili, fark edilmeden kesinlik diline dönüşebilmektedir.

Makale, inverse fallacy’nin yalnızca teknik bir mantık yanlışı olmadığını, aynı zamanda yargısal kanaatin oluşumunu etkileyen epistemik bir sapma olduğunu ileri sürmektedir. Özellikle dosya merkezli ceza muhakemesinde, hâkimin önceden oluşmuş kanaati, bilimsel veya teknik görünümlü deliller aracılığıyla güç kazanabilmektedir. Bu nedenle inverse fallacy, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini zedeleyen görünmez bir muhakeme hatası olarak değerlendirilmelidir. Çalışmada ayrıca, Hibrit Kopuş Savunması’nın dereceli müdahale modeli çerçevesinde, müdafinin bu hataya karşı nasıl stratejik bir savunma geliştirebileceği tartışılmaktadır. Sonuç olarak inverse fallacy, ceza muhakemesinde yalnızca olasılığın yanlış okunması değil; savunmanın müdahale etmesi gereken yapısal bir karar verme problemidir.

Ceza muhakemesinde bazı akıl yürütme hataları, açık bir hukuka aykırılık gibi görünmez; buna rağmen hükmün kuruluşunu derinden etkiler. Inverse fallacy bunlardan biridir. En yalın biçimiyle bu hata, delilin belirli bir hipotez altında görülme olasılığı ile hipotezin delil karşısındaki doğruluk olasılığını birbirine karıştırmaktan doğar. Başka bir ifadeyle, “sanık masum ise bu bulgunun ortaya çıkma ihtimali düşüktür” önermesi, fark edilmeden “öyleyse bu bulgu karşısında sanığın masum olma ihtimali de düşüktür” sonucuna çevrilir. Oysa bu iki önerme mantıksal olarak aynı şey değildir. İstatistik ve hukuk literatürü, bu hatayı çoğu zaman “prosecutor’s fallacy” ya da “transposed conditional” olarak tanımlar ve özellikle DNA, eşleşme, profil, frekans, olasılık ve benzerlik diliyle kurulan adli delillerde tehlikeli bulur.

Bu sorun, ceza muhakemesinde yalnızca teknik bir istatistik yanlışı değildir. Çünkü mahkeme, çoğu zaman delili çıplak matematiksel bir nesne olarak değil, önceden oluşmuş kanaatle birlikte okur. Böylece inverse fallacy, sadece bir olasılık hatası olmaktan çıkar; prematüre kanaatin bilimsel görünüşlü meşrulaştırma aracına dönüşür. Özellikle bilirkişi raporlarında, HTS değerlendirmelerinde, dijital materyal eşleşmelerinde, biyolojik bulgularda, kamera görüntüsü benzerliklerinde ve davranışsal profil çıkarımlarında, delilin suçluluk yönünde fazladan “çekilmesi” tehlikesi ortaya çıkar. Royal Society’nin mahkemeler için hazırladığı istatistik rehberi de, delilin olasılığı ile suçluluğun olasılığının birbirine karıştırılmasının mahkemeyi yanıltabileceğini açıkça vurgular.

Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden bakıldığında inverse fallacy, savunmanın karşısına çıkan sıradan bir teknik kusur değildir. Bu hata, ceza yargılamasında hakimin zihinsel konfor alanını güçlendiren, dosya merkezli muhakemenin içindeki görünmez sıçrama noktalarından biridir. Bu nedenle müdafi, yalnızca “istatistik yanlış anlaşılmıştır” demekle yetinemez; hatanın nasıl çalıştığını, hangi noktada hükme sızdığını ve buna karşı hangi derecede müdahale gerektiğini de belirlemelidir. Bu makalede inverse fallacy önce kavramsal düzeyde açıklanacak, ardından ceza muhakemesindeki görünüm biçimleri incelenecek, sonrasında ise Hibrit Kopuş Savunması çerçevesinde bu hataya karşı geliştirilebilecek dereceli savunma stratejileri ortaya konulacaktır.

I. Inverse Fallacy’nin Kavramsal Çerçevesi

Inverse fallacy, en genel anlamıyla, koşullu olasılığın ters çevrilmesidir. Bir olayın başka bir olay altında gerçekleşme ihtimali ile, ikinci olayın birinci olay karşısındaki ihtimali birbirinden farklıdır. Ceza muhakemesi bağlamında hata genellikle şu biçimde görünür: “Bu DNA eşleşmesinin rastlantısal ortaya çıkma ihtimali milyonda birdir” denildiğinde, bu ifade bazen “öyleyse sanığın masum olma ihtimali de milyonda birdir” şeklinde anlaşılır. Oysa ilk önerme, delilin masumiyet hipotezi altındaki görünme sıklığına ilişkindir; ikinci önerme ise sanığın masumiyetinin, bu delil ışığında ne kadar muhtemel olduğuna ilişkindir. Aradaki fark, hukuki kaderi belirleyecek kadar büyüktür. Royal Society ve adli istatistik literatürü, bu yanlış dönüşümü klasik bir muhakeme hatası olarak tanımlar.

Bu noktada özellikle likelihood........

© Hukuki Haber