menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DİL NE KONUŞTUĞUNU BİLMEZ İSE

10 0
wednesday

Renk karışınca bordo, kelime karışınca maazallah şirk

Bir zamanlar bu topraklarda bir davul vardı. Mehter vurduğunda düşmanın yüreği daralırdı.

Bir zamanlar ateşler vardı. Mekke'nin fethinden önceki gece Merrüzzahrân'da on bin ateş yakılmıştı. O ateşler bir ordunun değil, bir imanın büyüklüğünü gösteriyordu.

Ve bir nida vardı. Süngüler takılır, siperlerden çıkılırdı. Karşıda Rus'un topu, yanı başında Karadeniz. O an yükselen ses tekti: "Allah Allah!" O nida düşmanın kalbine inerdi. Toprağa düşen şehidin son nefesi, sağ kalan gazinin ilk duası olurdu. Bu ses bir milletin hafızasıydı.

Aynı topraklarda, bir stadyumda, davullar yine vuruluyor. Ateşler yine yakılıyor.

Ve artık ayrı bir nida yükseliyor:

"Allah Allah, Muhammed Salah!"

Davula vuran çok, ama davul artık başka bir şeye hizmet ediyor. Yakılan ateşin ise dinle hiçbir alakası yok.

Bir futbolcu yaylaya çıktı, bir taşa oturdu, bir fotoğraf çektirdi. Çok geçmeden o taşın önünde başkaları da fotoğraf çektirmeye başladı. Sonra belediye, taşın yanına bir bank koydu. Yaylanın adı unutuldu, tabelaya futbolcunun adı yazıldı. Sonra bir gece bank da tabela da çalındı.

Gülüp geçebilirdik. Bir taş, bir bank, bir tabela... Ama küçük basamaklar büyük yollara çıkar.

Bir din kurmak için üç şey yeter: bir mabet, bir biat, bir zikir.

Tribün mabet oldu. Yayla biat yeri oldu. Geriye bir zikir kalmıştı.

Şimdi kulağımızı dinleyelim.

Bu toprağın kulağı bir cümleyi ezbere bilir. Doğan çocuğun kulağına o fısıldanır, ölenin dudağına o konur:

"Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah."

Tribünden yükselen ses ise şu:

"Allah Allah, Muhammed Salah."

Önce Allah, sonra Muhammed, sonra aynı sesle biten bir kafiye. Kalıp yerinde duruyor. İçinden Resûlullah çıkarılmış, yerine bir futbolcunun adı konmuş.

Ve kimse fark etmiyor.

Renkler karışınca bordo olur.Kelimeler karışınca,........

© Habername