menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DİL, DİN VE TARİH SÜTUNLARI GÜÇLENMEDEN ÜMMET AYAĞA KALKAMAZ

10 0
11.06.2026

Çok sık tekrarladığım bir hükmü, bir kez daha ifade etmek istiyorum:

Üç yüzyıldır dünyaya her yönüyle hâkim olan Batı medeniyeti, ne kendi insanlarına ne de yüzlerce farklı milletten ve kavimden oluşan insanlığa huzur ve saadet getirebildi. Kan, zulüm, haksızlık, hukuksuzluk, savaş ve katliam dünyanın birçok bölgesinde aralıksız devam ediyor. Başta Rusya-Ukrayna Savaşı olmak üzere; İran, İsrail, Lübnan, Filistin ve Doğu Türkistan coğrafyalarında kan ve gözyaşı artarak sürüyor.

Batı medeniyeti (Avrupa ve ABD), insanlığa vaat ettiği barış ve refahı sağlayamıyor. Çare ise İslam'da ve Müslümanlardadır. Ne var ki Müslümanlar, ellerinde taşıdıkları kurtuluş reçetesinden o kadar uzaklaşmış durumdalar ki; elindeki balı sirkeyle değiştirmeye çalışan gafil bir tüccarı andırıyorlar. Hâlâ Batı'dan medet umuyor, hâlâ katillerden merhamet bekliyorlar.

İslam dünyası; tarihin farklı dönemlerinde, Dört Halife, Abbasîler, Selçuklular ve Osmanlı zamanında insanlığa sunduğu huzurdan, adaletten ve barıştan habersizmiş gibi davranıyor. Cebindeki reçeteyi görmeyen bir hasta misali, kokuşmuş Batı'nın sahte ilaçlarına umut bağlıyor.

Osmanlı'yı yıkıp parçalayanlar, asırlar boyunca kendilerini idare eden bu güçten o kadar rahatsız oldular, ona karşı içlerinde o kadar büyük bir kin, nefret ve korku beslediler ki; bu medeniyetin yeniden ayağa kalkmaması için ellerinden gelen her türlü girişimde bulundular.

Öncelikle Osmanlı coğrafyasını onlarca parçaya ayırdılar. Onun topraklarında kurulan irili ufaklı devletlerin ve devletçiklerin dillerini, alfabelerini, dinî ve mezhebî anlayışlarını, ölçü sistemlerini, tarih yorumlarını ve sosyolojik bakış açılarını değiştirerek birbirlerinden uzaklaştırdılar.

Bunun en büyük........

© Habername