Nafaka ve Velayet Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk Kapsamı Genişliyor mu?
2026 yılı Ekim ayında Meclis gündemine gelmesi beklenen 12. Yargı Paketi’nin ikinci bölümü, boşanma davalarında arabuluculuğun rolünü genişletmeyi hedefliyor. Ancak bu haber, çoğu zaman yanlış anlaşılıyor: “Artık nafaka ve velayet de arabulucuya mı gidecek?” sorusu, aile hukuku danışanlarının en çok karıştırdığı konulardan biri haline geldi. Gerçek tablo, ilk bakışta göründüğünden daha katmanlı.
Bugün itibarıyla Türk hukukunda velayet, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası arabuluculuğa elverişli değil, bu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 2012’den bu yana korunan temel ilkesidir. Peki reform tartışması hangi noktayı değiştiriyor, hangi noktayı değiştirmiyor? Bu yazıda kapsamın gerçekte nereye doğru genişlediğini ve nerede sabit kaldığını netleştiriyoruz.
Bugün Nafaka ve Velayette Arabuluculuğun Yeri Ne?
Öncelikle bir ayrım yapmak gerekiyor: ihtiyari arabuluculuk ile zorunlu (dava şartı) arabuluculuk aynı şey değil. İş hukuku, ticari uyuşmazlıklar ve belirli tüketici davalarında arabuluculuk dava açmadan önce zorunlu bir adımken, boşanma, nafaka ve velayet davalarında böyle bir dava şartı bulunmuyor. Taraflar isterlerse ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilir, ama bu bir zorunluluk değil.
Daha da önemlisi, velayetin kime bırakılacağı, çocukla kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı ve iştirak nafakası (çocuk için ödenen nafaka) konuları, taraflar isteseler bile arabuluculuğa konu edilemiyor. Örneğin Bahçelievler’de yaşayan boşanma sürecindeki bir çift, mal paylaşımı konusunda anlaşmaya varmak için arabulucuya gidebilir; ama çocuklarının velayetini veya çocuk için ödenecek nafaka miktarını arabulucu masasında “pazarlık” konusu yapamaz. Bu ayrım, birçok danışanın gözden kaçırdığı kritik bir noktadır.
Velayet ve çocukla kişisel ilişki, çocuğun kendi hakkı olduğu için arabuluculuğa konu edilemiyor.
Neden Velayet ve Nafaka Arabuluculuğa Kapalı Tutuluyor?
Bunun gerekçesi teknik değil, doğrudan hukuk felsefesiyle ilgili. Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri haklara ilişkin uyuşmazlıklarda işler, yani “ben şu haktan feragat edebilirim, karşılığında şunu alabilirim” mantığı kurulabilmeli. Ancak velayet ve çocuğa ilişkin nafaka, çocuğun kendi hakkı olup, ana-babanın üzerinde serbestçe anlaşabileceği bir konu değil.
Somut bir örnek verelim: bir anlaşmalı boşanma........
