Her Veda Bir İz Bırakır
Kaymakamlar genelde “Devletin temsilcisi” olarak gelir. Ayvat, Havza’ya ilk adımını atarken o rolü “mahalle büyüğü” tonuyla yumuşattı. İlk yaptığı iş protokol odasında oturmak değil, esnafı tek tek dolaşmak oldu. Termal turizm şehri Havza’da “otel kaç tane, termal suyun sorunu ne” diye soran bir kaymakam, seçmenin kafasında “bizden biri” etiketini aldı.
Göreve başlama konuşmasında “Ben tayinle geldim ama gönülle gideceğim” demişti.
Kamu yöneticilerinin görev süreleri sınırlıdır. Bir gün gelir, valizler toplanır, vedalar edilir ve yeni görev yerlerine doğru yola çıkılır. Ancak bazı isimler vardır ki görev yaptıkları makamdan ayrıldıklarında geride sadece bir boş koltuk bırakmazlar; hatıralar, eserler ve güzel duygular da bırakırlar. Havza Kaymakamı Mustafa Ayvat da ilçemizden ayrılırken geride böyle bir iz bırakan isimlerden biri olmuştur.
Devlet memurluğunda koltuk emanettir. Ama gönüllerde kalan emanet değildir. Ayvat’ın Havza’da bıraktığı şey “3 yıl boyunca kapısı çalınan kaymakamlık” algısı oldu. Vatandaş “devlete işim düştü” deyince, önce mahkemeyi değil, kaymakamlığı hatırladı.
Elbette eleştiriler de vardı. “Şu yol neden bitmedi”, “termalde ruhsat süreci yavaş” diyenler oldu. Yerel yönetimde 0 memnuniyet yok. Ama gidişindeki tablo şunu gösterdi: İnsanlar icraatı kadar, üslubu da hatırlıyor. “Bağırarak değil, dinleyerek” yönetmek, Havza gibi küçük yerde daha çok karşılık buluyor.
Havza, termal suyuyla şifa dağıtır. Ayvat dönemi de ilçeye “devlet şefkati” hatırlatması olarak geçti. Yeni kaymakam için çıta burası: Vatandaş artık “kapı çalınsın, hal sorulsun” standardını biliyor.
Kaymakamlar gider, ilçeler kalır. Ama iyi kaymakamlar gidince, ilçenin........
