Kılıç artığı ve mehter
Gündemin bizdeki kadar süratle değiştiği bir başka memleketi bulabilmek hayli zordur...
Geçen hafta da birbirinden alâkasız ve saçma sapan meseleler ile uğraştık. Meselâ, Gaziantep’deki CHP il yönetimi mehter marşı icra edilirken çocukların teşkil ettiği mehterana arkasını döndü. Gerekçe, mehterin geçmişe ait bir irtica alâmeti olması idi!
Derken, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat, CHP nin eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “kılıç artığı” ifadesini kullandı ve kıyamet koptu. Mine Hanım tepkiler üzerine özür dilemek zorunda kaldı ama bunu yaparken özrü kabahatinden büyük bir iş etti: Sosyal medya hesabından yayınladığı özür metninde cehalet beyanında bulunuyor, “Kılıç artığı sözünün tarihçesini bilmiyordum. Bu sözü, Kılıçdaroğlu’nun soyadına atfen söyledim. Cehaletimi bağışlayın” dedi.
“Özrü kabahatinden büyük” dememin sebebi, işte burada: Senelerce köşe yazarlığı yapacaksınız bilmem kaç cilt dolusu romanız, denemeniz ve daha pek çok kitabınız olacak ama “kılıç artığı” sözünün nereden geldiğini ve ne mânâya geldiğini bilmeyeceksiniz; bizler de inanıp “Meğerse bilmeden söylemiş, hoşgörelim” diyeceğiz...
Ama, Mine Kırıkkanat’ın gerekçesi şayet doğru ise, yani “kılıç artığı” ifadesinin ne maksatla kullanıldığını hakikaten bilmiyorsa, durum çok daha vahimdir. Zira roman, köşe vesaire yazan, bütün yazdıklarını Türkçe kaleme alan, hattâ İngiltere’de yaşayan bir hemcinsini kendisinden intihal yaptığı iddiası ile dâvâ edip de dâvâyı geçenlerde kazanan bir hatunun bu dilin hassas ifadelerinden birini bilmemesi, Türk Edebiyatı’nın ve Türkçe’nin artık gayet vahim vaziyete gelmiş olması demektir. Bu durumda da, zaten birkaçyüz kelimeye sıkışıp kalmış olan Türkçe, yazarlık iddiasındaki zevât tarafından çok daha aşağılara çekilmektedir!
Hani “iki ucu bilmemneli değnek” deyimi vardır ya; Mine Kırıkkanat’ın özrü buna benzedi. “Kılıç artığı” sözünü bilerek kullanması bir dert ama bu sözü şimdiye kadar işitmemiş olması ayrı bir dert!
ATTİLÂ İLHAN DOĞRU SÖYLEMİŞ AMA...
Gaziantep’te yaşanan rezalet mâlûm... 23 Nisan münasebetiyle çocuklar mehteran giysileri içerisinde gösteri yapmışlar...
Ama o da ne? Mehter “Eski Ordu Marşı”nı, yani “Ceddin deden, neslin baban”ı çalıp “Türk Milleti Türk Milleti, aşk ile sev milliyeti, kahret vatan düşmanını, çeksin o mel’un zilleti” dediği sırada dinleyiciler arasındaki koskoca bazı adamlar, çocuklara arkalarını dönüyorlar! Bunlar, CHP’nin il yönetimi ve mabadlarını çevirmelerinin sebebi de çocukların mehtere refakat etmeleri! CHP Gaziantep İl Başkanı Vakkas Acar, sonradan üstüne üslük, “Çocuklarımızın saray kültürüne özendirilmesini protesto ediyoruz” demiş!
Bu zihniyet, 1930’lar Türkiye’sinin hâkimi olan CHP’nin 90 küsur sene sonra bile kendini hâlâ aynı konumda görüp “Memlekette herşey benden sorulur” hülyalarından bir türlü çıkamamasının mükemmel bir örneğidir!
Rezalet, Gaziantep’te koskoca adamların ufacık çocuklara kıçlarını dönmelerinden ibaret kalsa iyi; ama aynı gün Pamukkale’de de mehter yüzünden bir başka hadise yaşanmış!
Basına aksettiğine göre, Zübeyde Hanım Anaokulu’nda bazı öğretmenler ve veliler 23 Nisan münasebeti ile mehter gösterisi düzenlemeye karar vermişler. Okul yönetimi gösteriyi uygun bulmamış ve yapılmamasını istemiş, ama pürüz daha sonra halledilmiş ve minikler Gaziantep’te olduğu gibi mehter giysileri içerisinde podyuma çıkmışlar...
Hadise işte bu gösteri sırasında yaşanmış ve ortada iki iddia var:
İlk iddia, bir öğretmen hanımın gösteri daha tamamlanmadan müziği kestiği; Okul Aile Birliği’nin öne sürdüğü diğer iddia ise böyle bir olayın yaşanmadığı, gösterinin tamamlandığı ve mehtere engel olunduğu yolundaki söylentiyi çıkartanlar hakkında da adlî makamlara başvurulacağı...
Aile Birliği, mehter gösterisinin 3 dakika 14 saniye sürdüğünü söylüyor ve görüntülerini de kanıt olarak gösteriyor. İzlediğinizde, gösterinin hakikaten normal bir şekilde son bulduğunu görüyorsunuz.
Ama, ortada çok kısa bir başka görüntü daha var: Siyah elbiseli bir hanım, herhalde bir öğretmen, gösteri mekânının bir ucundan diğerine yürüyor, mehter marşını çalan âletin tuşuna basarak müziği durduruyor ve koparlörlerden mehter yerine cıstır cıstır birşeyler yükseliyor. Öğrenciler ise marşın susmasına rağmen mehterana mahsus hareketlerini bozmuyor ve gösteriye müziksiz devam ediyorlar!
Fakat, siyah elbiseli hanımın görüntüleri, Okul Aile Birliği’nin “Mehter’e engel olunmadığının” kanıtı olarak gösterdiği 3 dakika 14 saniyelik filmin içerisinde yok ve mesele de işte burada!
Görüntüler arasındaki farkın sebebi tam olarak izah edilmediği takdirde, Pamukkale’deki anaokulunun üzerinde dolaşan şaibe bulutlarının dağılması hayli zordur.
Üstelik, bu didişme âdetimiz devam edip gittikçe sadece mehteri değil, bandoyu, orkestraları, tiyatroları ve akla gelebilecek diğer herşeyi siyasî malzeme hâline getirir ve tartışır, dururuz...
Rahmetli Atilla İlhan’a atfedilen hoş bir söz vardır; “Mehter çalarken on komünistten dokuzu milliyetçi olur” dediği söylenir.
Ama görünen o ki memlekette artık komünist pek kalmamış, mehtere kıçlarını dönen CHP’nin Gaziantep il yönetimindekiler de bambaşka birşey olmuşlar...
