menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkes bu kadar dürüstse bu yalanları kim söylüyor?

15 0
22.08.2026

Bir mahalle düşünün. Yüz hane. Her kapıyı çalıp sorun: “Siz dürüst müsünüz?” Yüz kişi de “Elbette.” diyecek. Sonra aynı mahallede bir hafta geçirin. Sözünde durmayanları, arkadan konuşanları, verdiği borcu ödemeyenleri, küçük ama sürekli yalanları sayın. Rakam yüzü aşacak.

Bir aritmetik hatası var burada. Ya matematik yanlış, ya insanlar.

Bu ülkede kimse kendine kötü demez. Herkes iyidir, herkes vicdanlıdır, herkes mağdurdur. Sorduğunuzda çoğu aynı cevabı verir: “Ben kimseye kötülük yapmam.” Peki bunca kötülük nereden geliyor? Yalanı kim söylüyor, sözünden kim dönüyor, hakkı kim yiyor? Ortada bir fail yok ama fiil sayısız. Suçlusu bulunamayan bir suç mahalli gibi: herkes tanık, lakin kimse sanık değil.

Cevabın bir kısmı insanın kendine kurduğu terazide saklı.

Kendi yalanını “beyaz yalan” sayar, başkasınınkine “yalancılık” der. Kendi çıkarını “hakkımı korudum” diye açıklar, başkasınınkini “menfaatçilik” olarak damgalar. Kendi öfkesi haklıdır, karşısındakinin öfkesi saldırganlıktır. Kendisi sustuğunda “tartışmayı büyütmemiştir”, başkası sustuğunda “işine gelmediği için kaçmıştır”.

Aynı davranış iki ayrı isimle anılır; hangi ismi alacağı, kimin yaptığına bağlıdır.

Psikolojide bunun en yakın karşılıklarından biri aktör-gözlemci etkisidir. Kendi davranışımızı açıklarken içinde bulunduğumuz şartlara bakmaya daha yatkınız: “Yorgundum, o gün çok stresliydim, mecbur kaldım.” Başkasının aynı davranışını açıklarken ise karakterine yöneliriz: “Zaten öyle biri, hep böyle yapar.”

Kendimize bağlam tanırız, başkasına etiket.

Buna bir de kendini kayıran zihinsel eğilimler eklenir. Başarımızı karakterimize, başarısızlığımızı şartlara bağlamak; kendi kabahatimize mazeret bulup başkasının kabahatinden kişilik analizi çıkarmak pek zor değildir. İnsan zihni tarafsız bir mahkeme salonundan çok, sanığı da avukatı da aynı kişi olan tuhaf bir duruşmaya benzer.

Üstelik işin en sinsi kısmı şu: Bu her zaman bilinçli bir yalan değildir.

İnsan gerçekten inanabilir kendi dürüstlüğüne.

Aynaya bakar, kötü bir şey görmez. Çünkü hafıza da bütünüyle tarafsız değildir.........

© Haberton