menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CMR KONVANSİYONU KAPSAMINDA TAŞIYICININ SORUMLULUKTAN KURTULMASINDA GENEL SEBEPLER

24 0
24.03.2026

CMR m. 17/1 hükmü uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar geçen süre içerisinde eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından, hasarından ve gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Bu sorumluluk, ispat külfetinin ters çevrildiği bir kusur sorumluluğu olup, taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Taşıyıcı, hasarlı veya kaybolan eşya bakımından CMR m. 23/3’te öngörülen sınırlı sorumluluk ilkesi çerçevesinde hesaplanan tazminatı ödemekle yükümlüdür.

CMR m.17’de taşıyıcının yüke karşı genel sorumluluğu düzenlenmiş; maddenin ikinci ve dördüncü fıkralarında ise sorumluluktan kurtulma halleri hüküm altına alınmıştır. CMR Konvansiyonu’nun 17/2. maddesinde düzenlenen genel sorumluluktan kurtulma sebeplerinin varlığı halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulabilir. Genel sorumluluktan kurtulma sebeplerine, eşyanın zıyaı, hasarı ve teslimde gecikme hâllerinde başvurulabilir. Buna karşılık, CMR m. 17/4’te düzenlenen özel kurtuluş sebepleri münhasıran eşyanın zıyaı ve/veya hasarı bakımından uygulanabilir niteliktedir. Dolayısıyla, teslimde gecikme söz konusu olduğunda CMR m. 17/4 kapsamında yer alan özel kurtuluş sebeplerine dayanılması mümkün değildir.

Bununla birlikte, CMR madde 17/2’de düzenlenen genel sorumluluktan kurtulma halleri ile CMR madde 17/4’te yer alan özel sorumluluktan kurtulma halleri arasındaki temel farklardan biri de illiyet bağının ispatına ilişkindir. Taşıyıcının, hasar, kayıp veya teslimde gecikme nedeniyle CMR madde 17/2’de öngörülen genel sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanması halinde, CMR madde 18/1 uyarınca ispat yükü taşıyıcıya aittir. Bu çerçevede taşıyıcı, öncelikle sorumluluktan kurtulmaya dayanak oluşturan sebebin mevcut olduğunu ortaya koymalı; akabinde ise meydana gelen zararın doğrudan bu sebepten kaynaklandığını ispat etmelidir. Buna karşılık taşıyıcı, kayıp veya hasar durumlarında CMR madde 17/4’te düzenlenen özel sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanmak istediğinde de, CMR madde 18/2 gereğince ispat yükü yine kendisine ait olmakla birlikte, bu durumda taşıyıcının söz konusu özel sebeplerden birinin varlığını ispatlaması ve ayrıca kayıp veya hasarın bu sebepten meydana gelmiş olabileceğini ortaya koyması yeterli kabul edilmektedir. Taşıyıcı CMR 17/4 anlamında özel sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanması, zararın CMR 17/2’de sayılan genel risklerden kaynaklandığını iddia ve ispat etmesi karşısında engel teşkil etmez.1 Yani taşıyıcı çifte savunma yapabilir.2

aa. YÜKÜN KAYIP VE HASARI HALİNDE SORUMLULUĞU KALDIRAN GENEL SEBEPLER

CMR madde 17/2 hükmü uyarınca, taşıma sözleşmesine konu eşyanın kaybı, hasarı veya tesliminde gecikme meydana geldiği durumlarda, belirli koşulların varlığı halinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasına imkân tanımaktadır. CMR mad.17/2 hükmü uyarınca, eğer kayıp, hasar veya gecikme hak sahibinin hukuka aykırı davranış veya ihmalinden, taşıyıcının hatasından değil yahut taşıyıcının hak sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir gizli kusurdan yahut taşıyıcının önlemesine ve sonuçlarından kaçınmasına olanak bulunmayan durumlardan kaynaklanıyorsa taşıyıcı sorumluluktan kurtulacağı ifade edilmiştir. Hükümlerde sayılan hallerin ortak özelliği, bu durumların gerçekleşmesinin önlenemez olması, taşıyıcının üzerine düşen özen yükümlülüğünü göstermiş olması halinde dahi bu kabulün bir karine olmasıdır.3

Taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için, öncelikle kurtuluş sebebinin mevcut olduğunu ve ayrıca bu sebep ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Bununla birlikte CMR madde 29 uyarınca, zararın taşıyıcı veya yardımcıları tarafından kasten meydana getirilmesi halinde, taşıyıcının sorumluluktan kurtulma sebeplerine dayanması mümkün değildir.

