menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aktivizmin Kur’ancası

20 0
01.06.2026

ثُمَّ أَوْرَثْنَا الْكِتَابَ الَّذِينَ اصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا ۖ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِنَفْسِهِ وَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌ بِالْخَيْرَاتِ بِإِذْنِ اللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ الْفَضْلُ الْكَبِيرُ

“Sonra Kitab’ı kullarımız arasından seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan kimi kendine haksızlık eder, kimi orta yolludur, kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçendir. İşte büyük lütuf budur.”

Müslüman, yolunun çıkmaz sokaklara çıktığını, yer yer duvara tosladığını hissettiği; bazen karanlık dehlizlerde çaresizliği iliklerine kadar yaşadığı ve zaman zaman ana mahkûm olduğu dünyanın dar geldiği vakitlerde kendisine sığınak olarak arştan arza uzatılan bir yardım ipidir Kur’an. Ve bu ip kopmaz, incelmez, kısa gelmez; amenna ve saddakna.

Lakin bazen ona uzanmaya gönlümüz dar gelir, bazen kolumuzu yeterince uzatmayız, bazen kabuklarımız sertleşmiş olabilir. Vahyin dertlerimize derman olamayışı ondan değil, bizden kaynaklıdır. İşte Fatır 32 de uzatılan yardım eli misali önce durum tespiti yapar. Sorunu tespit eder; ur hâline gelmiş hastalığı sadece teşhis etmekle kalmaz, aynı zamanda tedavi etmek için çözüm yolunu da sunar. Ayete sarfınazar etmeden önce karşımızdaki manzarada şunlar beliriyor:

Genel olarak insani vasfını kaybetmemiş herkes, özelde ise Müslümanlar olarak her birimiz artık yeryüzünün en şerlisi olan aktif kötülüğün bu kadar açıktan işlenmesine ve bu eylemlerin faillerine gösterilen kayırmacılığın ruh yorgunlarıyız. Zihinlerimiz artık “Daha kötüsü ne olabilir ki?” diye düşündüğü her an daha kötüsünü görmeye mecbur bırakılmakta.

Gözlerimiz kapansa, kulaklarımız tıkansa da kalbimiz şahitlik etmekte. Soruyoruz, sorguluyoruz hâliyle; neden ve ne için diye. Kitabî bir ümmet olarak soruyu sorduğumuz kaynak Kur’an olunca serlevha bir başlık göz kırpıyor; inceden azar ve ulvi bir rahmet dokunuşu eşliğinde.

**PASİF İYİLİK, AKTİF KÖTÜLÜĞÜN BESİN KAYNAĞIDIR.**

Kur’an ile muhatap bir Müslüman için dünyada mutlak hayır ve iyilik ile ilgili ne varsa, o bizim hikmetle bakmamız gereken yitiğimizdir. İşte aktivizm de böyle bir yitiktir.

Özü itibarıyla aktivizm; bir düşünceyi, hakkı, toplumsal meseleyi veya değişim talebini savunmak için aktif biçimde harekete geçme anlayışıdır.

Kelime, İngilizce “activism” sözcüğünden gelir ve temelinde;

* farkındalık oluşturmak,

* değişim için çaba göstermek

gibi anlamları barındırır.

Bu terim gündemimize 90’lı yıllardan itibaren girmekle beraber, mana olarak oldukça kadim bir geçmişe dayanır. Bunun sebebi de son derece fıtrî ve insani bir refleks olmasından kaynaklıdır. Bir çerçeve çizmek gerekirse de çevre, insan, hayvan, kadın hakları gibi konularda aksiyon alan kişi ya da topluluklar aktivist veya aktivizm hareketi olarak adlandırılır.

Bizce referansının vahiy olduğu bu eylemlilik hâli, vazgeçilmemesi gereken ve oldukça ciddiyetle sahiplenilmesi gereken bir öneme sahiptir.

Konumuzun omurgasını teşkil eden Fatır suresinin 32. ayetidir. Bu ayette üç grup insandan bahsedilmekte ve aslında her bir grubun kitaba, yani vahyin yaşam ilkelerine mirasçı olmak noktasında adil bir seçilmişliğe tabi olduklarını; fakat işin pratik ve işlevsel olup olmamasını ortaya çıkaran şeyin kulların aldıkları reaksiyon olduğunu çok net bir şekilde vurgulamaktadır.

Ayette hiyerarşik bir şema ile karşılaşıyoruz. İman ve amelin ham hâlden olgun hâle doğru yükselişini anlatırken bir yandan da üç gruptan herhangi birini tercih etmekte serbestsiniz; fakat teveccüh ve tercih edilmesi gerekenin son grup olduğunu, asıl lütfa erişmiş olma hâlinin de bu olduğunun gayet açık ve net olarak altının çizildiğini görüyoruz.

Tabloda seçilmişlik olgusunun muhataplarından bir grubun,........

© Haksöz