Medine'de Bir Cuma Günü, Cuma Hutbesi ve İlahi Eğitimin İncelikleri- Cuma Suresi’nin Günümüze Yansımaları
Bir Cuma’ya daha ulaştık.
Her Cuma olduğu gibi camilere yöneldik, Cuma namazını kıldık ve minberdeki hatibin hutbesini dinledik, namazımızı eda eyledik Rabbim Cuma namazlarımızı ve diğer tüm ibadetlerimizi kabul eylesin
Her Cuma günü kıldığımız Cuma namazı ile ilgili , bu adla bir sure olduğunu hepimiz biliriz. Bu surenin 11. Ayetini, Cuma vesilesiyle yeniden düşündüm. Sureyi tefsir eden alimler, suredeki kelime dizilişlerinin, sadece birer cümle yapısı değil; insan psikolojisini, toplumsal ihtiyacı ve ilahi terbiyeyi ilmek ilmek işleyen bir mühendislik harikası olduğuna işaret etmektedirler. Bu ayrıntılara dalmadan, surenin vahyedildiği o ana gidelim. Bugün, gelin hep birlikte, zihinimizde, zihin dünyamızda yüzyıllar öncesine, vahyin taptaze indiği o demlere bir tatlı yolculuğa çıkalım. Bakalım nelerle karşılaşacağız
1. Tarihsel Perde: O Gün Medine’de Ne Oldu?
Yine bir Cuma günü...
Medine'de Mescid-i Nebevi'deyiz.
Medine’de hayatın zor olduğu, kıtlık ve pahalılığın (ğalâü’l-es’âr) hüküm sürdüğü günlerden bir gün…
Minberdeki hatip, bizzat Alemlerin Efendisi Hz. Peygamber (s.a.v.)..
Mescidde huşu içinde bir sessizlik varken, tam o esnada dışarıdan birden büyük bir gürültü, davul ve def sesleri yükseliyor. Şam’dan gelen, Dihye el-Kelbi liderliğindeki büyük bir ticaret kervanı şehre giriyor.
Sadece mal getirmeyen kervanın; gelişi adet olduğu üzere duf (tef) ve ma'azif (çalgı aletleri) sesleriyle, yani büyük bir eğlenceyle (lehv) ilan ediliyordu. Bu sesler, açlık ve ihtiyaç içindeki halk için bir "kurtuluş” anllamına gelmiş, iİhtiyaç ve rızık kaygısı ağır basmışa ve cemaat bir anda , Mescid-i Nebevi’yi boşalmış, kervana doğru koşmuştur. Hz. Peygamber (sav) minberde ayakta kalmıştı; yanında sadece 12 sadık sahabi kalmıştır.
İşte tam bu sarsıcı sahne üzerine Cuma suresinin 11. ayeti nazil oluyor.
Peki, bu ayet sadece o gün mescidi terk edenlere mi bir şeyler söylüyor?
Eğer böyle inanırsak, Kur'an’ı tarihin tozlu sayfalarına ve dar bir zaman dilimine hapsetmiş oluruz. Oysa o ayet, aslında her Cuma günü ve Cuma dışındaki her anımızda bizlere hitap ediyor; bizleri muhatap alıyor ve hayatın hengamesi içinde yapılması gerekenleri, niyetlerimizin pusulasını söylüyor.
Peki, ne söylüyor ve nasıl söylüyor?
Kelimelerin diziliminden zamirlerin tercihine kadar hangi üstün söz sanatlarıyla, hangi ilahi mühendislikle bize sesleniyor?
Gelin, hep birlikte, arapça bilelim bilmeyelim, yapay zeka ile birlikte oluşturduğumu görseller eşliğinde bu belagat şaheserini, bu ilahi mucizeyi yakından inceleyelim:
وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًاۨ انْفَضُّٓوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَٓائِمًاۜ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِۜ
وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ
İnsan Psikolojisinin ve İhtiyacın Aynası
Ayetin başlangıcı, olayı bizlere bir haber gibi sunarken muazzam bir psikolojik tespitle başlar:
وَاِذَا رَاَوْا تِجَارَةً اَوْ لَهْوًاۨ انْفَضُّٓوا اِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَٓائِمًاۜ قُلْ مَا عِنْدَ اللّٰهِ خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الرَّازِق۪ينَ
"Bir ticaret veya bir eğlence gördüklerinde...".
Ayetteki ticaret ve lehv kelimeleriniz Türkçemizde de kullandığımızı unutmayalım
Peki Neden Önce "Ticaret" kelimesi kullanıldı?
Belagat uzmanları ve müfessirler, burada ticaretin (تِجَارَةً) eğlenceden (لَهْوًا) önce zikredilmesinin (takdim) tesadüf olmadığını vurgulamaktadırlar. Kervan şehre girerken kulağa çarpan ilk şey eğlence (davul/def) sesleridir; ancak Kur'an, duyulanı değil, asıl niyet edilen hedefi öne alır.
Asıl Maksat (Kasıt/hedef): İnsanları mescitten dışarı çıkaran asıl muharrik güç eğltur. ence tutkusu değil, karınlarını doyurma ve ticaret yapma ihtiyacı olmuştur. İbn Atiyye’nin de belirttiği gibi; ticaretin önce zikredilme sebebi, onun nefsin ve ruhun karşısına çıkan........