aaa. Taşıyıcının En Üst Seviyede Özeni Göstermesine Karşın Önlenemeyen ve Sonuçlarından Kaçınılamayan Haller

CMR madde 17/2 genel nitelikli kurtuluş sebebi olarak “kaza”yı kabul etmiştir.4 Kazadan kasıt engel olunamayan olaydır. Taşıyıcı, tedbirli bir taşıyıcıdan beklenen özeni fiilen göstermesine rağmen olayın oluşumunu engelleyemiyorsa ortada kaçınılamayan, engel olunamayan bir durum var demektedir.5

Yargı içtihatları ile doktrinde, taşıyıcının CMR Konvansiyonu m. 17/2 ve Türk Ticaret Kanunu m. 876 hükümleri uyarınca zıya, hasar veya gecikmeden sorumlu tutulmaması bakımından aranan özenin sınırları ‘en yüksek özen’ standardı olarak kabul edilmektedir. Bu standart, genel anlamda basiretli bir tacirin göstermesi gereken özenin ötesine geçmekte olup, taşımacılık alanında deneyimli ve sektöre hâkim bir taşıyıcının göstermesi beklenen daha yüksek düzeyde ve objektif bir özen yükümlülüğünü ifade etmektedir.

Nitekim, Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, Tarih 01.10.2020, Esas 2019/236, Karar 2020/3732 Sayılı kararında; "Taşıyıcının mesuliyeti, CMR'nin 17 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. CMR Konvansiyonu’nun 17. maddesi uyarınca, taşıyıcı yükü teslim aldığı andan, teslim edilinceye kadar malların kısmen veya tamamen kaybından veya hasarından veyahut da gecikmesinden dolayı sorumlu olup, taşıyıcı, taşımasını üstlendiği malları alıcısına tam ve sağlam olarak teslim etmek zorundadır. Aksi halde, sorumluluğu esastır. Ancak, CMR 17/2. maddesine göre, “Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz”. Taşıyıcının anılan madde uyarınca sorumluluktan kurtulabilmesi için hasarın önlenmesine imkan bulunmayan bir halden meydana geldiğini kanıtlaması gerekir. Zira, taşıyıcının sorumluluğu ispat külfeti ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğudur. Hasardan kaynaklı zarar nedeniyle sorumlu olmadığını savunan taşıyan, bu hasar sebebiyle kendisine atfı kabil bir kusurun bulunmadığını ispat etmelidir.Deneyimli ve basiretli bir taşımacının göstermesi gereken özen ve tedbire rağmen bu sonuç ortaya çıkacak ise taşıyıcının sorumlu olmadığı kabul edilebilecektir. Doktrinde bir görüşe göre basiretli bir tacirin göstereceği özenin üzerinde, hatta basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özenin ötesinde en üst düzeyde özenin gösterilmesine ihtiyaç duyulur. (Arıkan Sabih, Karada Yapılan Eşya Taşımalarında Taşıyıcının Sorumluluğu, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayın No:40, Ankara, 1982, Sh 44). Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, TTK’nın 20. maddesi uyarınca basiretli bir taşıyıcının göstermesi gereken dikkat ve özeni yerine getirmediği taktirde taşıyıcı, kusurlu sayılacaktır. Taşıyıcının, genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli değildir. Ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda kusurlu olmadığını da kanıtlaması gerekecektir." denilerek, doktrindeki bir görüşe (Arıkan Sabih,1982) yapılan atıfla, taşıyıcının basiretli tacir özeninin dahi ötesinde, basiretli bir taşımacıdan beklenen dikkat ve özeni aşan bir biçimde ‘en üst düzeyde özen’ gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir. Tedbirli bir taşıyıcının göstermesi gereken özen, somut olayın özelliklerine göre değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle, olayın kaçınılmazlığı veya sonucun önlenemezliği hususunda bir değerlendirme yapılırken, CMR madde 17/4’te sayılan haller dışında her bir durum ve koşul ayrı ayrı ele alınmalı; ayrıca taşıyıcının bu risklerden kaçınmak amacıyla fiilen hangi tedbirleri aldığı da incelenmelidir. Gösterilen özenin değerlendirilmesinde öncelikle taşıyıcının uluslararası taşımacılık faaliyeti yürüten bir CMR taşıyıcısı olduğu dikkate alınmalı; bunun yanında somut olayda taşımanın güzergâhı, mevsim ve hava koşulları,........

© Hukuki Haber