menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SICAK EKMEĞİN TERBİYESİYLE PARMAK KAYDIRMANIN SARHOŞLUĞU ARASINDA

12 0
14.12.2025

Bir ömrün içine iki ayrı çağ sığar mı?
Sığarmış…
Ben sığdığını gördüm; okuyarak değil, yaşayarak…

Çıra ışığında ekmeğin hakkını düşünerek büyüyen bir çocuktum…
Ekmek eve varana kadar yenmezdi…
Haber ajans saatine kadar beklenirdi…
Oyuncak bulunmazdı; yapılırdı…

Bugün ise cebimde Amerika’nın aklı, Japonya’nın teknolojisi, dünyanın bütün bilgi atlası var…
Parmağımı sürüyorum; kapılar açılıyor…
Bir kaydırışta kıtalar geçiyorum…
Bir dokunuşta kütüphanelere giriyorum…
Söz görüntüye, görüntü hıza, hız da insanı içine çeken bir sarhoşluğa karışıyor…

İki âlemi de gördüm ben…
Yokluğun insanı terbiye ettiği zamanı da,
varlığın insanı gevşettiği bu çağı da…

Ve şimdi bu iki çağın tam ortasında durup,
kendime ve çağımıza şu suali sormaktan geri duramıyorum…

Bu kadar nimet bizi Rabbimize mi yaklaştırdı…
yoksa bizi daha mı çok dünyevîleştirdi?

Orta ikinci sınıftaydım…
Çarşıya epeyce uzak, uzun bir yolun kenarında otururduk…
O yol çarşıya varırdı…
Çarşının tam ortasında bir fırın vardı…

Babam üç tane pide almamı tembihlemişti…
Elazığ’ın tırnaklı pidesi…
Fırından yeni çıkmış, eli yakacak kadar sıcak,
dişi titretecek kadar kıtır…

Ekmek fırından çıkınca sadece karın doyurmazdı…
İradeyi de imtihana çekerdi…

Yolda dayanamadım…
Bir buçuk pideyi eve varmadan yedim…

Ekmek bitince midemde bir sıcaklık,
kalbimde tarif edemediğim bir sıkışma vardı…
Eve vardığımda babam ekmeğe değil,
terbiyeye baktı…

Uzun bir nasihat dinledim…
— Yolda ekmek yenmez…
— Ayakta ekmek yenmez…
— Ekmek eve varana kadar sabredilir…
— Ve en mühimi…
O üç ekmekte senin olmayan haklar vardı…

O gün açlıktan çok,
başkasının hakkını öğrendim…
Sıcak ekmeğe sabretmenin,
insana sabretmeyi öğrettiğini o gün........

© Habername