Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan
Takvim baş döndürücüydü.
Önce Şubat 2025’te Cumhurbaşkanı Erdoğan Pakistan’ı ziyaret etti. Mart ayında Savunma Bakanı Yaşar Güler Suudi Arabistan’a gitti. Nisan ayında Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif Ankara’ya geldi. Mayıs ayında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Riyad’a gitti. Mayıs ayında yani Ankara ziyaretinden bir ay sonra Pakistan Başbakanı Şerif bu kez İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile tekrar görüştü.
Temmuz ayında ise Dışişleri Bakanı Fidan ile Savunma Bakanı Güler Pakistan’ı birlikte ziyaret ettiler. Eylül ayında Savunma Bakanı Yaşar Güler bu kez yalnız olacak şekilde tekrar Pakistan’ı ziyaret etti. Bu ziyaretten bir hafta sonra Pakistan Başbakanı Şerif, Suudi Arabistan’a gitti. Ekim’de Dışişleri Bakanı Fidan Riyad’a gitti. Pakistan Başbakanı Şerif bir ay sonra yeniden Riyad’ı ziyaret etti. Ekim ayında Pakistan Başbakan yardımcısı önce Riyad’ı sonra da Türkiye’yi ziyaret etti.
Birkaç ay içerisinde gerçekleşen yoğun bir diplomasi trafiğinin sonucuna nihayet yaklaştık.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şubat 2025’te Pakistan ziyareti ile başlayan bir süreç dün Pakistan Savunma Bakanı’nın yaptığı bir açıklamayla artık gün yüzüne çıktı.
Pakistan Savunma Bakanı Muhammad Harraj, Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın üçlü bir savunma anlaşması taslağı hazırladığını açıkladı. Harraj, taslağın halen incelendiğini ve tam bir uzlaşma gerektirdiğini ifade etti.
Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan hattında dillendirilen bu yeni güvenlik vizyonu, son yıllarda Ankara’nın dış politikada giderek daha fazla vurguladığı bir fikrin devamı niteliğinde. Bu vizyon Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait. Türkiye’nin bölgesel istikrar ve huzuru için ortaya koyduğu gayretlerin devamı niteliğinde.
Temel mantığında ise şu yaklaşım yatıyor. Bölgenin kaderi, bölge dışı aktörlerin inisiyatifine bırakıldıkça sorunlar çözülmüyor; aksine daha karmaşık ve kronik hale geliyor.
Ortadoğu’dan Güney Asya’ya uzanan geniş coğrafyada yaşananlara baktığımızda, neredeyse her büyük krizden sonra aynı tabloyla karşılaşıyoruz. Önce ülkeler arasındaki güvensizlik derinleşiyor, ardından “dengeleyici” adı altında dış aktörler sahaya davet ediliyor. Sonuç ise genellikle daha fazla........
