Sinema tarihinin yeni Rocky'si
“Kurtuluş Projesi” (Project Hail Mary), Andy Weir’in 2021’de yayımlanan romanından Drew Goddard tarafından sinemaya uyarlandı.
Phil Lord ve Christopher Miller’in birlikte yönettiği film, Ryland Grace’in (Ryan Gosling) Yeryüzü’nden çok uzaklarda bir uzay gemisinde uyanmasıyla açılıyor. Başlangıçta kim olduğu dahil hiçbir şey hatırlamıyor. Gemide niye bulunduğunu çözemiyor. En kötüsü ise yalnız olması, birlikte yolculuğa çıktığı diğer iki kişinin bilinmeyen nedenlerden ötürü ölmesi… Üstelik, gemi içinde ve dışında yapay zekâ hariç, iletişime geçeceği hiç kimse yok. Tam bir yalnızlık içinde… İlk işi hayatta kalmak elbette. Bu çok zor olmuyor çünkü gemideki yaşam sistemleri sorunsuz çalışıyor. Ama adını dahi bilmeyen biri olarak ortama uyum sağlaması çok kolay değil. Neden o gemide uyandığını öğrenmek için de belleğinin canlanmasını bekliyor.
Anıları geri geldikçe film, geçmiş ve şimdi olmak üzere iki ayrı kanaldan akıyor. Fen öğretmenliği yaptığını hatırlıyor önce. Sonra “Petrova hattı” olarak bilinen ve 30 yıl içinde Güneş’in sönmesine neden olacak felaket sürecinin ilerlediğini… Devlet görevlisi Eva Stratt’ın (Sandra Hüller) sorunu çözmesi için göreve çağırdığı bilim insanlarından biri Grace. Çünkü sadece fen öğretmeni değil. Alanındaki otoritelerle kavgaya tutuştuğu için akademik kariyerini yarıda bırakmak zorunda kalan bir moleküler biyolog aynı zamanda… Hem de en iyilerinden biri…
Grace günler geçtikçe, Güneş’i yok eden astrofaj adı verilen mikroorganizmalar üzerinde çalıştığını, önemli keşifler yaptığını ve NASA’nın Tau Ceti adlı yıldızın sırrını çözmek için bir uzay gemisi hazırladığını hatırlıyor. Hedef, diğer yıldızların aksine Tau Ceti’nin neden astrofajlardan etkilenmediğini bulmak… İçinde bulunduğu geminin Tau Ceti’ye doğru yola çıktığını ve Yeryüzü’nün son umudu olduğunu anlıyor Grace. Ama gemide neden eğitimli bir astronotun değil de kendisinin görevlendirildiğini bir türlü çözemiyor. NASA için yaptığı çalışmalarla ilgili olarak anıları yavaş yavaş geri gelse dahi uzay yolculuğu için eğitim aldığına, mürettebata dahil olduğuna dair hiçbir şey hatırlamıyor.
Gemiye o kadar yabancı ki neyi nasıl yapacağını kestirmekte zorlanıyor. Her şeyi deneme yanılma yöntemiyle öğreniyor. Ama köşesine çekilip sorumluluktan kaçmıyor. Kaderine razı olmuyor. İçinde pilotun dahi olmadığı uzay gemisiyle Tau Ceti sisteminde planlanan yörüngeye girmek ve Dünya’yı kurtarmak için elinden geleni yapıyor. Filmin kırılma noktası ise Tau Ceti sisteminde karşılaştığı uzay gemisi... Öylesine farklı bir mühendisliğin ürünü ki, görür görmez uzayda başka bir uygarlıkla yüz yüze geldiğini fark ediyor.
Hikâyenin en önemli düğümlerinden biri bu karşılaşmayla atılıyor. O noktada filmin janr künyesi, hikâyenin yapısı ve tonu değişiyor. Özellikle, uzaylıyla karşılaştığı ilk sahnelerde filmin ritmi yavaşlıyor, duygusu değişiyor.
Oraya kadar film, geçmişte geçen sahnelerde Grace’in NASA’daki ortama uyumsuzluğu; uzay gemisinde ise yaşadığı şaşkınlık ve acemiliğin meydana........
