menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bozkırın mührü, Boğaz’ın sultanına karşı: “06” VS “34”

8 0
11.02.2026

Ankara: “La bak hele İstanbul! Sen hala o gümüş saplı bastonunla Galata’da piyasa yapıyorsun ama ayağındaki o rugan ayakkabı benim Dikmen yokuşunu görse ‘İmdat!’ diye bağırır. Sen Boğaz’da lüfer yerken naz yaparsın, ben Ulus’ta kelle paçayı içer, ayaza karşı ‘Bismillah’ derim. Sen ‘Zât-ı Âliniz’ diye dolanırken, ben ‘Bebe’ dediğim adamla dünyayı fethederim. Sen Payitaht’tın ama düşman o Boğaz’a demirleyince, seninkiler sarayın penceresinden bakarken, ben burada meclisin önünde gaz lambasıyla vatanı kurdum be koçum!”

İstanbul: “Aman yarabbi, yine o ‘Bebe’ hitabı… Azizim, o kaba tabirleriniz benim Boğaz’ın serin sularını bile hararete boğdu. Siz bozkırda toz yutarken, ben lisan-ı münasip ile cihanı parmağımda oynatıyordum. Sizin o gri binalarınızın arasında bir........

© Haberton