DİNDARLIĞIN AHLAKLA İMTİHANI
Günümüzde ne yazık ki dindarlık ile ahlakın yollarının ayrıldığı, temsil makamındaki bireylerin ve yapıların hataları yüzünden inanç değerlerinin sorgulandığı sancılı bir fetret devrindeyiz.
“Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyuran bir Peygamber’in ümmeti olarak; toplumda şahit olduğumuz ahlaki çözülmeler, kul hakkı ihlalleri, yolsuzluklar ve cezasızlık algısı hepimizin vicdanını derin bir şekilde kanatmaktadır.
Ahlaksızlığın kurumsallaştığı, edepsizlik ve saygısızlığın sirayet ettiği ve adalet duygusunun zedelendiği bu vasatta; kamu hakkı ihlallerinin “Sözde dindar görünümlü özde ahlaktan yoksun” kişilerce yapılması en büyük yaradır.
Haksızlık yapanların ilahi adalet önünde mutlaka hesap vereceğine inancımız tamdır; fakat dünyevi adaletin tecelli etmediği, yaptırımın adil ve caydırıcı biçimde uygulanmadığı bir toplumda huzur ve güvenden söz etmek imkânsızdır.
İslam, adaleti yalnızca ahirete ertelemek için değil; dünyada yaşanabilir, adil ve ahlaki bir nizam kurmak için vardır.
Bu yakıcı meseleyi dindarlık, ahlak ve hukuk (fıkıh)üçgeninde ele alan, günümüz krizlerine ışık tutan Dr. Osman Nuri Ünsal’ın Fıkıh-Ahlak İlişkisi adlı doktora tezinden süzülen temel hakikatleri şöyle özetleyebiliriz:
1. Ahlaka Dayalı Hukuk
Sağlıklı bir toplum düzeni sadece soğuk kanunlarla ayakta duramaz.........
