12.YOL AYRIMINDA, TERCİHLERDE, KARAR ALMADA YANLIŞLAR(1)
12.YOL AYRIMINDA, TERCİHLERDE, KARAR ALMADA YANLIŞLAR(1)
Birçok insan hayatının belli bir döneminde şöyle bir geriye dönüp baktığında ‘’Şimdiki aklım olsaydı? Keşke böyle yapmasaydım’’ gibi pişmanlık ifade eden sözleri kullanabilir, söyleyebilir. İş işten geçmiştir, yapacak bir şey yoktur. Sonuçta bir zararla karşılaşmıştır. Bunun tersi sözler de söylenebilir, iyi ki yapmışım veya iyi ki yapmamışım gibi zarardan kurtulduğu veya kazandığı zaman isabetli karar verdiğini ifade etmiş olur. Bu yazının konusu başlıkta ifade ettiğim gibi yol ayrımında tercihlerde yanlış verilen kararlardır. Karar verirken tercihimizin nasıl olacağı önemlidir. Karar nedir? Karar bir iş hakkında düşünülerek verilen kesin hüküm diyebiliriz. Hayatımız boyunca verdiğimiz ve uyguladığımız kararlarla ya isabet eder başarılı ve mutlu oluruz ya da isabetsiz kararlarımızda başarısız oluruz. İsabetli kararda sadece başarılı olmayız, maddi ve manevi kazancımız da söz konusu olur, tersine isabetsiz yanlış kararlarda da büyük maddi ve manevi zararlara uğramak da mümkündür. Yanlışların sadece zararı mı vardır? Faydası yok mudur? Yanlışlardan insanlar ders alırsa bir daha yapmazsa o sonuçta hayra çevrilmiş olur. Günahlar da yanlış olduğundan tövbe edip günahları terk edince yanlıştan dönülmüş olur. Fıkra: Temel bir suç işlemiş, ceza olarak idama mahkum edilmiş. İdam sehpasında son sözün nedir diye sormuşlar. Temel bu bana ders olsun demiş.Karar vermek yalnız her zaman irademize bağlı bir olay değildir. İrademizi aşan durumlar söz konusudur. Karar verirken kendi isteklerimizin daha doğrusu tutkularımızın tesiri altındayızdır. Şartlarımızın ortamımızın veya mahalle baskısı diyebileceğimiz çevremizin de kararlarımızda etkisi vardır. Aslında kendi serbest irademizle inisiyatifimiz ile aldığımız kararlar ayrı, çevremizin ana babamızın yakınlarımızın dostlarımızın telkinleriyle aldığımız kararlar ayrıdır. Bir de dar veya geniş çerçevede istişare ile aldığımız kararlar vardır. Kararları alırken kabaca dört farklı şekilde alırız. Bunlar:a. Kendi serbest irademizle inisiyatifimiz ile aldığımız kararlar: Bu kararların sonunda isabet edersek kazançlı çıkarız, edemezsek zarara uğrarız, mesul oluruz vebal altında da kalabiliriz. Bir karar verirken bunun artıları eksileri nedir, maddi ve manevi faydası nedir zararı nedir? Maddi faydası var, manevi zararı olacak ise o işe girilmemelidir. Asıl olan manevi zarara uğramamaktır. b. Çevremizin başta ana ve babamızın ve yakınlarımızın telkinleri ile aldığımız kararlar vardır. Evlat ebeveyninin dediklerini yapmalıdır. Anne babaya asi olmamalıdır. O iş uygun değilse anne baba münasip şekilde ikna edilmeli, anne baba kırılmadan uygun karar verilmelidir. Yakın ve dost çevresinin dedikleri ayrıca tecrübeli ve o işi bilen insanların görüşleri göz ardı edilmemelidir. Buna bir örnek vermek istiyorum. Samsunlu bir arkadaşım vardı. Okulu bıraktı, çiftçilik yapan anne ve babasının yanına döndü. Babası tarlaya tütün ekmesini istedi. O da babasına tatlı dille, tütünün zararlı olduğunu ikna ederek babasını tütün ekiminden vazgeçirdi. c. İstişare sonucu alınan kararlar. İstişareye uyularak yapılan işlerde sorumluluk olmaz, bereketli olur. Tabii istişareye ehil kimselerle istişare edilmek şarttır. Eğer istişare edilen Alim ve Mürşidi Kamil ise o işi yapmak gerekir, o işte hayır vardır. Yapılmazsa sorumlu olunur. d. İçinde bulunduğunuz ve sizin dünya görüşünüze uymayan herhangi bir arkadaş ortamında iş ortamında karşılaştığınız durumlarda psikolojik baskı sonucu karar vermek.Bu konunun bu kadar üzerinde durmamın sebebi kararlarımız veya başkalarının kararları hayatımızı derinden etkileyebiliyor, geleceğimizi karartabiliyor bizi geri dönülemez telafi edilemez zararlara uğratabiliyor olmasıdır. Hayat bir otobandır. Otobanda durulmaz geri dönülmez. Yanlış yola girerseniz en az 50- 60 km yolunuz uzar. Bu nedenle bu yazdıklarım aslında bir ufuk açma, gelecekte muhtemel maddi manevi zararları önlemek için karar safhasında tedbir almak ve temkinli olmak için uyarmaktır. Bazen de istisnai olarak aldığınız ve uyguladığımız kararlar hem olumlu hem olumsuz olabilir. O takdirde de yapacağımız fazla bir şey yoktur. Buna en güzel örnek Nasreddin Hocanın oğlu ve eşeği fıkrasıdır. Bir gün Nasreddin Hoca, oğlunu eşeğe bindirmiş kendisi arkasından ağır