menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süresiz Yoksulluk Nafakasının Süreye Bağlanması Tartışması: Yargı ve Doktrin Ne Diyor?

17 0
23.09.2026

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi yürürlüğe girdiği 2002 yılından bu yana değişmedi: boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğerinden ağır olmamak koşuluyla, süresiz olarak nafaka talep edebiliyor. Son bir yıldır hukuk çevrelerinde ve kamuoyunda bu “süresizlik” ibaresinin süreye bağlanıp bağlanamayacağı yeniden tartışılıyor; ancak internette dolaşan bazı haberlerin aksine, madde metninde 2026 itibarıyla henüz herhangi bir değişiklik yapılmış değil.

Süresiz Yoksulluk Nafakası Bugün Ne Anlama Geliyor?

15 yıllık evliliğin ardından boşanan, evlilik boyunca hiç çalışma hayatına girmemiş 52 yaşındaki bir kadını düşünün. Mahkeme, ekonomik olarak zayıf durumda kalacağını tespit ederse, eski eşinin mali gücü oranında ömür boyu sürebilecek bir yoksulluk nafakasına hükmedebilir. Kanun koyucunun 2002’de öngördüğü model tam olarak bu: nafaka, bir üst sınır ya da belirli bir yıl sayısıyla değil, tarafların koşullarındaki değişimle sona eriyor.

Bu noktada sık karıştırılan bir ayrım var: süresiz olması, nafakanın hiçbir zaman kaldırılamayacağı anlamına gelmiyor. TMK m.176 uyarınca alacaklı tarafın yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen birlikte yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde nafaka zaten kendiliğinden veya dava yoluyla sona erdirilebiliyor. Tartışma, bu istisnalar dışında kalan ve fiilen uzun yıllar süren ödemeler üzerinde yoğunlaşıyor.

Boşanma sürecinde nafaka talebi, tarafların ekonomik dengesini yeniden şekillendiriyor.

Tartışmanın Kökeninde Ne Var? Neden Süre Sınırı Gündemde?

Eleştirinin özü şu: ekonomik ve sosyal koşullar 2002’den bugüne kökten değişti. Kadınların işgücüne katılım oranı yükseldi, boşanma sonrası yeniden yapılanma imkânları arttı. Bu gerekçeyle bir kesim, nafakanın evlilik süresiyle orantılı bir tavana bağlanmasını, örneğin kısa süreli evliliklerde yoksulluk nafakası doğmamasını, uzun evliliklerde ise sürenin evlilik süresinin belirli bir oranıyla sınırlanmasını savunuyor.

Karşı görüş ise şunu vurguluyor: Yaşça ilerlemiş, uzun yıllar ev içi emek vermiş ve iş piyasasından kopmuş bir eşi keyfi bir süre sonunda gelirsiz bırakmak, kanunun “yoksulluğa düşmeyi önleme” amacına aykırı........

© Hukuki Haber