menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AMERİKA’DA 30 YILIN ARDINDAN: TALEP ETMEZSENİZ KİMSE SİZE VERMEZ!

8 0
22.10.2026

AMERİKA’DA 30 YILIN ARDINDAN: TALEP ETMEZSENİZ KİMSE SİZE VERMEZ!

Kemal BOZKURTHabername.com

Bugün sizlerle yaklaşık otuz yıllık Amerika hayatımdan iki hatıramı paylaşmak istiyorum. Aslında bu iki hatıra, Amerika’daki sistemin nasıl işlediğini anlamak bakımından oldukça önemli. Aynı zamanda biz Türklerin, özellikle de yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın üzerinde düşünmesi gereken bazı dersler içeriyor.

Yaklaşık otuz yıl önce Amerika Birleşik Devletleri’ne ilk adımımı attığımda, bir gün bu ülkenin en köklü halk kütüphanelerinden birinde çalışacağımı, orada yıllarımı geçireceğimi ve birbirinden ilginç hadiseler yaşayacağımı nereden bilebilirdim?

Amerika’ya gelişimden yaklaşık bir yıl sonra, Boston’ın kuzeyinde bulunan Lawrence şehrinin Halk Kütüphanesi’nde (Lawrence Public Library) çalışmaya başladım.

Kütüphaneye nasıl girdiğimi, hangi hadiseler neticesinde burada göreve başladığımı da inşallah başka bir yazımda anlatırım.

Ancak bugün sizlere kütüphanede dikkatimi çeken bir meseleyi ve bu meselenin bana öğrettiklerini anlatmak istiyorum.

HARVARD’IN, MIT’NİN BULUNDUĞU EYALETTE BİR HALK KÜTÜPHANESİ

Bildiğiniz üzere Massachusetts, Amerika’nın eğitim, bilim ve kültür bakımından en önemli eyaletlerinden biridir.

Dünyanın en saygın üniversiteleri arasında yer alan Harvard Üniversitesi, Massachusetts Institute of Technology (MIT), Boston Üniversitesi ve Tufts Üniversitesi gibi yükseköğretim kurumları bu eyalette bulunmaktadır.

Böylesine güçlü bir eğitim ve kültür ortamına sahip Massachusetts’in kuzeyindeki Lawrence şehrinde bulunan halk kütüphanesinde çalışmak benim için önemli bir tecrübeydi.

İşe başladıktan sonra kütüphaneyi tanımaya, koleksiyonları incelemeye ve raflar arasında dolaşmaya başladım.

Bir husus hemen dikkatimi çekti.

Kütüphanede doğal olarak İngilizce kitaplar çoğunluktaydı. Ancak kitapların ve süreli yayınların önemli bir bölümü de İspanyolcaydı.

Tahminimce koleksiyonun yüzde 10-15 kadarı İspanyolca yayınlardan oluşuyordu.

Kitaplar, dergiler, gazeteler…

Peki, neden İspanyolca?

Çok geçmeden bunun cevabını öğrendim.

Lawrence şehrinde özellikle Dominik Cumhuriyeti ve Porto Riko kökenli çok büyük bir nüfus yaşıyordu.

Dolayısıyla şehirde İspanyolca konuşan insanların sayısı oldukça fazlaydı.

Bu insanların çocukları, gençleri ve yetişkinleri kendi ana dillerinde kitap okumak, gazete takip etmek ve kültürlerini yaşatmak istiyorlardı.

Kütüphane de bu ihtiyaca cevap veriyordu.

Ancak benim aklıma başka bir soru takılmıştı:

Peki, Türkçe kitaplar nerede?

AMERİKA’DA İSTEMEYENE KİMSE BİR ŞEY VERMİYOR!

Zaman içerisinde öğrendim ki Amerika’da özellikle yerel kamu hizmetlerinin şekillenmesinde toplumun talepleri büyük önem taşıyor.

Bir şehirde belirli sayıda bir etnik veya dil topluluğu yaşıyorsa bu insanlar kütüphane yönetimine başvurabiliyorlar.

“Biz bu şehirde beş yüz kişiyiz, bin kişiyiz veya üç yüz kişiyiz. Çocuklarımızın ana dillerini unutmamalarını istiyoruz. Kendi dilimizde kitaplar, dergiler ve diğer yayınlar talep ediyoruz.”

Elbette her talebin mutlaka karşılanacağı anlamına gelmiyor bu. Bütçe, ihtiyaç ve kütüphanenin imkânları da önemli.

Ancak talep etmediğiniz takdirde sizin böyle bir ihtiyacınızın bulunduğunu kim nereden bilecek?

İşte meselenin özü burada!

O yıllarda kütüphanelerde yalnızca kitaplar değil, farklı dillerde gazeteler ve dergiler de bulunuyordu.

Hatta Boston Halk Kütüphanesi gibi büyük kurumlarda dünyanın çeşitli dillerinden yayınlarla karşılaşmak mümkündü.

Bugün internetin yaygınlaşmasıyla basılı gazetelerin ve dergilerin eski ağırlığı kalmadı. Fakat o yıllarda bu yayınlar, göçmen toplumların kendi ülkeleriyle ve kültürleriyle bağlarını sürdürmeleri bakımından son derece önemliydi.

Ben de bu sistemin nasıl işlediğini öğrendikten sonra başka bir meseleyi gündeme getirdim.

“BU ŞEHİRDE SENDEN BAŞKA KAÇ MÜSLÜMAN VAR?”

Bir gün kütüphanedeki amirime sordum:

“Peki, kütüphanemizde İslamiyet hakkında neden yeterince kitap bulunmuyor?”

Aldığım cevap oldukça ilginçti:

“Kemal, bu şehirde senden başka kaç Müslüman yaşıyor?”

Doğrusu bu soru karşısında biraz şaşırmıştım.

Sonra araştırdım. O yıllarda Lawrence ve çevresinde Müslüman nüfus bugünkü kadar görünür değildi.

Peki, ne yapabilirdik?

Kütüphane yönetiminin........

© Habername