Muhammed Kavi olayının sorumluları hesap vermelidir!
Tarih: 23 Haziran 2026
Saat gece 03.00 suları
Yer Ankara’nın Haymana ilçesinin kırsal mahallesi Sakızağa…
Devlet bütün unsurlarıyla 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO toplantısına hazırlanıyor. Hiçbir şeyi tadında ve ölçüsünde tutmayı sevmeyen devlet ve toplum gerçekliğine uygun bir atmosfer bütün yurt sathında hâkim. Bilmeyen zannedecek toplantı bütün memleket sathında yapılacak. Sosyal medya hesapları kapatılır, basın açıklamaları engellenir. Bu absürt ahval ve şerait altında güvenlik güçleri bir eve operasyon yaparlar. Savcılık talimatıyla NATO toplantısına zarar vereceği düşünülen IŞİD üyelerinin yakalanması için harekete geçilmiştir. O gece 56 kişi gözaltına alınmıştır lakin huzurlu bir NATO toplantısı için yeterli olmadığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla Haymana'nın kırsal mahallesi Sazağası'ndaki Kavi ailesinin evine de gidilir.
Kapı çalınır. Baba açar kapıyı. Oğlu sorulur. İçeride denilir. Sonuç mu? Aranan kişi Muhammed Kavi ve eşi Nazan Kavi hayatını kaybeder. Emniyet kaynaklarından basına yansıyan bilgilere göre olay; özel harekât polisleri gece saat 03.00 sıralarında eve operasyon düzenliyor. Polis, eve girilmeye çalışıldığı sırada içeriden ateş açıldığını ve özel harekât polislerinin kalkanına dört kurşun isabet ettiğini öne sürüyor. Çıkan çatışmada Muhammed Kavi omzundan, yanında bulunan eşi Nazan Kavi ise başından vuruluyor. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Muhammed Kavi bilgisayarlı tomografi çekimi sırasında kaçmaya çalışır, ancak kan kaybı nedeniyle yaşamını yitirir. Başından yaralanan Nazan Kavi ise Bilkent Şehir Hastanesi'ne kaldırılır ve birkaç gün komada kaldıktan sonra vefat eder. Emniyet kaynaklarına göre Muhammed Kavi'nin, TikTok üzerinden Türkiye'de eylem talimatı verdiği öne sürülen IŞİD sorumlusu Ismael Jabbar Khaleel Alhaj ile bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Emniyet, Kavi'nin kendi adına kullandığı TikTok hesabı üzerinden örgüte yakın olduğu belirtilen çevrim içi sohbet gruplarına katıldığını iddia ediyor.
Evet, böyle deniliyor daha doğrusu denilmiyor, açıklanmıyor. Yani ortada herhangi bir resmi açıklama falan yok. Ya ne var? Güvenlik kaynaklarından gayriresmî elde edilen ‘bilgiye’ göre böyle olmuş. Tenezzül edip bir açıklama dahi yapmıyorlar. Nasıl olsa IŞİD iddiası gibi kimsenin karşı çıkmayacağı böyyük bir iddia var. 2000’in başından beri bu ülkede ‘selefi’ tehdit adı altında el-Kaide, Nusra, HTŞ, IŞİD iddiasıyla binlerce insana operasyona yapıldı. Kahir ekseriyeti hukuksuz gözaltı ve tutuklamalara maruz kalan sayısız insanın başına gelenler duyulmadı bile. Cübbeli, Ümit Özdağ, Hilmi Demir gibi provokatörlerin açık yalanlarının estirdiği rüzgâra teslim olan İslami camialar ise bu duruma tepki göstermekte zayıf kaldılar. Öyle saçma bir düzenle muhatabız ki yakın geçmişte devrimden önce şuna dahi şahit olundu. İdlib’te, Halep kırsalında TSK ve güvenlik bürokrasisi HTŞ ile her türlü işbirliği içerisinde idi ama Türkiye’de birçok kişiye HTŞ’ye yardım, işbirliği ve üyelikten dolayı ceza verildi.
Mazlum ve Mustazafın Feryadı Nereye Kadar Engellenebilir?
Muhammed Kavi olayı da NATO curcunası ve IŞİD perdelemesi altında tam da unutulmuş zannedilirken ailesinin çığlıkları duymak isteyenlerin radarına giriverdi. Daha baştan gerçekleşme biçimi tuhaf görünen olayla ilgili baba ve amca bambaşka iddialar dile getiriyorlar.........
