Seyit Ahmet Arvasi; Diyalektiğimiz
Bugün, Türk-İslam Ülküsü adlı eserin müellifi de olan mütefekkir-yazar Seyit Ahmet Arvasi Hoca'nın vefatının 37. Yıldönümü. Biz de bu haftaki yazımızı kendisine hasretmenin muvafık düşeceğini düşünerek onun "Diyalektiğimiz ve Estetiğimiz" adlı eserinin birinci bölümünü, yani "Diyalektiğimiz" bölümünü siz değerli okurlarımız için özetlemeye çalıştık. Umulur ki faydası çok olur.
"Diyalektik" kavramı Batı'da, iki kişinin belli bir konuda karşılıklı konuşmaları ve tartışmaları anlamına gelir. İslam medeniyetinde bunun karşılığı olarak "tekellüm ve cedel" sözcükleri kullanılırdı. Diyalektik aslında tez ile anti tez arasındaki çatışmadır ve buradan bir senteze varma işidir. Seyit Ahmet Arvasi, kitabının bu bölümünde Allah'ın varlığı, ruhun bekası, yaratılış gibi konularda birtakım tartışmaları dile getirmekte, bir nevi "Mutlak Varlığın" diyalektiğini yapmaktadır.
Tarih boyunca her sistem kendine uygun bir diyalektik ortaya koymaktadır. Böylece diyalektik, bir bakıma "sistemin mantığı" olmaktadır. Bu noktada sormak gerekir. Acaba İslam'ın da kendine mahsus bir diyalektiği var mıdır? İslam "vahye" ve "peygamber tebliğine" dayandığına, bir felsefi sistem olmadığına göre, onun kendine mahsus bir mantığı olabilir mi? İslam vahye ve peygamber tebliğine dayanmakla birlikte akla, tefekküre ve araştırmaya da büyük önem verir. Kur'an pek çok yerde akıl sahiplerine düşünmeyi emreder ve peygamberimiz "Aklı olmayanın dini de olmaz" buyurur. Takva sahipleri, büyük bir cehd ile taklidi imandan tahkiki imana ulaşmak için uğraşırlar. (s. 13)
İmam-ı........
