menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GIDA ÜRETİCİSİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞUNUN TARAFLARI

13 0
04.05.2026

Gıda güvenliği, modern hukuk sistemlerinde yalnızca teknik bir düzenleme alanı değil; aynı zamanda kamu sağlığının korunması, tüketici haklarının güvence altına alınması ve piyasa düzeninin sağlanması bakımından temel bir hukuki mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle küreselleşen üretim ve tedarik zincirleri, gıda ürünlerinin üretiminden nihai tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreçte çok sayıda ekonomik aktörün rol almasına yol açmıştır. Bu durum, gıda ürünlerinden kaynaklanan zararların ortaya çıkması hâlinde sorumluluğun kime ait olduğu sorusunu daha karmaşık hâle getirmiştir.

Türk hukukunda gıda üreticisinin hukuki sorumluluğu, başta 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu olmak üzere çeşitli mevzuat hükümleri çerçevesinde düzenlenmektedir. Bu düzenlemeler, yalnızca üreticiyi değil; ithalatçı, dağıtıcı ve diğer tedarik zinciri aktörlerini de belirli koşullar altında sorumluluk rejimine dahil ederek çok katmanlı bir sorumluluk sistemi kurmaktadır.

Öte yandan bu sistem, Avrupa Birliği hukukunda uzun yıllar uygulanan 85/374/EEC sayılı Ürün Sorumluluğu Direktifi ile onun yerini alan (AB) 2024/2853 sayılı Yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi ile büyük ölçüde paralellik göstermektedir.

Gıda üreticisinin hukuki sorumluluğu bakımından ilk ve en temel sorumlu kişi, hiç kuşkusuz ürünü piyasaya arz eden imalatçıdır. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu’nun 3. maddesinin 1.fıkrasının (g) bendinde imalatçı; “ürünü imal ederek veya ürünün tasarımını ya da imalatını yaptırarak kendi isim veya ticari markası ile piyasaya arz eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanım, imalatçıyı yalnızca ürünü fiilen üreten kişi ile sınırlamamakta; ürünü kendi adına piyasaya sunan, tasarımını yaptıran veya üretimini üçüncü kişilere gördüren kişileri de kapsayacak şekilde geniş tutmaktadır. Dolayısıyla, bir gıdayı bizzat üreten kişi kadar, o gıdanın üretimini başka bir işletmeye yaptırıp kendi adı veya markası altında piyasaya süren kişi de Kanun anlamında imalatçı sıfatını taşır ve ürün sorumluluğuna ilişkin koşulların gerçekleşmesi hâlinde doğan zarardan sorumlu olur.

Bu noktada “gıda üreticisi” kavramının tespiti için, 7223 sayılı Kanun’daki imalatçı tanımının, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nda yer alan gıda tanımı ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Nitekim 5996 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının 24 numaralı bendinde gıda; doğrudan insan tüketimine sunulmayan canlı hayvanlar, yem, hasat edilmemiş bitkiler, tıbbi ürünler, kozmetikler, tütün ve benzeri bazı istisnalar dışında, insanlar tarafından yenilen, içilen veya yenilmesi ya da içilmesi beklenen işlenmiş, kısmen işlenmiş veya işlenmemiş her türlü madde veya ürün olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle, 5996 sayılı Kanun anlamında gıda sayılan bir ürünü, 7223 sayılı Kanun’daki imalatçı tanımına uygun biçimde kendi adı veya markası altında piyasaya arz eden gerçek ya da tüzel kişi, hukuken “gıda üreticisi” olarak kabul edilmelidir.

Öğretide de isabetle belirtildiği üzere, ürün sorumluluğu hukukunda üretici sıfatının belirlenmesinde esas alınan ölçüt, ürüne ekonomik ve hukuki anlamda sahip çıkılması ve onun piyasaya kendi kimliği altında sunulmasıdır. Bu sebeple, üretim faaliyetinin fiilen kimin tarafından gerçekleştirildiği her zaman tek başına belirleyici değildir. Günümüz üretim ilişkilerinde özellikle fason üretim, sözleşmeli üretim, özel markalı ürünler ve dağıtım zincirleri dikkate alındığında, ürünü bizzat imal etmeyen ancak onu kendi ismi veya ticari markası ile piyasaya çıkaran kişinin de üretici olarak sorumlu tutulması, ürün sorumluluğu rejiminin koruyucu mantığı ile uyumludur. 7223 sayılı Kanun’un benimsediği tanım da tam olarak bu ihtiyaca cevap vermektedir.

Bu çerçevede gıda üreticisinin mutlaka fabrikasyon anlamda üretimi bizzat gerçekleştiren kişi olması gerekmez. Bir gıdanın formülünü belirleyen, üretim sürecini organize eden, üretimi başka bir işletmeye yaptıran ve nihayet o ürünü kendi markasıyla piyasaya süren kişi de üretici sıfatını taşıyabilir. Aynı şekilde, üreticinin yalnızca gerçek kişi olması da zorunlu değildir; kanun koyucu açık biçimde gerçek veya tüzel kişi ayrımı........

© Hukuki Haber