ağır yürüyerek köye gidiyorlarmış. Yolda bunları görenler :- Dünya tersine döndü galiba ! Baksana hâle ihtiyar adam yerde yürüyor da parmak kadar çocuk eşeğin üzerinde. Ne ayıp şey değil mi ? Diye söylenmeye başlamışlar.Bu sözleri duyan Nasreddin Hoca , merkepten oğlunu indirip kendisi binmiş. Biraz gidince bir kaç kisiye daha rastlamışlar. Onlar da :- Şu hâle bakın siz ! Koskoca adam binmiş eşeğe, parmak kadar çocuk arkasından yetişeyim diye ter döküyor, insanoğlu işte hep kendini düşünür, diye konuşmaya başlamışlar..Bu sözleri duyan Hoca :- Oğlum en iyisi gel beraber binelim. Bakalım ne diyecekler, demiş.Hoca önde oğlu arkada giderken birkaç kisi daha görmüş onları. Onlar da :- Şu insanoğlunda merhamet diye birşey kalmadı. Baksana eşeğin beli neredeyse yere değecek. Yerde yürüseler sanki ölecekler mi ? Azıcık Allah korkusu olan kimse böyle yapmaz, gibi sözler söyleyerek uzaklaşmışlar.Hoca bu sefer :- Oğlum en iyisi mi, ikimizde yürüyelim, öyle ettik olmadı böyle ettik olmadı. Bir de bu şekil deneyelim demiş.Eşek önlerinde, onlar arkada yollarına devam ederlerken , birkaç kisi daha görmüş bunları. Onlar da :- Şunların ki de akıl mı yani ? Eşek önlerinde bomboş gidiyor da her ikisi de şu sıcakta yerde yürüyorlar. İnsan, boş eşek olur da binmez mi hiç ? Demişler.Bu sözleri duyan hoca :- Gördün ya oğul, her kafadan bir ses çıkıyor. Ne yapsan beğenmiyorlar. En iyisi bildiğinden şaşmayacaksın. Elin ağzı torba değil ki, büzesin ! Demiş..
Günlük hayatımızda basit kararlar ve sonuçları bizi fazla etkilemeyebilir. Bunların üzerinde durmaya gerek yoktur. Bazı misaller üzerinden bu konuyu irdelemeye çalışacağım.Şimdi bu dört farklı şekilde alınan kararların sonuçlarını yaşamımızın muhtelif ortamlarından konumlarından örnekler üzerinde tahlil edelim:1. Evlilikler,2. Ticari işletme ve yatırımlar3. İş adamları4. Üniversite Mensupları5. Üniversite Öğrencileri6. Cemaat mensubu7. Bürokraside üst düzey yönetici8. Siyasetçi 9. Medya Mensubu1. Evlilik: Önce evlilik konusunu ele alalım. Bu konuyu daha önce de tahlil etmiştim. Günümüzde boşanmalar artmıştır. Birçok evlilik kısa sürede bitiyor devam etmiyor. Bunun muhtelif sebepleri var elbette. Yanımda çalışanlardan biliyorum, evlenmiş çocukları yetişkin yaşa gelmiş ve ayrılmışlar. Kadın problemli, erkek problemli; antidepressan ilaç kullanıyorlar. Çocuk 11 -12 yaşında benden yardım istiyor, babası evi terk etmiş; başka kadınla yaşıyor, annesi ve kardeşleri ihtiyaçlarını karşılayacak bir imkanları yok. Öğretmen arkadaşlarımın ve yakınlarımın sınıflarındaki öğrencilerin ailevi durumlarından anlattıkları dağılmış parçalanmış aileler, perişan sahipsiz çocuklar. Bunlar neresinden bakarsanız bakın toplumun kanayan büyük sosyal yaralarıdır. Böyle dağılmış parçalanmış aileler boşanmış çiftler o kadar çok ki, bütün bu insanlar psikolojik olarak nasıl rehabilite edilir, çocuklar nasıl kurtarılır topluma nasıl kazandırılır? Sevgisiz saygısız ana babadan mahrum yetişen bu çocuklar yetişkin yaşa geldiklerinde nasıl bir kişilik sahibi olacaklar? Boşanan çiftler bir gün boşanacaklarını bilseler evlenirler miydi veya evlilik kararını kolay verirler miydi? Arkadaşlarım var. 15 -20 senelik evliliklerini sonlandırdılar. Çocukları da yetişkin. Bunlar belki felaket boyutunda olaylar değil ama hoş da değil. Çünkü Allah CC nın en sevmediği helal boşanmaktır. Böyle bir durumla karşılaşmamak için evlilik kararı vermeden önce şu hadisleri göz önünde bulundurmak gerekir. 1. Eşler biribirine denk olmalıdır. Hanefi mezhebine göre kocanın karıya; nesepte, dindarlık ve takvâda, meslekte, hürriyette ve malda denk olması, yani ondan aşağı olmaması gerekir.2. Bir kadın dört şeyi için nikah edilir; malı, soyu, güzelliği ve dini, sen dindar olanını seç ki, evin bereket bulsun. (Buhari) 3. İbni Abbas (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte:“Kızını veyahut başka bir kadını içki içen biriyle evlendiren kişi sanki onu cehenneme sürüklemiş gibidir” buyrulmuştur. (Deylemî, Zebîdî) Bundan dolayı sahâbeden biri:“Kızını sarhoşa veren zinaya vermiş gibidir. Zira insan sarhoş olduğunda talak verir de farkında olmaz.4. Eşlerin nikah ve talakla ilgili fıkhi hükümleri bilmesi gerekir. Evlilikte eşler arasındaki iletişim ve ilişkilerde sevap ve günahları mükafat ve cezaları öğrenmek lazımdır. Bu konuda Yanlışlar 5. Evlilikte Yapılan Yanlışlar bölümünde konuyu işlemiştik.
