Türkiye'nin cesur hikayesi
Kuşkusuz dünyanın nereye gittiği üzerinde daha fazla tartışmaya ihtiyacımız var. Ama Trump’ın dünyayı yeni bir döneme sürüklediği, hatta kapısından zorla sokmaya çalıştığı da ortada.
Bir önceki yazıda olup bitenin Trump’ın deliliği ya da çılgınlığı gibi okunmasının doğru olmadığını savunmuştum. Kendimi yakın bulduğum tez; Trump’ın temsil ettiği kuralsız, normlardan yoksun ve giderek parçalı hale gelen zeminin, Amerikan gücünün sınırsızca kullanılmasını hedeflediği.
Bu herkes kadar, hatta ortalamanın çok üzerinde bir etkiyle bizi yakından ilgilendiriyor.
Türkiye, çok farklı bakış açıları üzerinden tanımlansa bile her durumda yükselişe geçtiği kabul edilen bir güç. Bu yükselişin ve onunla birlikte şekillenen hedeflerin devamı ve kalıcı hale gelmesi, yukarıda kabaca özetlediğimiz gelişmeleri doğru yönetmekle mümkün.
Bu aynı zamanda geleceği doğru ve erken okumayı, ayrıca çok katmanlı bir strateji inşa etmeyi zorunlu kılıyor. Tecrübe ve hafıza açısından avantajlı olduğumuz gerçek. Ama sadece geçmişe bakarak alınabilecek bir yol değil bu.
GENİŞ TOPLUMSAL MUTABAKAT
Güncel siyasetin girdabında fazlasıyla ihmal edilen bir başlığa da değinmekte yarar var. Yeniden yükselişe geçen bir gücün ya da devletin öncelikle yapması gereken, kendi toplumunu ikna etmesi. Bunun gerçek anlamda itici bir güç oluşturacağı tartışılmaz. Buradaki her zaafın, çatlama ya da tökezlemeye yol açacağı da.
Büyük Usta Guiguzi’den ilhamla söylersek, devlet, geçmişini........
