menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zamanın ötesinden gelen nida: Yüzleşmenin ve hakikatin kesinliği

54 0
16.04.2026

İnsanın yeryüzündeki en büyük yanılgısı, eylemlerinin boşlukta kaybolup gideceğine, hakikatin o keskin yüzüyle asla karşılaşmayacağına dair beslediği derin kibirdir. Modern çağın sanal gerçeklikleri ve izafiyet krizleri içinde kıvranan zihin, her şeyin göreceli olduğu yanılsamasıyla avunurken; ölümle birlikte zamanın ve mekânın sınırları kalktığında o ağır örtü ansızın açılır. Peki, inançla alay etmenin, ilahi çağrıya sırt dönmenin ve sadakatle bedel ödemenin nihai hesabı nasıl görülecektir? İnsanın, ömrü boyunca kaçtığı gerçekle yüzleşme anı omuzlarına nasıl bir yük bindirir? A’râf sûresi 44. ayet, sadece ahirete dair dramatik bir sahne çizmekle kalmaz; varoluşun en sarsıcı, en çıplak yüzleşmesini evrensel bir ilana dönüştürerek kalbimizi tam da bu can alıcı noktadan yakalar.

Kozmik Diyalog ve Mesafelerin Çöküşü

Ayette yer alan cennet ve cehennem ehli arasındaki diyalog, Kur’an’ın edebi mucizesinin şahikalarından biridir. Ayet, iki farklı ontolojik düzlem arasındaki o aşılmaz mesafeyi nādā (نَادَىٰ / nida etti, seslendi) fiilinin yankısıyla aşar. Râzî (ö. 606/1210), ayet bağlamında cennet ehlinin cehennem ehlinin sesini nasıl duyurduğu sorusunu gündeme getirir.1 Elmalılı Hamdi Yazır(1878–1942)çağdaş bir pencereden bu soruya cevap verir ve zamanımızdaki radyo ve televizyon icadının, Kur’an’daki bu sınır tanımaz kozmik iletişim hakikatini akla nasıl yaklaştırdığına dikkat çeker.2 Cennetliklerin, “Biz rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk.” beyanı, bitmiş bir mücadelenin ardından gelen kuru bir haberleşme değil; aksine dünyevi şüphelerin, çekilen çilelerin ilahî bir tasdikle taçlanmasıdır. Burada kullanılan ḥaqqan (حَقًّا / kesin bir gerçek) kelimesi, ahiretin mutlak şeffaflığını gözler önüne sererken, ilahî vaadin şaşmazlığını zihinlerde pekiştirir.

Hakikatle Yüzleşmenin Dünyevi Gölgeleri

Bedir günü Muhammed (s), Kureyş’in önde gelenlerinden yirmi dört kişinin cesetlerinin Bedir kuyularından birine atılmasını emretmiş; ardından üçüncü gün kuyunun başına gelerek onları isimleriyle çağırmış ve “Biz rabbimizin bize vadettiğini gerçek bulduk, siz de Rabbinizin size vadettiğini gerçek buldunuz mu?” (el-A`râf 7/44) diye hitap etmiştir. Bunun üzerine Ömer bin Hattab (ö. 23/644), “Ey Allah’ın Resûlü! Ruhları olmayan cesetlere mi konuşuyorsun?” deyince Resûlullah (s), “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin........

© Haksöz