menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Faiz korkusu, yapay zeka satışı, huy değişimi

114 0
19.10.2026

6-7 Ekim tarihlerinde piyasalarda ne olduysa yatırımcıların huyu suyu değişti. Dünya borsaları henüz büyük bir çöküş yaşamadı ama piyasalardaki alışılmış dengeler bozuldu. Yapay zekâ şirketlerinin öncülüğünde yükselen borsalarda şimdi yine aynı şirketler satışların başını çekiyor. Dolar değer kazanırken tahvil faizleri geriliyor, teknoloji hisseleri düşerken klasik sanayi şirketleri yükseliyor. Altın ise doların güçlenmesi ve yüksek faiz baskısıyla yön bulmakta zorlanıyor.

Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir düzeltmeye değil, paranın yeniden dağılımına ve yatırımcıların risk algısındaki değişime işaret ediyor. Üstelik bu kez piyasaların karşısında tek bir tehdit yok. Yapay zekâ yatırımlarının finansman ihtiyacı, yükselen enflasyon, petrol fiyatları, Fed'in faiz politikası ve ABD ara seçimleri aynı anda fiyatlanıyor.

DÜNYA BORSALARINDA KAYIP SINIRLI, DEĞİŞİM BÜYÜK

Tüm dünya borsalarını temsil eden MSCI ACWI Endeksi 6 Ekim'de 1.157 puanla 13 Ağustos'ta gördüğü 1.163 puanlık tarihî zirvenin yalnızca 6 puan altında bulunuyordu. Geçen haftayı 1.129 puandan kapatan endekse göre dünya borsalarının 10 günlük kaybı yüzde 2,4 düzeyinde kaldı.

İlk bakışta korkulacak kadar büyük bir düşüş yok. Ancak toplam kayıptan daha önemli olan, sektörler, ülkeler ve varlık sınıfları arasındaki dengelerin sert biçimde değişmesi. Bilinen korelasyonlar zayıflıyor, kısa vadeli fırsatları kovalayanlarla uzun vadeli riskleri fiyatlayanlar karşı karşıya geliyor. Piyasalar testere ağzı gibi bir aşağı bir yukarı hareket ediyor.

Pandemi sonrasında küresel borsaların başlıca sürükleyicisi olan yapay zekâ şirketleri şimdi düşüşün de öncülüğünü yapıyor.

ABD'li yarı iletken şirketlerini temsil eden SOX Endeksi 6 Ekim'deki 13.350 seviyesinden 16 Ekim'de 11.137'ye geriledi. Kayıp yüzde 16,6'yı buldu.

Teknoloji ağırlıklı Güney Kore Borsası ekim ayında yüzde 16 düşerek en sert kayıplardan birini yaşadı.

Muhteşem Yedili hisselerini temsil eden MAG Endeksi ise 13 Ekim'de 38.721 puanla rekor kırdıktan sonra yalnızca üç işlem gününde yüzde 4,6 geriledi.

Teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq 100 Endeksi de 6 Ekim'de 31.208 puanla zirveyi gördükten sonra yüzde 6,5 değer kaybetti.

Buna karşılık ABD'nin en büyük 500 şirketini temsil eden S&P 500'ün 6 Ekim sonrasındaki kaybı yüzde 2,4'te kaldı.

Klasik sanayi ve üretim şirketlerinin ağırlıkta olduğu Dow Jones Endeksi ise eylül sonuna göre yüzde 2,1 yükseldi ve geçen cuma günü yeni zirvesine çıktı.

Aradaki fark dikkat çekici. Teknoloji ve yarı iletken hisselerinde çift haneli kayıplar yaşanırken sanayi şirketlerini temsil eden endeks yükseliyor. Demek ki yatırımcılar bütün hisselerden aynı anda kaçmıyor; riskin nerede yoğunlaştığını yeniden değerlendiriyor.

YAPAY ZEKÂ YÜKSELİŞİNİN FATURASI

Piyasaları karıştıran gelişmenin merkezinde bize göre yapay zekâ var. Bu alana o kadar büyük kaynak aktarıldı, şirket değerlemeleri o kadar yükseldi ve yatırım harcamaları o kadar büyüdü ki artık sektöre giren veya sektörden çıkan paranın piyasalara etkisi de olağanüstü boyutlara ulaştı.

Yapay zekâ, teknoloji sektörünün sınırlarını çoktan aştı. Veri merkezleri, çipler, enerji, altyapı ve finansman ihtiyacı üzerinden ekonominin yatırım harcamalarını ve büyüme dinamiklerini etkiliyor. Dolayısıyla bu alandaki bir yavaşlama yalnızca teknoloji hisselerini değil, yatırımları finanse eden piyasaları da etkileyebilir.

Üstelik yapay zekâ yatırımlarında kritik bir soru var: Harcanan paranın karşılığı ne zaman ve ne ölçüde alınacak?

Şirketler veri merkezleri kurmak, çip satın almak, enerji altyapısı oluşturmak ve rekabette geride kalmamak için milyarlarca dolarlık yatırımlara girişiyor. Buna karşılık bu harcamaların yaratacağı gelir ve kârların ne kadar hızlı gerçekleşeceği henüz kesin değil.

Bugün yüksek değerlemeler büyük ölçüde gelecekteki kazanç beklentilerine dayanıyor. Beklenen kârlar gecikirse veya yatırımların geri dönüşü tahmin edilenden düşük kalırsa hisse fiyatları iki taraftan baskı görebilir. Hem kâr beklentileri aşağı çekilir hem de gelecekte elde edilecek kazançların bugünkü değeri düşer.

İşin bir de finansman boyutu bulunuyor. Yapay zekâ yatırımlarının önemli bir bölümü şirketlerin nakit akışlarıyla karşılanabilse de sektörün büyümesi dış finansman ihtiyacını artırıyor. Bu nedenle faizlerin yüksek kalması, borçlanma maliyetleri kadar yatırım projelerinin beklenen getirisini de........

© Habertürk