Evlilikte bu esaslar çerçevesinde karar verilirse böyle dağılacak ve çocuklar perişan olacak şekilde bir yuva kurulmaz. Tabii hangi evlilikte bilinçli olarak bu hususlara dikkat edilir; bu tartışılır ayrı bir konudur. Toplum manevi olarak sosyal olarak her geçen gün gittikçe çözülüyor. Bunda cehalet de yoksulluk da büyük etkendir. Yukarda anlattığım parçalanmış aileler koca bir şekilde (terör veya suçtan) cezaevine düşmüştür(veya ölmüş olabilir), kadın çocukları ile ne yapacağını bilemez durumdadır.
Bu konu ile şu hususları da söylemeliyim ki bunlar:
1. Bazı anne ve babalar kızına gelen hiç bir talibi beğenmez. Bazen kızlar da taliplerini beğenmez. Bu yüzden birçok kız da evde kalır. 2. Yukarıda paylaştığımız hadisi şerifleri toplumun çoğu bilir. Çünkü hemen hemen bütün evliliklerde kız istenirken’’Allahın emri, Peygamber efendimizin Kavli’’ diye söze başlanarak istenir. Yani dindar olsun olmasın herkes bunları bilir.3. Bu boşanmalar aslında dindar ailelerde de az görülmemektedir. Dindar eşlerde de boşanma çok oluyorsa bir şeyler yanlış demektir. Bu ne olabilir? Dinini bilen insanların yaptıkları yanlışlar, bildikleri ile amel etmemeye bağlı demek oluyor. 4. Evlilikle ilgili fıkhi hükümleri bilmeyen eşler nikah bağını koparırlar farkında olmazlar. 5. Hataların çoğu eşlerin genç olmanın acemi ve tecrübesizliği ile ebeveynlerin 3 yaşında çocuk gibi gördükleri evlatlarından ayrılmanın şokunu yaşamalarından kaynaklanmaktadır. Bu da ebeveynlerin tecrübesizlik ve acemiliğidir. Ben kendim evliliğin ilk aylarında yorumum şu olmuştu: Bekarlık ile evliliğin ortak benzer yanını göremedim. Apayrı dünyalar.6. Evlilik kararı başta yanlış olmayabilir, süreç içinde eşler arasındaki sorunlar tartışmalar birbirlerinden karşılıklı yüksek beklentilerin olması ve fakat fedakarlık olmayışı da boşanmaların sebebi olmaktadır. 7. Şiddet olayları; sadece kadına şiddet değil, erkeğe, çocuklara ve yakınlara şiddet olayları da çok olup bunlar da bir türlü önlenememektedir.
Bu durum toplumun bütün olarak eğitime irşada ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Merhum Es’ad Coşan Hocamız bunun için Evlilik Okulu kurulmasını tavsiye ederdi. Bu tavsiyeye uyularak uzun zamandır AKRA FM de Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından Evlilik Okulu adı ile program yapılmıştır. Ayrıca Prof. Dr. Kemal Çakmaklı da Aile içi iletişim Ana Baba Okulu ve Çocuk ve Ergenlerle ilgili programlar yapmıştır. Yakın zamanda da devlet tarafından bu konunun önemine binaen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kurulmuştur. Bu bakanlığa çok iş düşüyor. Bu meseleler genel siyasi ve ekonomik durumdan bağımsız olmadığı ve ayrıca cehaletten ve yoksulluktan da kaynaklandığı için devletin buna göre çözümler üretmesi gerekiyor.
Devamı Gelecek Hafta inşaAllah. Allaha emanet olun.
