Oyuncu-yönetmen ilişkisinin püf noktası nedir?
Alfred Hitchcock’un oyuncularla ilgili çok ünlü bir sözü var: “Oyuncular sığır değildir ama öyle muamele edilmelidir!..” Vertigo, North by Nortwest, Birds, Rear Window gibi klasiklerin usta yönetmeni bu sözleri bir başka büyük yönetmen François Truffaut’la röportajı sırasında söylemiş. Hitchcock düpedüz hakaret etmiş oyunculara, zaten filmlerindeki oyuncularla ilişkisi hep sorunlu olmuş.
Truffaut ve Hitchcock röportajları 1960’ların ortasında kitap olarak yayınlandı. Ve hem yayınlandığı yıllarda hem daha sonrasında sinema dünyasında çok etkili olmuş. Francis Ford Coppola, Brian De Palma, George Lucas, Steven Spielberg, Martin Scorsese, William Friedkin ve Paul Schrader gibi yönetmenler kitaptan çok etkilendiklerini söylüyorlar. Seven, Dövüş Kulübü gibi filmlerin yönetmen David Fincher, kitabı okuyup okumadığı sorulduğunda, "Sadece 200 kere okudum" diye cevap veriyormuş.
Alfred Hitchcock’un sözleri yönetmenliğe ilgisi olduğunu söyleyen oyuncu Cemre Baysel’in açıklamalarını okurken aklıma geldi: "Ben bir dünya kurmak isterim. Örneğin; 'Hamnet' Oscar aldı ama aslında ödülü oyuncunun kendisi alıyor; rejisel bir dokunuş göremiyorsunuz. Sadece bir kamera duruyor ve orada bir resital dönüyor. Ben bir dünya kurmayı seviyorum, bu bana bir ruha üflemek gibi geliyor. Yönetmenlik, benim için oyunculuğun da ötesinde çok saygıdeğer bir meslek. Bir gün ben de bir dünya kurmak ve oyuncularla fikir tartışmak istiyorum, bu konuda kafamın çalıştığını hissediyorum.”
CHLOE ZHAO’NUN KURDUĞU DÜNYA OLMASA JESSIE BUCKLEY’İN PERFORMANSININ ANLAMI OLUR MUYDU?
Filmler ya da TV dizeleri genellikle oyuncular üzerinden gider. Biz perdede onları görürüz, onlarla güler onlarla ağlarız, onlarla maceradan maceraya koşar, onlarla aşık oluruz. Onların sahneleri sanal alemde elden ele dolaşır, bir sözleri, bir bakışları fenomen olur. Ve biz çoğunlukla onları bir ikona dönüştüren bu dünyayı kuran kişileri, yönetmenleri unuturuz!
Baysel’in Hamnet üzerinden söylemeye çalıştığı ‘bir dünya kurmak’ meselesi Jessie Buckley’in filmdeki Oscar’lık performansının nasıl bir işbirliğiyle ortaya çıktığını açıklıyor. Buckley’nin sinema tarihine geçen, izleyenlerin kalplerini acıtan, performansı yönetmen Chloe Zhao’nun ‘yarattığı dünyayla’ daha büyük bir anlam kazanıyor. Zaho’nun her karesi, seçtiği her kadraj, gösterdiği her imge Jessie Buckley’nin Agnes’in perdede daha da büyütüyor. Buckley'in Zhao için söylediği, "Chloé Zhao bana bir oyuncu olarak sanatın ne olduğunu yeniden hatırlattı... O beni anlamlı bir yaratım sürecine davet etti..." sözleri ikilinin ilişkisi hakkında bir fikir veriyor.
Eğer ortada güçlü bir “rejisel dokunuş” yoksa, izlediğimiz şey yalnızca iyi bir oyunculuk gösterisine dönüşebilir. Yine etkileyici olur belki ama eksiktir, hep bir eksiklik hissettirir.. Oyuncu yönetmen ilişkisiyle ilgili bir yerde okumuştum yazar, “Oyunculuk bir zirve olabilir, ancak o zirveyi dağa dönüştüren şey yönetmenin kurduğu evrendir. Işık, ritim, mekân, sessizlik, hatta boşluk… Bunların hepsi oyuncunun performansını taşıyan görünmez bir iskelet kurar. Yönetmen yoksa, o iskelet de çoğu zaman yoktur” diyordu.
“ONLARIN KURDUĞU TON, RİTİM OLMASA KARAKTERLERİMİZ BU KADAR ÖZGÜN OLMAZDI”
Robert De Niro 10 filmde birlikte çalıştığı usta yönetmen Martin Scorsese’nin oyunculuğuna ve performanslarına katkısını şöyle açıklıyor: “Marty ile çalıştığınızda, dünyayı onun gözünden görmeye başlarsınız. O dünya, performansınızı şekillendirir.”
Leonardo DiCaprio ise bugünlerde birlikte yedinci filmini çektiği Martin Scorsese’yi şu sözlerle övüyor: “O sadece sahneyi anlatmaz, sana o sahnenin neden var olduğunu hissettirir.”
Kate Winslet, Titanic’te birlikte çalıştığı James Cameron şu sözlerle anlatıyor: “Jim, oyuncunun ulaşabileceğini düşündüğünden daha fazlasını görür. Seni oraya götüren odur.”
Javier Bardem, kendisine Oscar kazandıran ‘İhtiyarlara Yer Yok’ filminin yönetmenleri Coen Biraderler için “Onların kurduğu ton ve ritim olmasa, karakterlerimiz bu kadar özgün olmazdı” diyor.
Cemre Baysel’in “dünya kurmak” vurgusu yukarıdaki oyuncu-yönetmen ilişkilerinin hepsinin kalbinde yer alıyor. Cemre Hanım işin teorisini anlamış umarım kendisin için ‘dünya kuran’ yönetmenlerle çalışır...
