menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital çağın meta ve kopya bedenleri

23 0
05.09.2026

Türkiye’de sosyo-ekonomik ve buna bağlı olarak şekillenen kültürel koşullar yüzyılın son çeyreğinde hızlı bir değişim göstermiştir. Teknolojinin bu gelişmelere paralel ve kontrolsüz ilerleme eğilimi konformist birey kültürünü yaygınlaştırmıştır. Bireylerin ekonomik bağımsızlığı arttıkça daha fazla çalışma ve daha fazla kazanma hırsı da hızlanarak devam etmiştir. Köyden, cazibe ve tüketim merkezlerine yönelen sürekli göçler metropolleri kalabalıklaştırmıştır. Sosyo-ekonomik imkanları ile bireyleri kendine çeken bu kentler yanı sıra maneviyattan yoksun, madde ve meta merkezli beden algısına sahip pragmatist ve çağdaş kitlelerortaya çıkarmıştır.

Post-modern paradigmanın sırtını dayadığı ve beslendiği temel argümanlardan biri bireylere sunduğu sınırsız özgürlük algısıdır. Bu özgürlük alanının bedensel yansıması son dönemlerde sıkça tartışılan hususların başında gelir. Nitekim benim bedenim, benim kararım son yüzyılda feminist hareketin öne çıkardığı en seküler afişe sloganlardan biridir. Bu söylem, maksatlı kesimlerin diline pelesenk ettiği ve ideolojik bir propaganda aracına dönüştürdüğü sembol ifadelerden biridir. Genç nesilleri hedef alan bu teşhir endeksli beden özerkliği yaklaşımı ilimle yoğrulmayan, haz ve hız odaklı kitleleri bedenleri üzerinde mutlak söz sahibi olduklarına inandırırken; kapitalist, şekilci, tek tip, robotik ve meta-kopya beden kodunu zihinlerine nakşeder.

Türkiye’de özellikle metropol kentlerde orta ve üst sınıfın gündelik yaşam pratikleri çoğunlukla spor salonları, güzellik merkezleri ve estetik laboratuvarlar kesişiminde geçmektedir. Popüler ve tüketim kültürü ekseninde araçsallaştırılan ve buna göre biçimlendirilen bedenler, toplum sosyolojisini okumanın önemli göstergelerinden biridir. Tüketim endüstrisi ürünü haline getirilen meta bedenler, insanın sahip olduğu doğal ve işlevsel bedenin; piyasa, moda, toplumsal beğeni ve tüketim kültürü tarafından biçimlendirilerek bir gösteri ve tüketim nesnesine dönüştürülmesini ifade eder. Bu kavramsallaştırmaya göre beden artık yalnızca zaruri ihtiyaçları karşılayan bir araç olmaktan çıkıp aynı zamanda sergilenen, beğenilmesi beklenen ve sürekli olarak yeniden şekillendirilen bir vitrin hâline gelmektedir.

Geçmiş toplumlarda bedenin değeri büyük ölçüde işlevi, dayanıklılığı ve hayata katılma kapasitesi üzerinden değerlendirilirdi. İnsan bedeni yaşamı sürdürebilmek, kendini koruyabilmek ve doğal şartlara uyum sağlayabilmek zorundaydı. Oysa içinde bulunduğumuz dijital çağda beden, bireye hizmet eden doğal bir varlık olmaktan giderek uzaklaşmakta; görünüşüne hizmet edilen bir nesneye, bir gösteri aracına ve nihayetinde bir metaya dönüşmektedir. Daha da önemlisi kalıpsal........

© Haksöz