menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seçim reformu mu, seçim mühendisliği mi? 24 Ağustos 2026

27 0
24.08.2026

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin siyasi partiler ve seçim sisteminin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin “ruhuna uygun” biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması, önümüzdeki dönemin önemli tartışma başlıklarından birini gündeme getirdi.

Henüz kamuoyuna açıklanmış somut bir kanun teklifi bulunmadığı için yapılması düşünülen değişikliklerin içeriği konusunda kesin bir değerlendirmede bulunmak mümkün değil. Ancak biz biliyoruz ki AKP-MHP ittifakının seçim yasalarıyla amacı demokratik bir yasa yapmak değil, seçim yasasında yapacakları değişikliklerle iktidarlarını tahkim edip garanti altına almaktır. Bu nedenle, ruhunu bildiğimiz iktidar ortaklarının seçim hukukunda yapacakları değişiklikler hiçbir zaman yalnızca teknik düzenlemeler olarak gündeme gelmemiştir.

Seçim sistemi, bir ülkede sadece oyların nasıl milletvekilliğine dönüşeceğini değil, siyasi partilerin hangi koşullarda yarışacağını, seçmenin önüne hangi alternatiflerin çıkacağını ve millet iradesinin parlamentoya ne ölçüde yansıyacağını da belirler.Bu nedenle Bahçeli’nin kullandığı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ruhuna uygunluk” kavramı üzerinde durmak gerekiyor.

Eğer seçim sistemi gerçekten mevcut hükümet sistemine uygun hale getirilecekse, önce parlamenter sistem döneminden kalan bazı kabulleri yeniden değerlendirmek gerekir.Anayasa, seçim kanunlarının “temsilde adalet ile yönetimde istikrar” ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenmesini öngörüyor.

Parlamenter sistem döneminde yönetimde istikrar kavramının özel bir ağırlığı vardı. Çünkü hükümet parlamentodan çıkıyor, görevini sürdürebilmesi de Meclis çoğunluğunun varlığına bağlı bulunuyordu. Yüksek seçim barajları ve büyük partilere avantaj sağlayan bazı seçim yöntemleri de yıllarca bu gerekçeyle savunuldu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde ise yürütmenin oluşması artık Meclis çoğunluğuna bağlı değil. Cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçiliyor. İlk turda salt çoğunluk sağlanamadığında ikinci tur yapılıyor ve sonuçta seçmenlerin çoğunluğunun desteğini alan aday yürütme görevini üstleniyor.

Bu durumda yönetimde istikrarın milletvekili seçim sistemi üzerinden ayrıca yaratılmasına duyulan ihtiyaç önemli ölçüde ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla hükümet sisteminin kendi mantığı, milletvekili seçimlerinde temsilde adalet ilkesine daha fazla ağırlık verilmesini gerektirir.Güçlü bir yürütmenin karşısında güçlü ve temsil kabiliyeti yüksek bir Meclisin bulunması, kuvvetler ayrılığının da doğal sonucudur. TBMM’nin görevi artık içinden bir hükümet çıkarmak değil; toplumsal ve siyasi çeşitliliği temsil etmek, kanun yapmak, bütçeyi görüşmek ve yürütmenin demokratik denetimini sağlamaktır. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı seçiminde çoğunluk esas alınırken, milletvekili seçimlerinde mümkün olduğunca çoğulcu bir temsil yapısı hedeflenmelidir.Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uyum gerekçesiyle yapılacak gerçek bir seçim reformunun yönü siyasi alanı daraltmak değil, genişletmek olmalıdır. Barajın yükseltilmesi........

© HalkTV