Ahmet Bilgehan Arıkan ile “Satır Arası”
“Bazı insanlar kelimeleri sadece yazar, bazıları ise onları kâğıda birer mühür gibi nakşeder. Bu hafta Satır Arası’nda; 58 yıllık bir mirası, 13 punto hassasiyetiyle geleceğe taşıyan ‘Kitap Mimarı’ Ahmet Bilgehan Arıkan ile kelimelerin sıhhati üzerine derin bir yolculuğa çıkıyoruz.”
Öncelikle hoş geldiniz diyor ve söyleşimizin başlangıcında bir iki cümleyle sizi tanımak istiyoruz. Ahmet Bilgehan Arıkan Kimdir?
Hoş bulduk. Ömrünü mürekkep kokusu ve kâğıt dokusu arasında geçirmiş, kelimelerin sıhhatine inanmış bir zanaatkârım. 58 yıllık bir aile mirasının taşıyıcısı, mizanpajın bir matematik değil, bir “Kitap Mimarlığı” olduğuna inanan ve her eseri bir mühür gibi geleceğe taşımayı gaye edinmiş bir yayıncıyım.
Yayın hayatına nasıl başladığınızdan ve ne kadar zamandır yayıncılıkta olduğunuzdan bahseder misiniz biraz?
Yayıncılık benim için bir tercih değil, bir kader birliğiydi. Aileden gelen 58 yıllık birikimin içine doğdum. Mürekkebin kağıtla vuslatını mutfakta öğrendim. Yıllar içinde bu zanaatı, dijitalin imkanlarıyla harmanlayarak “Satır Arası” vizyonuna dönüştürdüm. Yani neredeyse kendimi bildim bileli bu vadide yürümekteyim.
Edebiyat alanındaki katkılarınızı biliyoruz. Bize ne tür zorluklarla karşılaştığınızı anlatır mısınız?
En büyük zorluk, “hızın” estetiği öldürdüğü bir çağda sabrı savunmak. İnsanlar artık mizanpaja sadece bir “sayfa düzeni” olarak bakıyor. Oysa biz, 13 punto hassasiyetiyle, her satır arasında okura nefes aldırmaya çalışıyoruz. Amatör ruhla yapılmış, kelimelerin sıhhatini bozan işlerin piyasada çoğalması ve nitelikli işçiliğin “maliyet” olarak görülmesi karşılaştığımız en büyük engel.
Ailenizde sizden başka sanatın herhangi bir alanıyla ilgilenen var mı?
Evet, sanat ve zanaat bizim ailemizin genlerine işlenmiş bir ruh halidir. Biz sadece iş yapmıyoruz; bir mirası devralıp ona can suyu veriyoruz. Bizim ailede bir şeyi sadece “yapmak” değil, ona bir “ruh katmak”, bir şifa veya bir hayat üflemek esastır.
Annem, bu zanaatın en sessiz ve en muazzam ustasıdır; o, ömrünü insan yetiştirme sanatına adamıştır. Önce dört çocuğunu sevgiyle, emekle........
