menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aleviler, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile mahkemelik oldu

36 0
26.03.2026

2026 yılının başında, modern Türkiye’nin hukuk tarihinde ve toplumsal belleğinde inanç özgürlüğü adına derin izler bırakacak bir hadsizliğe imza atıldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklik, Anadolu Alevi toplumunun ibadet mekanlarını, yani Cemevlerini; kütüphane, müze, sinema ve opera salonlarıyla aynı kategoriye, "Kültürel Tesis Alanı" statüsüne hapsetti. Bu yönetmeliğin iptali için, duyarlı ve sorumluluk sahibi Aleviler, Danıştay'da açtıkları davayla Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la mahkemelik oldu.

Görünürde teknik bir imar düzenlemesi gibi duran bu hamle, aslında bir inanç toplumunun kimliğini "folklorik bir ögeye" indirgeme çabasının hukuki kılıfıdır. Alevi aydınlar, yazarlar ve inanç önderleri bu duruma sessiz kalmayarak Danıştay’ın kapısını çaldı. Açılan davanın dilekçesi bir hukuk metninden öte, bir toplumun onuruna sahip çıkma mücadelesinin ifadesidir. Aralarında ADO Başkanı Doğan Bermek, halktv.com.tr Yazarı İsmail Pehlivan, Araştırmacı-Yazar Ayhan Aydın, AABK İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre, Binnur Aslan, Şebnem İştar Özdemir, Aydın Çakmakkaya ve Rıza Karaköse gibi isimlerin bulunduğu Alevi aydın ve inanç önderleri, Av. Şeyho Saya ve Av. Zeynep Saya vekilliğinde Danıştay’da tarihi bir dava açtılar.

Bu dava, sadece bir imar düzenlemesine itirazın ötesinde, bir inancın "kültürel bir folklor" ögesine indirgenmesine karşı yükselen bir onur mücadelesidir.

Cemevleri "Kültürel Tesis" mi? Yoksa "İbadethane" mi?

Hukukta bir yapının niteliği, ona tanınan hakların sınırlarını çizer.

İbadethane Statüsü, Anayasal güvence altındadır. Elektrik-su giderlerinden muafiyet, arsa tahsisi ve dokunulmazlık gibi geniş haklar sağlar. En önemlisi, devletin o alanı bir "inanç merkezi" olarak tescil etmesi demektir.

Kültürel Tesis Statüsü ise devletin gözünde bir "etkinlik alanı"dır. Tiyatro veya kütüphane gibi, devletin istediği zaman fonksiyonunu değiştirebileceği, inanç özgürlüğünden ziyade "sosyal hizmet" kapsamında gördüğü bir mekandır.

Cemevleri folklorik bir öge değildir!

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, "teknik düzenleme" adı altında yürüttüğü kurnazca bir hamleyle, Anadolu’nun kadim inancı Aleviliği imar planlarında bir "kültürel tesis" alanına hapsetmeye kalkışması kabul edilemez. Cemevlerini kütüphane, müze veya opera salonlarıyla aynı kategoride gören bu zihniyet; bir inancın kutsalını, bir toplumun can damarını "folklorik" bir düzeye indirgeme cüretini göstermiştir.

İbadethaneyi "Sosyal-Kültürel Tesis" sayma haddini kimden aldınız?

Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’ndeki bu değişiklik, basit bir şehir planlama hatası olarak yorumlanamaz. Bu Alevi toplumunun Bin Yıllık kimliğini yok sayma, onu devlet eliyle "müzelik bir eşyaya" dönüştürme operasyonudur. Bir inanç merkezini kütüphaneyle, tiyatroyla, konser salonuyla, sanat galerisiyle eşitlemek, o inancın varlık nedenine, yani "ibadethane" niteliğine büyük bir saldırıdır. Bu, bir inanç toplumunun ruhunu çalmaya, asimile etmeye, onları kendi topraklarında "misafir ve yabancı" kılmaya yönelik ideolojik bir kuşatmadır.

Alevi aydınların, yazarların ve inanç önderlerinin Danıştay’a taşıdığı o dava dilekçesi, yalnızca hukuki maddelerden ibaret değildir. O dilekçe; "Bizim ibadetimiz, sizin tanımlarınıza sığmaz!" diyen ve onuruna sahip çıkma girişimidir. Devletin görevi, bir inancı kategorize etmek veya ona "kültürel" bir kılıf uydurmak olamaz. Devletin görevi o inancın........

© HalkTV