Huzurlu bir Türkiye için önemli bir adım: Terörsüz Türkiye
Türkiye bir yılı aşkın bir süredir PKK’nın tasfiyesini ve buna bağlı olarak PKK mensuplarının entegrasyonunu konuşuyor. Uzun bir tartışma, değerlendirme ve hazırlık sürecinin neticesinde bu hafta Meclis’te geniş bir mutabakatla kabul edilen bir kanunla bu konuda atılması beklenen adımlar netleşti. Konunun gelişimini zaten medyada takip ettik, bu yüzden ayrıntılara değinmeye gerek görmüyorum ama meseleye yaklaşım tarzına dair bazı hususların altını çizmekte fayda görüyorum.
Sorunun Kökeni Doğru Tanımlanmalı!
Öncelikle devleti temsil eden çevrelerce ‘terör’ başlığı altında ele alınan bu konunun biri şiddet, diğeri kimlik meselesi şeklinde iki boyutu olduğunu unutmamak lazım. Terör adı da verilen ve çok büyük acılara, devasa kayıplara, zararlara yol açan meselenin kaynağında yatan şeyin en temelde devletin izlediği siyaset olduğu bilinmeli. Bu coğrafyada yüzlerce yıldır Ümmet kimliği altında ve kardeş olarak yaşayan insanları ayrıştırmak ve onlara farklı bir kimlik dayatmanın neticesinde ortaya çıkan bir ateşten söz ediyoruz.
Elbette bu ateşe zaman içinde pek çok el müdahil oldu, farklı hesapları olan değişik güçler fırsat kollayıp ateşi harladı, büyüttü, tüm coğrafyayı kuşatacak bir yangına dönüşmesine katkı sağladı. Meselenin zaman içinde çetrefilleştiği, çok aktörlü bir oyuna dönüştüğü inkâr edilemez ama tüm bu müdahaleler meselenin temelinde inkâr zihniyetinin ve ulusçuluk dayatmasının yattığı gerçeğini değiştirmiyor. Bu yok sayma ve dayatma siyaseti PKK adı altında örgütlenen bir isyan ve şiddet hareketini besledi, yaygınlaştırdı.
Karanlık Tünelden Çıkış Umudu
Sonuç itibariyle PKK’nın merkezine oturduğu şiddet olgusu gerek bu ülke, gerekse de bölge çapında çok büyük acılara yol açtı. Haddi hesabı olmayan kayıplar yaşandı. En önemlisi de bu çatışma sürecinde insanımız insani, ahlaki, fıtri değerlerine yabancılaştı. Her iki yönlü olmak üzere milliyetçi cahiliyeye daha fazla savruldu, kirlendi. Allah Teala’dan uzaklaştı, hududullaha sırt çevirdi. Şehirler, köyler, mezralar yangın yerine döndü, binlerce eve ateş düştü. On binlerce genç dağlarda can verirken ya da zindanlarda çürürken, çok daha fazlası batıl bir davanın peşinde ifsada sürüklendi, zihnen, kalben çürümeye yüz tuttu.
Şimdi bu meselede önemli bir gelişme yaşanıyor, şiddet sorununu çözme yolunda büyük bir adım atılıyor. Neredeyse yarım asırdır süregelen çatışmanın bitirilmesine yönelik bir program devreye sokuluyor. Bunun önemli, hayırlı bir adım olduğuna kuşku yok. On yıllardır bu acıyı doğrudan yaşayan Kürt halkı ve Kürt coğrafyasında yaşayanlar başta olmak üzere tüm Türkiye ve hatta tüm bölge halkları için sevindirici bir gelişme. Daha fazla kanın dökülmemesi, daha fazla can kaybı yaşanmaması için bu sürecin desteklenmesi elzem. İslami, ahlaki, insani kaygılar da zaten bunu gerektiriyor. Nitekim bazı fanatik ırkçı ve Kemalist unsurlar........
