Ayırt Etme Sanatı/ KAD & Fıkıh
Modern dünya bizi devasa bir bilgi okyanusuna fırlatırken, ne yazık ki elimize bu okyanusta yolumuzu bulacak sağlam bir pusula vermedi. Her gün yüzlerce haber, yorum, analiz ve “uzman görüşü” arasında sürükleniyoruz. Bu karmaşada sıkça başvurulmasını arzu ettiğimiz “Kritik ve Analitik Düşünme” (KAD) kavramı, bu çağın insanına çok önemli çıkış yolları ve çözümleme imkânı sunabilir… Üstelik bu kavram yeni bir keşif gibi sunulsa da aslında bizim kültür ve inanç kodlarımızda karşılığı olan bir düşünme biçimidir… Şöyle ki, dikkatle bakılıp tartıldığında bu zihinsel disiplinin kökleri, kadim medeniyetimizin ve inanç dünyamızın en güçlü damarlarından biri olan fıkıh biliminde zaten mevcut olduğu görülecektir.
Çoğu zaman sadece bir kanunlar bütünü diye düşünülen fıkıh, büyük İslam âlimi İmam-ı Âzam Ebu Hanife’nin o sarsıcı tanımında gerçek anlamını bulur: “Fıkıh; kişinin lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesidir.” Bu tanım, fıkhı kuru bir kurallar ve yasalar silsilesi olarak algılamaktan uzaklaştırıp hayatın tamamını kuşatan bir farkındalık disiplinine dönüştürür. Dahası bu yaklaşım fıkhı, pasif bir bilgi alanı olarak değil; “Müslümanca yaşama sanatı” içinde aktif, dinamik ve analitik bir düşünme biçimi hâline getirir.
Fıkıh ile kritik düşünme arasındaki akrabalık, her iki disiplinin de veriyi ham hâliyle kabul etmeyi reddetmesiyle karşımıza çıkan bir benzeşme ile başlıyor... Bugün nasıl ki bilimsel olarak ortaya konulan prensiplerle “kritik-analitik düşünme” bilginin kaynağını, doğruluğunu ve bağlamını sorgulamayı gerektiriyorsa; fıkıh da yüzyıllardan bu yana, çok daha titiz bir hassasiyetle kendine has sistematikler ve usuller (metodoloji) geliştirmiştir. Bu bağlamda genel hatlarıyla her iki disiplinde debir bilginin sadece “ne ifade ettiği” değil, “ne, nasıl, nerede, ne zaman, niçin ve kim tarafından geldiği” ve bize “ne işaret ettiği” önemlidir. Bahusus kritik düşünmenin en temel soruları kısaca 5N1K olarak formüle edilmiştir. Bu sorular:
-Ne? (Konuyu/olayı belirler)
-Nerede? (Mekânı/yeri belirler)
-Ne zaman? (Süreci/zamanı belirler)
-Nasıl? (Yöntemi/yapılış şeklini belirler)
-Neden? (Amacı belirler)
-Kim? (Faili/mağduru belirler) şeklinde sıralanmıştır.
Dikkatli incelendiğinde aynı şekilde İslam fıkhında bir meselenin (fetvanın) mahiyetini ve hükmünü belirleyen unsurların bu sorularla çok yakın olarak örtüştüğü görülebilecektir. Bu yüzden klasik fıkıh geleneğinde senet ve metin tenkidi gibi son derece sofistike (karmaşık, çok yönlü, detaylı) yöntemler geliştirilmiştir. Bu yaklaşım, günümüzün “fact-checking” dediği şeyin çok daha sistematik bir karşılığıdır. Fact-checking (doğruluk kontrolü), kamuoyuna sunulan bir iddianın, haberin veya verinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını belirli bir metodolojiyle araştırma sürecine verilen isimdir.
Bugün sosyal medyada dolaşan bir haberi düşünelim. Başlık dikkat çekicidir, içerik duygulara hitap eder ve paylaş tuşuna basmak saniyeler alır… Kritik düşünme burada devreye girerek “bu doğru mu?”........
